Servet Çetin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Servet Çetin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2011 Pazartesi

2011-2012 Sezonu Hazırlıkları

0 yorum


Takımda 2011-2012 sezonuna dair bir şeyler artık yavaş yavaş şekillenmeye başladı.. Malesef fatih terim'in bazı eski takıntılarını geçmişte bırakıp yepyeni bir sayfa açma isteğine dair inancım defansın halini görünce gün geçtikçe azalmaya başlıyor..


Defansın durumu oldukça nahoş. Nitekim geçen seneden bu yana defansa dair değişen tek şey Lucas - ujfalusi değişikliği ki bence agresiflik açısından benzer oyuncular. Hatta Lucas topu oyuna sokma açısından yabancı futbolcular içersinde türkiye'nin en iyi defans oyuncularındandı.. Şu takım popescudan bu yana onun istikrarını yakalayabilecek defansa oyuna iyi top sokabilen ve song inanılmaz kesici bir oyuncunun eksikliğini hala çekiyor... Sezon boyunca sarı kart göremyen defans oyuncusu ne kadar üstün vasıflara sahip olabilir ve mücadele gücünden ne kadar bahsedilir ?(Servet Çetin) Fatih terim milli takımdan tanıdğı futbolcularına güvenmekle en büyük hatayı eder şu takıma minimum 2 tane defans oyuncusu alınmadığı müddetçe ujfalusi dışında anadolu takımlarının kalburüstü futbolcuları bile savunmamızı zorlar.Yerli oyuncular içersinde Serdar kesimal ve ersan gülüm bu anlamda elimizden hazin bir şekilde kaçtı hoş ersan olayı biraz karışık... Hazırlık kampının ilk maçında semih kaya dikkatimi çekti. Kaptanlık pazubandını takınca acayip bir özgüven kazanmış her halükarda servet çetin ve gökhan zan'a tercih edilip göbekte ujfalusi ile beraber oynatılmalı ama terim'in böyle bir şey yapacağına hiç ihtimal vermiyorum...Ufak ihtimal fatih akyel montajına benzer bir ince ayarla semih kaya defansa monte edilebilir..

Muslera transfer edilmiş gözüyle olaya bakarsak başarılı bir transfer diyebiliriz. Ancak kampa ne kadar çabuk katılırsa uyumu o kadar hızlanır. Yönetimin copa amerika olmasına rağmen hala bir açıklama yapmaması sinir bozucu bir durum.Geçmişte bu tür uluslararası organizasyonlarda olmasına rağmen sözleşme imzalatılan bir yığın oyuncu olmasına karşın muslera'ya dair net bir şeylerin açıklanmaması mide bulandırıyor.. Eğer gelirse zaten geçen seneki zapata ile mukayese edenin bile dili yanar. Hepsinden öte uzun süredir galatasaray'a bu kadar genç bir yabancı kaleci gelmemişti. Seneler önceden bir stauche'yi hatırlarım..

Orta saha geçen seneye nazaran bariz olarak güçlendi.. Ayrıca Cana'nın yerine yabancı bir orta saha ile orta saha çok farklı bir havaya bürünür.. Eğer sakatlık sorunu olmazsa mevcut oyuncular içersindeki Culio, Arda, Yekta, Selçuk, Ceyhun geçen sene maçların neredeyse tamamında oynayan ayhan-barış-sarp üçlüsünü silip atar.

Hücumda anlaşılan bir kaç sene önce skibbe'nin yaptığı nonda-baros rotasyonuna benzer bir rotasyon elmander-baros arasında olacak. O sene bunun çok katkısını görmüştük hatırlanacağı gibi. Ayrıca patlayıcılık özelliği ile pino ve her şeye rağmen boş bir oyuncu olduğuna asla inanmadığım stancu'da faydalı olacaktır..

Hülasa defans'ın durumu çok kötü. Malesef büyük takımların göze batan oyuncuyu almak gibi hastalıkları var. Bu sebepten bazen kalecilere ve defans oyuncularına lüks gözüyle bakılabiliyor. Halbuki geçmişe baktığımızda yabancı defasnlar kulüp tarihine ismini altın harflerle yazmış ve efsaneleşmiştir.. Fenerbahçe'de uche-hogh, beşiktaş'ta ronaldo-zago, bizde song-tomas. O yüzden mutlaka defansta bir iyileştirme yapılmalı terim zan-servet ikilisinden birine güvenmekle telafisi olmayacak hatalara sürükleyebilir takımı.. Yanarımda lucas-ujfalusi ikilisinin bir arada oynamasının nasip olmamasına yanarım...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Daha Ne Bekliyorduk ?

3 yorum


Dün gerek sıcağı sıcağına bir şeyler yazarken ölçüyü kaçırmamak, gerekse herkesin söyleyeceklerini söyleyeceğim için bir şeyler yazmak istemedim ama insan biraz olsun kafasını toparlayıp sakin bir şekilde yaşanan olayların muhakemesini yapınca gerçekleri daha net görüyor içindekileri dışarıya aktarmayı daha çok istiyor. Sezon başı daha ukrayna'nın dandik takımına elenmeden önce yazdım bir çok galatasaraylı blog yazarı'da dile getirdi "yönetim rijkaard'ı kovdurmak için bir çaba içersine girse bu kadar berbat bir şekilde koca takımı yönetemez" diye.. Malesef dediklerimiz bir bir çıkıyor.. Değil rijkaard geçmişte Cihan, Orhan Ak, Petre vb. gibi vasat futbolcular ile tarihinin en iyi kadrosunu kurmuş fenerbahçe'yi 5-1 ile eze eze yenip şampiyonluğu son 3 haftada kaptıran hagi bile şu an manisaspor'dan daha kat ve kat kötü kalitesiz takıma bir şey yapamıyor.. Dünkü maç ile ilgili fazla konuşmaya gerek yok ondan önceki haftalarda alınan galibiyetlerde takımı bazen pino'nun, bazen kewell'ın, bazen baros'un bazen'de elano'nun oynadığı klas oyun kurtarıyordu ama dün hepsi kötü oynadığı ve yerli rotasyonu en fazla bu kadar yapabileceği için yenilgi kaçınılmaz oldu. Galatasaray'ın ikinci yarıda Elano'nun frikikten çektiği şut dışında pozisyonu yok bu içler acısı bir durum. Ben şahsen takımı yaşım el verdiği ölçüde Tanju, Erhan Önal, Uğur tütüneker dönemlerinden itibaren takip ederim ama Galatasaray şu an istatistikleri doğrularcasına, kapasitesinin doğal bir sonucu olarak tarihinin en kötü durumunu yaşıyor. Bunun şanssızlıkla falan bir alakası yok takımın gücü bu kadar yabancılarda durduğu taktirde şu takımı görüldüğü gibi manisaspor dahi tek bir pozisyon vermeden yenebilir..

Dün bir kere daha dikkat ettim yabancı futbolculara.. özellikle elano en az iki pozisyonda takım arkadaşlarına pas atıp içeriye kendisinden beklenilmeyecek ölçüde seri koşular yaptı pozisyona girebilmek için ancak sabri ve ayhan gibi futbolcuların futbol zekaları bu koşulara yetmediğinden dolayı bu maç kurtaracak koşuları görmek yerine hala yere bakarak topu ya geriye ya da saçma sapan yerlere pas atarak kullandılar. Sabri, Ayhan, Servet Çetin, Serdar Özkan, Ali Turan, Barış Özbek, Mustafa Sarp, Gökhan Zan gibi küme düşme potasındaki bir takımda dahi oynayamayacak futbolcuların uefa kupasını kaldırmış bir takımda kesinlikle ama kesinlikle işi yoktur. Avrupa futbolunu şu aralar çok sıkı takip ediyorum desem yalan olur ama şundan eminim ki geçmişte bizim gibi süpriz yapıp inanılmaz başarılar elde eden bir porto'nun, monaco'nun veya bizimle aynı kategoride olan her hangibir takımın bu derece basiretsiz oynayan yetenek yoksunu futbolcuları yoktur.. İşte o monaco'nun beğenmeyip yolladığı Pino'yu görüyoruz dün onun dışında taraftarın kimseden bir beklentisi yoktu zaten.. İşin tuhafı yeteneksizliğini anlayabilirim ama işi ruhsuzluğa vurup o formayı giymek isteyen binlerce insana küfür edercesine "ben istediğim zaman oynarım, istemediğim zaman oynamam" diyemezsin. O formayı giyiyorsan aklının ucunda milyonların sizleri izlemek için izlemek için yaptığı fedakarlıklar, çektikleri cefayı düşüneceksin.. Bu takımda oynuyorsan ruhsuzluğun ağababasını yapıp yenildiğin bir maç akabinde "heheh taraftar bizi karşılamaya geldi mi?" diyerek şebeklik yapamazsın.. İdeolojilerinden, yeniçeriliklerinden tiksiniyorum ama geçmişe bakıp bir mukayese yaptığımda hakanların, bülentlerin, şaşların forma hırsının 1/10'unu bunlarda görmemek utanç verici...

Sezon başından bu yana reçete belli idi ama yönetim isteyerek ya da istemeyerek bunu yapmak yerine çareyi omzunda "dünyanın en elit teknik direktörleri" apoleti bulunan rijkaard'ı sepetlemekte buldu. Defol git rijkaard diyenler bu takıma hagi bile bir şey yapamıyor nerdesiniz şimdi ? Suç kimdeymiş acaba ? Kafanız o adamın haysiyetini iki paralık edip gönderttikten sonra mı bastı bazı şeylere ? şu an sokaktan hangi galatasaraylıyı çevirirsek çevirelim ya da kime sorarsak soralım herkesin diyeceği şey "paftan adam çıkarsan en az bunlar kadar oynar, bu iğrenç profesyonellerden daha ruhsuz oynayamaz." olurdu. Aynen de böyle. Niye sattık hala anlamıyorum ama bir düşünelim dün servet'in yerine bu hatayı semih kaya yapsa kim kızardı ? Ya da neden hiç kimse haftalardır ekstradan bir kurtarış yapıp maç kazandıramayan ufuk ceylan'a kızmıyor ? Veya kaç haftadır rezil top oynayan Emre çolak'a niye kimse ses çıkaramıyor ? Bizim yaptığımız bu son derece basit muhakemeyi yönetim hala yapamayıp şu takımdan galatasaray'ın kalitesine yakışmayan ruhsuz futbolculara neşteri vurmadıkça gelecek hakkında hiç kimse umutlanmasın. Şu sefil ve basiretsiz kadro ile ilk 8'e girersek yatalım kalkalım dua edelim..

1 Ekim 2010 Cuma

Servet Çetin Mevzusu

1 yorum


Kadroya alınmadığını gecenin bir körü galatasaraysözlükte hakkında 6 tane entry girilince öğrendim. Net bir şekilde isabet bir karar olmuş ya da kötü bir karar oldu demek şu an yersiz. Nitekim galatasaray'ın Ayhan Akman ile birlikte en çok forma giyen futbolcusu.. Savunma onun yokluğunda nasıl bir performans göstereceğine dair bir testten geçmedi. Karabük maçında büyük ihtimal yerine Gökhan Zan oynayacak ama şundan da eminim ki seçme şansı olsaydı büyük çoğunluğumuz Servet'i seçerdi. Hele hele henüz doksan dakika çıkarmamış Gökhan Zan'ın yerine...Herşeye rağmen ilk fikrim bu noktadan sonra kesilip atılmasının savunmada handikap yaratma ihtimalinin daha fazla olduğu yönünde..

Sezona çok kötü başladı. Özellikle sırp takımı ile oynanan maçta üçüncü sınıf futbolcular karşısında düştüğü komedi durum hala aklımda.. Sonraki maçlarda biraz olsun toparladı ama Rijkaard ile yaşadığı futbol dışı anlaşmazlık had safhaya varmış olacak ki bu gün kadro dışı... Fısıltı gazetesi hafta içerisindeki bir idmanda rijkaard ile ağız dalaşına girdiğini söylüyor ki bu kuvvetli bir ihtimal.. 2009-2010 sezonu itibari ile servet çetin ile rijkaard arasında bir soğuk savaş vardı. Hatta hatırlayalım Servet artık açık sözlülükten öte bir cesaret ile sezon başında "bu sene hocamızın da son şansı, onların da bana ihtiyacı var( onlar kim arkadaş ?) bık bık bık gibi" fütursuzca açıklamalarda bulunuyordu. Bu bir profesyonel futbolcuya yakışmayan açıklama. Nereden buluyor acaba bu cesareti ? O zaman sormazlar mı Servet'e kimsin sen kardeşim futbolcu musun başkan mısın diye ? Adnan Polat neden kendi işini ilgilendiren bu zırvalara seyirci kaldı ? Bir insanın böyle bir açıklamayı yapması için demeçlerine muhattap tarafa sevgi duymaması, saygı beslememesi lazım.. Bu gün takımda rijkaard yerine fatih terim olsaydı yine "hocamızın son şansı" diyebilir miydi acaba servet ya da hiddink ile ilgili milli takım kampında böyle konuşabilir miydi ? Belli ki alternatifsiz içersinde ne pahasına olursa olsun ne söylerse söylesin oynayacağını çok iyi biliyordu..Bir karar alınması gerekiyorsa bu saçma açıklamaları yaptığı gün alınmalıydı ama işte o kısıtlı kadro yapısı.. Yönetim, disiplin timsali yönetim sportif başarıyı "keita'nın satılma gerekçesi olan disiplinden" dahi önde tutarak servet çetin'i takımda tuttu.. Alternatifler transfer edilemediği için mevcut kadro yapısı içersinde Lucas Neill ile birlikte şans buldu fakat dayanma sınırı bu güne kadarmış.. Yokluğu takımı olumsuz yönde etkileyebilir, öyle ya da böyle yavaş yavaş form tutuyordu.. Balta halen kayıp, g. zan ondan kötü, ali turan güvensiz... Tam ritmi yakalarken bu kararın verilmesinin sıkıntı yaratmamasını temenni ediyorum. Keşke bu karar henüz takım olma hüvviyetinin oluşmadığı sezon başında verilseydi de takım ritmini o mevkiide başka bir futbolcu ile bulsaydı.. Gökhan zan bir maç bile doksan dakika oynamadan, ali turan sağ bekte heder olmadan önce radikal bir operasyon yapılsaydı.. Şundan eminim ki bu karar Rijkaard'ın tek başına aldığı bir karar değil, yönetim ile birlikte aldığı karar. Umarım yavaş yavaş ivmenin kazanıldığı haftalarda takımı tekrardan duraklatacak sonuçlar beraberinde gelmez.

edit: Bu arada televizyonda yorumcu olarak görevini ifa eden derin galatasaray'ın kanatları altına alınacaktır, olası bir başarısızlıkta vurun abalıya misali onun üzerinden Rijkaard'a vurulacaktır.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Rabbena Hep Bana Servet

0 yorum

Bu gün lig tv'ye yaptığı açıklamalardan sonra Servet Çetin'in futbolu tamamen kendisi için oynadığını kesinlikle kollektif bir futbolcu olamayacağını rahatlıkla söyleyebilirim.. Zaten kalli döneminde kazanılan şampiyonlukta saçma sapan sebeplerle birilerine bozulup doğru düzgün kutlamalara katılmamasından bu yana servet'in futbolu kimin için oynadığına dair kafamda soru işaretleri vardı.. Kardeşim bütün sezon çırpınmışın, şampiyonluk gelmiş taş olsa erir sen sevinmek yerine soyunma odasında birilerine hömkürmeyi seçiyorsun.. Servette ki futbol karakteri bizim bildiğimiz profesyonellik ya da forma aşkından oluşan amatörlük kavramlarından çok daha farklı bir durum.. Kewell'ın aydın gibi basiretsiz, kendinden bezmiş bir futbolcunun arkasında yedek kulübesinde kalmasına karşın bu durum ile ilgili en ufak dahi çatlak ses oluşturmaması sonucu gördüğümüz inanılmaz profesyonellik ya da sabri'nin galatasaraylılığındaki amatörlüğün kıyısından, köşesinden dahi geçmeyen farklı bir bireysellik, futbol anlayışı.. Nitekim bu günkü ifadeleri beğenilecek hiç hoş değil, onu da geçtim bir forması ne olursa olsun bir futbolcuya yakışmayacak nitelikte.. halen sözleşmeli olduğu kulübü için "keşke BIRAKSALAR da gitsem, benim 5 maç oynamam beni değil esas kulübü (kulübümü değil) olumsuz etkiledi, istenmemem benim menfaatimedir böylece daha rahat giderim" tarzı açıklamalar tamamiyle egoistlik ile tanımlanacak şeyler.. Bıraksınlar deyip 3. çoğul şahıs haline getirdiği kulüp kendisini sivas'tan alıp 8.5 milyon euroluk bir futbolcu haline getiren galatasaray kulübüdür. Benim 5 maç oynamam kulübü olumsuz etkiledi diyen servet bu sezon yaptığı hatalar ile kaç maç kaybettirdiğini bilmeyecek kadar saçmalamıştır.. Oynadığı taktirde de yapacağı hatalar ile aslında değerinden daha da düşüreceğini bilmemektedir.. Bu dakikadan sonra kulübünü üçüncü çoğul şahısa dönüştüren ve bıraksınlar da gideyim diyen bir futbolcunun kulübe hiçbir katkısı olamaz.. Zaten lucas'ın yanına yeni bir yabancı futbolcu transferi söz konusu olacağı için de kalması durumunda servet'te oynayamıyacağını az çok biliyor.. Gitme isteği bu sebepten ötürüdür ki daha çok perçinleniyor.. Ne diyebiliriz yolun açık olsun servet, kalli döneminde yaptıkların unutulacak şeyler değil ama 3-4 maç arka arkaya oynamadın diye köprüleri attığın takım galatasaray değil de hedeflediğin avrupanın kalbur üstü bir takımı olursa oralarda kalıcılığın galatasaray kadar olur mu onu merak ediyorum..

26 Mart 2010 Cuma

Servet Çetin'in Fenerbahçe Maçında Oynaması

0 yorum


Futbolda büyük konuşmak tıpkı bir dönem ali sami alkış'ın yaptığı gibi dönüp dolaşıp o büyük konuştuğun lafın gün gelir senin başına kakılması ihtimalini beraberinde getirir ama ben yine de büyük konuşuyorum.. Hemde şu lafları yeme pahasına.. Eğer galatasaray'ın savunmasında pazar günü servet çetin oynayacaksa bu maçı galatasaray kazanamaz..Takımın 2009-2010 sezonu itibariyle patlamaya hazır 3 tane bombası vardır.. Ama biraz argo olmakla beraber elimizde patlaması durumudur bu.. Bunlardan biri her maç oynayan ve "bir maç kurtar be adam dişimizi kıralım" diye yakındığımız leo, diğeri üçüncü sınıf, futbol zekasından yoksun, kafa toplarına çıkmaktan aciz topçu mehmet topal diğeri de servet çetindir... Dikkat edin artık barış özbek veya sarpı bile nerdeyse bir çoğumuz topal'a tercih eder olduk bu iki adamı geçip hemen servet'e gelelim.. Kalli döneminde yaşanan olağanüstü form servet çetin'in "lale" devri olmuş ve fenerbahçe'de daum döneminde yaşattığı hayal kırıklığının bir benzerini artık galatasaray forması ile yaşatmaktadır servet.. Şu günlerde rijkaard'ın trabzonspor maçında aldığı mağlubiyetin faturasını güngör'e kesip serveti oynatacağı ihtimalinin iyice kuvvetlendiği konuşuyor.. Eğer bu durum gerçekleşirse galatasaray galibiyeti unutmalıdır zira bu servet'in güiza'yı dahi canlandırma potansiyeli mevcuttur.. Yaptığı pozisyon hatalarından öte , yeteneğinin bileklerine hükmedemesi sonucu pas dahi yapamayacak, onu da geçtim ısrarla deli cesaretiyle uzun pas yapmaya çalışan servet fenerbahçe'nin ekmeğine sürülen bir yağdır..Ümit ederim pazar gününe kadar birşeyler değişir büyük hoca stratejisini farklı belirler.. Ha hepsinden daha kabusu değişirde birde üstüne üstlük topal da oynarsa "galatasaray'ın olduğu yerde ümit hiçbir zaman tükenmez" lafını bile sorgularım artık..

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks