8 Kasım 2010 Pazartesi

Ne Değişecekti ki ?

2 yorum


Rijkaard'ın gidişi Hagi'nin gelişi ile birlikte hagi büyücülüğe soyunup ya da Matrix'te Morpheus'un neo'ya yaptığı gibi bir çip vasıtası ile Mustafa Sarp'a futbolculuğu mu öğretecekti ?

Galatasaray futbol tarihinin görebileceği en otoriter teknik direktör olan ve yeniçeribaşı şükür'ü dahi gözünü kırpmadan kadro dışı bırakabilecek kalli'ye dahi taktiksel dersler vermekten geri kalmayan, futbol dehası profosyenel servet çetin teknik direktör değişikliği ile beraber John Tery'ye mi döneşecekti ?

Kadroda tek alternatifi barış özbek olan ve şu an kapı dışarı bırakılsa türkiye liginde oynayacak takım bulamayan Ayhan Akman orta sahayı mı sırtlayacaktı ?

Kendisinden kat ve kat daha yetenekli olmasına karşın nasıl olduysa halen çözemediğim bir şekilde Serdar Eylik'e tercih edilen ve fizik itibari ile futbolcu olması mucizelere bağlı olan Emre Çolak bir anda canavar mı kesilecekti ?

Sanki hagi gibi ısrarla sol ayağı ile kaleye şut çeken beyinsiz futbolcu namzeti barış özbek artık Lampard gibi şut mu çekecekti ?

Sittin senedir futbol oynamayı beceremeyen ve artık internette çoluk çocuğun maskarası olan sabri sarıoğlu'ndan ne olacaktı ?
.....

uzar gider galatasaray sezon başında yaptığı hataların ağır sonuçlarını çekiyor şu an. Herkesin ağzında sakız ama kesinlikle doğru olan bir teorem var o da "Galatasaraylı yerli futbolcuların süper ligin en kötü futbolcuları olduğu" gerçeği. Mümkün mü katılmamak ? Dün trabzon'un yerlilerinin, Engin Baytar'ın, Egemen'in, Selçuk'un, Ceyhun'un sahadaki galatasaray'ın yerlilerinden üç gömlek üstün futbolcu olması işi bitirdi zaten. Selçuk İnan ile Ayhan Akman'ı, Ceyhun Gülselam ile Mustafa Sarp'ı aynı kefeye koymaya çalışmak bile başlı başına bir komedi.. 4-5 tane yabancının katkısı da bu yerli futbolcu çöplüğünde daha fazla olamaz. Nitekim misimoviç ve elano'nun oyun zekasının 1/10'una dahi sahip olmayan orta saha daha nice elano'ları, misileri göndertir. Düşünün elano gibi bir futbol zekası ne bekler ? oyuncuların akıllıca koşular ile boşluklara kaçmasını, attığı ara toplarına hareketlenmesini, en azından vasatın üstünde bir futbol zekasına sahip olmasını.. Ama bu adamlar dün bir bakıyor bunları yapan tek kişi 2-3 defans oyuncusunu peşine takan juan pablo pino.. Bilhassa elano'nun Kaç ortasının çöpe gittiğini sayamadım.. Daha evvelinde dos santosları, lincoln'leri isteyerek(!) ya da istemeyerek gönderen bu futbol zekası ile dolu zeka küpleri emin olun bu kapasiteleri ile nice elanoları, misileri gönderecektir... Açın bakın gazeteleri kim mustafa sarp'ı yazacak kim elano'ya hatalı pas attı diye sallayacak...Bu adamlar robinho'lara, grafitilere pas atıyorlardı geldikleri yerde şimdi pas attığı adamlar süper çapraz koşulara sahip, müthiş futbol zekaları sarp, ayhan, barış özbek... Peki suçlu onlar mı, onlara oynatmak zorunda kalan teknik direktörler mi yoksa koca galatasaray'a super ligin en berbat yerli futbolcularını layık görüp hiçbir alternatif getirdiği teknik direktörlere hiç bir alternatif sundurmayanlar mı ? İmkansız arkadaş imkansız bu yerli futbolcuların istisnasız tamamı gönderilip yepyeni bir takım oluşturulmadıkça biz o günleri göremeyeceğiz, o güzel günleri göremeyeceğiz..

26 Ekim 2010 Salı

Lorik

0 yorum


Bu kadar cesur bir futbolcunun Rijkaard tarafından tercih edilmemesinin altında bizim dışardan göremediğimiz ancak florya'da dönen bazı gizli kapaklı dolaplar muhakkak vardır. Rijkaard'ın bu kadar cesaretli ve üç tane barış 10 tane sarp kapasitesindeki bir adamı oynatmaması altında teknik ve taktiksel mazeretlerin olduğunu düşünmüyorum bizim bilmediğimiz bir şeyler olmalı. Geçen günlerde Mustafa Yücedağ alınan hiçbir futbolcunun Rijkaard'ın listesinde olmadığını söylemişti. Bu açıklamayı da adnan polat'ın çok öncelerde ntv'de yaptığı "Cana'yı gerets'e danışarak aldık" açıklaması belgeliyordu. Belki onun bu kadar az şans bulması yönetime karşı teknik heyetin gösterdiği bir tepkiydi.. hala bazı şeylerin içi dolmuyor.. Rijkaard gibi bir adam kendisini defalarca ipten alabilecek bir Cana'yı, hollanda biletini almasında büyük pay sahibi olan, kaçak güreşçi sarp'a hatta barış özbek'e neden tercih etmez ? Dolmuyor bu çukurlar.. Masa başından ne sallasak boş.. Sorular uzar gider artık geleceğe bakmak gerek. Bir gün telegol gibi şaplagan bir program dahi olsa rijkaard'ın ya da neeskens'in iki yüzlülerin maskesini düşüreceği ve bu soru işaretlerine cevap vereceği bir yayın yapılmasını bekleyeceğim..

Neill ile birlikte benim gözümde maçın yıldızıdır Cana. Yıllarca fenerbahçe'nin orta sahası, defansı hatta forveti'nin göstermiş olduğu sertlik karşısında tabir yerindeyse pısırık futbolcuların biat etmesi sebebi ile kepaze oluyorduk. 3 gün önce sahada iki tane adam vardı ki cesaretleri uzun yıllar kadıköy'de galatasaraylı bir futbolcuda göremeyeceğimiz türdendi. Karın boşluğuna 5 metreden çekilen şuttan sonra ayağa kalkıp ikinci şutu da kesmek nasıl bir hırstır bunu çözemedim ben. Demek bu futbolcunun her gittiği takımda kaptanlığa yükselmesindeki etken burada yatıyormuş. 30-40 bin kişinin ana avrat sövmesine aldırış etmeden gerekirse rakibin en çirkef futbolcusuna dahi tekmeyi savurmasında yatıyormuş. Elbet tekme kabul edilecek bir şey değil ama bu futbolcunun içindeki hırsın açık bir tezahürü ve yıllarca bizim kadıköy'de görmediğimiz bir arzu.. Rakibin taraftarı karşısında ezilen, korkan futbolculara o kadar alışmışız ki insan bu adamları görünce inanılmaz bir hayranlık duyuyor.. Hagi'nin futbol anlayışında Cana bir vazgeçilmez olacak bundan eminim. Sahada Hagi'nin hırsını yansıtıyor bu deli arnavut..

20 Ekim 2010 Çarşamba

Rijkaard'ı Uğurluyoruz !

0 yorum


Eğer vaktim uyarsa bu çağrıya seve seve katılmak istiyorum. Bu gün haberi aldıktan sonra ne yaptığımın farkında bile değildim, ne kadar kötü olduğumu anlatamam çok sevmişiz ustayı.. Bir şeyler yapmak için şampiyonlar ligi şampiyonu apoleti ile milan'ı, arapların paralarını reddedip buranın yolunu tutmasını hayatım boyunca unutmayacağım bu mütevazi insanın..Gidişinin, adice sabote edilişinin bu kadar koyacağını hiç düşünmezdim.. bu güzel çağrı için fikir beyan eden herkese teşekkür ederim.. Galatasaray Türkiye'dir, tribünde dün terim'e "istifa" deyip, iki gün önce "rijkaard" a siktir çekenler değil ! Adi tezgahlara seyirci kalmamak için ustayı İstanbul'da ki son dakikalarında yalnız bırakmayalım ve galatasaray'ın ne kadar büyük olduğunı ispatlayalım. Ayrıntılar:

Sevinsin Kansızlar !

0 yorum


Sevinsin sporu sağlıklı yaşam için yapmayan profesyonel galatasaray düşmanı kansızlar, göbek atsın hocasını boykot edenler, kahkahalara boğulsun hocasının babası öldüğü gün maymunluk yapanlar, "kına yaksın bu sene hocamızın da son şansı" deyip yaptığı iğrençliği güvensizliğe mal edenler.. Başardınız; kalli ve skibbe'den sonunda Rijkaard'ın da başını yediniz. Çok hemde çok sevinmeniz lazım öyle böyle değil bu sefer başını yediğiniz adam dünyanın en elit teknik direktörlerinden biri, kabarsın koltuklarınız düzeniniz bir kere daha baskın çıktı.Gelmeden önce dünyanın sayılı takımlarını reddedip bir şeyleri başarmak, ispat etmek için çok daha ucuz bir paraya galatasaray'a koşan bir adamı yediniz, adam gibi adamı ! öyle ki hakan şükür gibi futbolcu eskisi, bu düzenin temelini atan bir adamda şu an geri dönmek üzere.. Hadi şimdi sevinme zamanı.. Hadi şimdi oynama zamanı ! Çıkın fener'i de yenin de bir kere daha sıvadığınız hocanızın beş para etmez biri olduğunu herkese ispat edin (!)Yaramıyor bize yaramıyor.. Biz tamamen farklı bir futbol ekolüyüz bitti artık o dönemler. Artık futbolcular önceden bir düşünürken şimdi bini düşünüyor.. Şu an rahmetli derwall gelse bu şebeklerin oyuncağı olurdu.. Tam zamanında gelmiş büyük alman, galatasaray'ın adının umut olduğu zamanlarda.. Yine söylüyorum seni hiç unutmayacağım büyük surinamlı.. Olur ya bir gün fener'e gitsen bile blogumda sağ köşede senin fotoğrafına yer vereceğim.. Her şeye rağmen adamsın usta ! Yolun açık olsun.. O kadar eminim ki gittiğin her yerde bunca şerefsizliğe maruz kalmana rağmen galatasaray'ın büyüklüğünü anlatacaksın.. Hemde seni kovduranları bildiğine rağmen.. O kadar insansın işte.. Çok üzgünüm, terim'in ilk gidişinde dahi bu kadar hüzünlenmemiştim.. O kendince haklı gerekçelerle gitmişti ama burada rijkaard "yalnız ve zavallı bir adam" olarak gitti, kovduruldu.. İçim acıyor...

Galatasaray Tarihi Bunları Yazdı Mı ?

0 yorum

Hatırlıyorum da Lucescu'nun son senesinde takımda kötü bir gidiş vardı. Diyarbakırspor deplasmanında oynanan kötü futbol ve alınan beraberlik, bazı densizlerin çingene ithamlarına varan iğrenç ahkamları; Lucescu korkak futbol oynatması zırvaları, kariyerinde başarı yok ve inter'den de kovuldu gazları ile birleşince zavallı Rumen bir anda istenmeyen adam ilan edilip topun ağzına gelmişti. ancak Özhan Canaydın yönetimi kendisine büyük güven duyarak onu takımda tutmuş, üç kuruşluk tazminatını verip kolay olanı yaparak biletini kesmek yerine "dereyi geçerken at değiştirilmez" sözüne riayet etmişti. Hatta zamanın yöneticilerinden Aziz Üstel, Luce ile sarmaş dolaş gazetecilere poz vermiş " Galatasaray tarihinde sezon ortasında teknik direktör değişikliği göremezsiniz, dereyi geçerken at değiştirilmez Lucescu'ya güveniyoruz" diyerek Lucescu'yu sezon sonuna kadar takımda tutmuşlardı. Ondan sonra yapılan saçmalıklara daha doğrusu sezon sonunda luce'nin gönderilmesine gelmek istemiyorum. Benim için en önemli husus beyefendi özhan canaydın'ın kriz yönetiminde aldığı bu etik kararın galatasaray'a nasıl bir şampiyonluk getirdiğidir. Düşünün ligin bitimine 6-7 hafta kala luce gönderilip yerine başka biri gelseydi o kıt kadro ile üçüncü yıldızın takıldığı efsane şampiyonluk gelebilir miydi ? Hatta beni ilgilendiren asıl nokta o zamanlar aziz üstel'in söylediği "Galatasaray tarihinde sezon bitmeden teknik direktör değişikliği göremezsiniz" sözü idi. Belki o dönemler kapalı kapılar arkasında sezon sonlarına doğru fatih terim ile de görüşülmüştür ancak aziz üstel'in söylediği bu sözler hala kulaklarımda.. Birde şu ana bakıyorum gelecek tam anlamıyla geçmişi tekzip eder olmuş durumda. Sanki apayrı bir takımın tarihinden bahsediyormuş o dönemler Aziz Üstel. Hatta öyle bir tarih ki bu çok öncelerinden derwall'in söylediği "galatasaray'ın olduğu her yerde umut vardır" sözü dahi yalan olmuş durumda.


Birde şimdiye bakalım.. Adnan Polat döneminde sezon ortasında değiştirilen teknik adamlara göz gezdirelim: Kalli yeniçeriler tarafından tahttan indiriliyor, takıma harika futbol oynatan skibbe suçu tartışılır bir maçtan sonra postalanıyor. Baros penaltıyı atsa, sabri garip bir şekilde kıçını kaldıracak dermanı bulup üçüncü golün yenmesine engel olsa kalacak olan skibbe apar topar postalanıyor... İşin daha iğrenci aylar öncesinden üç kuruşluk tazminatını vermekten bile imtina edildiği için istifaya zorlanılarak yardımcıları kovuluyor.. Bu mantık ile bakılırsa skibbe dönemi için yapılan " galatasaray tarihi böyle ağır yenilgileri kabul edemez" sözü geçmişte de değerlendirmeye alınsaydı ne Fatih Terim efsanesi ne de Lucescu efsanesi ortaya çıkardı.. Nitekim fatih terim döneminde de lucescu döneminde de sözümona kabul edilemeyecek ağır yenilgiler alınmıştı. Bu gün takım bir sezonda oynayabileceği en önemli maç olan fenerbahçe maçına çıkacakken teknik direktör Rijkaard sezon ortası dahi bitirilmeden yok ediliyor ve hala alternatifi bulunmuş değil. Hayati maçın başlamasına 3-4 gün kalmış, koca galatasaray'ı kimin yöneteceği belli değil inanılmaz bir durum. Taraftar 4-0 yenilgiye dahi şükreder duruma getirilmiş bu kesinlikle bir rezalettir. Bu adam istenmediği bir ortamda nasıl takıma konsantre olur, kendini sabote eden futbolcuların olduğu bir yapıda sahaya çıkan onbirine nasıl güvenebilir ? Servet'in yapacağı olası bir hatada nasıl art niyet aramaz ? Bu soruların cevabını gayet iyi bir şekilde bilmesi gereken yönetim artık iflah etmeyecek rijkaard yerine " tugay çık kardeşim fenerbahçe maçında takımı sen yönet bizde o vakitte adam gibi bir teknik direktör ile anlaşalım" teklifini nasıl sunamaz ? Bu raddeye gelmiş rijkaard'ın takıma malesef faydalı olamayacağı artık alenen belli.. Galatasaray yönetimi adnan polat döneminde fenerbahçeleştirilmiş duruma gelmiştir. Seneler önce dalga geçtiğimiz şeylerin aynen başımıza geleceğini hiç düşünmezdim.. Sezon ortasında gönderilen teknik direktörler, taraftara sus payı için transfer edilen futbolcular, takım içersindeki derin huzursuzluklar ve çeteleşmeler... Hatta bir itirafta daha bulunalım aziz yıldırım'dan bile daha kötü yönetiliyor şu an galatasaray yönetimi.. En azından aziz yıldırım takım içersinde yabancı futbolculara karşı düşmanlık besleyen çetenin kökünü kazımıştı.. Ancak bizimkiler değil yabancı düşmanlığı; teknik direktörü dahi gönderecek kudrete sahip olan bir güruhu postalamaktan dahi acizler.

edit: bu postu yazarken gittiği haberi açıklandı. Güle güle güzel insan.. Seni hiç unutmayacağım, seni kovduranları bu noktaya getiren kansızları da hiç unutmayacağım !

18 Ekim 2010 Pazartesi

Fazlaydın Bu Ülkeye

3 yorum


Bir şeyler yazacaktım ama sildim; hoşuma gitmedi, içimden gelmedi. Hiçbir arzum yok yazmak içinde. Nasıl olabilir ki dün ruhsuz bir futbol ile mağlup olmuşsun, kale fenerbahçe maçında aykut'a emanet kalmış, Baros büyük ihtimal bu maçta yok ve 4-0'a dahi sevinecek duruma gelmiş bir taraftar profili var... Ne denir, ne yazılır boş boş küfür etmek dışında ? Diyeceğim ufak tefek şeyleri özetlemek istiyorum: Hala ben kendisine güveniyorum ve bu iğrençlikler içersinde en az suçlu olarak kendisini görüyorum.. takımdaki hizipçiler gitmedikçe nice Rijkaard'lar, nice terimler, nice skibbe'ler harcanacaktır.. Bu oyunda en az suçlu olan hala kendisidir. Bir yandan geçen seneki kadrosunun içine edip saçma sapan bir kadro sunan yönetim, diğer yandan bazı kansız futbolcular.. Sahaya sürülen birkaç tane hain olursa ve bu hainleri kadro dışı bırakacak dahi lüksü olmadıkça değil Rijkaard mourinho bile bir şey yapamaz.. Şunu da biliyorum ki kazanılması değil fark yememenin imkansız olduğu fenerbahçe maçı kendisine final maçı olarak sunulacak ve muhtemel farktan sonra hollanda bileti verilecek. Çok üzülüyorum, sen bu ülkeye fazlaydın usta.. Hemde bizim içimizdeki kansızlara, hainlere çok çok fazlaydın... Dün imparator terim diyen; ikinci fatih terim döneminde "terim istifa" diye tempo tutanlara çok fazlaydın, kalli gibi bir adamı dahi yemeyi başarmış futbolcu düzeninin yıkılmaz temelini atan yönetime çok fazlaydın...

8 Ekim 2010 Cuma

Bunak Mıydı Devrimci Mi ?

0 yorum


Rahmetli Derwall'in "Galatasaray'ın olduğu yerde umut hiçbir zaman bitmez."sözününün günün birinde bu kadar kifayetsiz kalacağını hiç düşünmezdim. Ancak biraz etraflıca düşününce ustanın bu sözleri zamanında çim, toprak sahanın yutmuş futbolculara ve o zamanın "ali sami yen" cehenneminin temellerini atan taraftara ithafen söylediğini daha iyi anlıyorum. Eminim o büyük insan dirilse ve taraftarın basiretsizliğini, endüstiriyel futbolun karabasan gibi takıma çöküşünün fotoğrafını görse o sözlerinden dolayı büyük pişmanlık duyardı. Bu gün sahada değil 20 sene 3-4 sene önceki galatasaray bile yok. Hatta tıpkı abilerimizin, büyüklerimizin anlattığı gibi 14 senelik şampiyonluğun gelmediği dönemlerde oynayan "futbol tanımı" sınırları içerisindeki "kötü" futbolculardan eser bile yok. Onlardan kötü oldukları için değil, ruhsuz oldukları için bu durum böyle. Nazmi abi durumu çok güzel özetlemiş son yazısında.

Hocalarının babası vefat ediyor; ancak canla başla mücadele edeceği yerde futbolcular derin bir ruhsuzluk hezeyanı içinde. Ruhsuzluk yaptıkları adam kalli gibi aksi, fatih terim gibi despot olsa bir gerekçeleri olur ama melek gibi adam dışarıdan görülen. Genç bir futbolcusu sakatlanıp hastaneye kaldırıldığında onu gecenin bir köründe ziyaret edecek kadar tevazu sahibi, futbolcularını soyunma odasının kapısında bekleyip teşekkür edecek kadar düşünceli. Mükafat olarak bizimkiler takımı sabote edercesine rezil ve haince bir oyun ortaya koyuyorlar. Bir takımın ya da en basit tabirle lidere bağlı olan bir grubun bir amaç uğruna bu kadar ruhsuzca hareket etmesinin ve eylemde bulunmasının "hainlik" dışında başka bir izahı olamaz. Galatasaray'ın şu anki hali de bundan ibarettir. Dünyanın en elit teknik direktörüne dahi "istemezük" çeken bir futbolcu düzeni galatasaray'da hakimdir ve bu düzenin fenerbahçe karşısında neler yapabileceğini düşündükçe karnıma ağrılar giriyor, canım sıkılıyor.

İşte bu düzen içersinde midemi bulandıran bir örnek: Skibbe'nin kovulduğu kocaelispor maçını bir kere daha anımsayın, yenilen gollerde sabri sarıoğlu'nun o motor takmışçasına koşabilecek kapasiteye sahip sabri sarıoğlu'nun özellikle üçüncü golde nasıl koşmadığını, nasıl masum tabir ile çaresiz kaldığını bir izleyin. Geçen sene Dos Santos'un pas atılmayarak nasıl sindirildiğini, lincoln'ün akbabalara yem edildiğini bir düşünün.. Bu ve diğer emsaller futbolcuya dayalı gücün tartışılmayacak örnekleridir. Takımda gücü ve iktidarı olan bir kaç futbolcu istemediği futbolcuyu postalatacak, hoşlanmadığı teknik direktöre uçak biletini verecek güce sahiptir. Yönetimin seyirci kalmaktan öte bu düzeni destekleyici hamleleri de işin cabası. Tıpkı sezon başında Servet Çetin'in kadro dışı bırakılmaması gibi. Düzenin yıkılmasına dair en ufak bir umudum dahi yok. Değil rijkaard yılların kurdu ununu elemiş, eli maşalı kalli bile bunlara tahamül edemeyip 7-8 hafta kala gemileri yakaraı istifasını verdi ya da kovulma durumuna getirildi.. O bile futbolcuya dayalı olan düzeni yıkmak için aldığı hamlelere destek bulamadı. Necati Ateş'i gönderdi, Sabri Sarıoğlu'nu kadro dışı bıraktı, Şükür'e alternatif olarak Nonda'yı getirdi, Arda'yı şımartmamak adına en iyi maçlarda dahi 60'ıncı dakikadan sonra oyundan aldı.. Şu düzeni yıkmak için çok emek verdi o yüzden kalli'ye bunak diye sallamadan önce lütfen şu yaptıklarını yapmak istediklerini bu günkü fotoğrafı gördükten sonra bir kere daha hatırlayalım.. Kovulmasa belki de galatasaray'ın geleceğini kurtaracaktı şampiyonluk gelmeyecekti belki de ama şu düzen yıkılacaktı, tarihe gömecekti yeniçeriliği !Kapalı kapılar arkasında Hasan Şaş ve Şükür'ün de takımdan uzaklaştırılacağı konuşuyordu ama futbolcu düzeni ve bunu destekleyen yönetim anlayışı yaşlı kurt kalli'yi ezdi ! Çok iyi hatırlıyorum sabri sarıoğlu'nun kadro dışı kaldığı iki üç aylık dönemden sonra çıktığı ilk fenerbahçe maçında "haksızlığa uğradım" minvali açıklamalarını, umarsızlığını, Kalliyi suçlayışını, affedilmesi için yeniçerilerin yaptığı toplantıları, düzenledikleri yemekleri..O yüzden bu düzen değişmeyecektir nice rijkaardlar kurtlara kuşlara parçalandırılacakdır. Ne maçlar sabote edilecektir.. Dediğim gibi maçı düşünmek istemiyorum çünkü bu düzenin varlığı ile beraber maçı düşündükçe facia görüntüleri gözümün önüne geliyor.. Futbolcuya dayalı düzen bu derece kudretini korudukça geleceğe dair hiçbir umudum yok.

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks