29 Aralık 2009 Salı

Nedir Bu Vefasızlık Yahu ?

0 yorum


Hakan şükür, hasan şaş, hakan ünsal.. Hepsinin dem vurduğu üzerinden koca kulübe kin kustuğu, yıllardır kendilerine bağıran taraftarları bile uğruna arkasına aldığı bir kavram oldu şu vefasızlık.. Peki nedir bu vefasızlık ? Hemen olayı temele indirgeyip tdk'ya göre vefasızlığın gerçek anlamına bakalım..

Vefası olmayan, sevgisi çabuk geçen, hakikatsiz demektir diyor türk dil kurumu.. Peki.. Hemen olayı daha da netleştirmek için şu meşhur vefa kelimesini inceliyelim..Türk dil kurumuna göre vefa'da sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı anlamına geliyor..

Bu tanımlardan sonra herhalde kafamızda çok sık kullandığımız hele hele galatasaraylı futbolculardan sonra sirvisinek misali kafamızda vızıldayan bu kavramların ötesi daha net görülmüştür.. Peki güzel bu güzide futbolcumuz kendilerine "vefasızlık" edildiğini düşünebilirler ama acaba kendileri " sevgiyi sürdürme, dostluk bağlılığı" anlamına gelen bu vefa kavramından ne kadar bihaberler.. Hakan ünsal denen şahıs vefasızlık ile suçlayıp kendi bağlılığını her daim kulübüne en iyi futbolcusuna dahi çamur atarak en iyi şekilde gösteriyor.. Hakan şükür denen futbolcumuz "sevgi bağlılığını" dünyanın alkış tuttuğu 40 metrelik asiste " ne var canım bunu herkes yapar" diyerek ne kadar sevgi taşıdığını herkese gösteriyor..

Futbol kulüplerinde tıpkı siz futbolcular gibi yöneticilerde gelip geçicidir.. bu gün kin kustuğunuz yönetici yarın öbürgün bu kulüpten gidecektir ama taraftar her zaman o statta bağrış gürültü maç izlemeye, boğazı yırtılana kadar takımını desteklemeye devam edecektir, onlar kalıcıdır.. Sırf ağzınıza sakız ettiğiniz gerçek anlamını kendiniz bile bilmediğiniz, bilseniz bile anlamamazlıktan geldiğiniz saçma sapan kavramlarla kin kusmayı bırakın artık taraftara.. Siz geçici mevkilere kin kustuğunuzu sanıyorsunuz ama sesiniz florya'ya yada beyoğlundaki kulüp binasına gitmiyor o çirkin sesiniz ali sami yen'de ki onbinlere, televizyon karşısında, kahvelerde takımının maçını izleyen milyonlara gidiyor bilesiniz !

Hakan ünsal bu günde sinirden tamamını okuyamadığım yazısının bir kısmında yine şu meşhut ve artık bu yazımda kullanmaktan ciddi şekilde rahatsızlık veren "vefa" kavramından dem vurarak siz olsaydınız napardınıza getirmiş lafı.. Hatta öyle bir noktaya getirmiş ki biz bu kupaları taraftar için kazandık gibilerinden kelamlar etmiş.. Hiç inandırıcı değil, hele hele gerçek yüzünüzü gördükten, maskeniz düştükten sonra bunlar çok komik.. Ne yapacaktı koca kulübün menfaatini düşünen, seçimle o menfaati korumakla yükümlü yöneticiler ? Sizin çeteleşmenize göz mü yumacaklardı ? Ayrıca neler teklif edildi hakan şükür'e ? Bundan daha büyük bir vefa nasıl olabilir ki ? ama şükür "derin galatasaray" sevdasını "futbol oynama arzusu ve vefa gibi kavramlar" ile gayet güzel makyajlayarak bütün herşeyden önde tuttu.. Gerçekten çok yazık..Anlamadığım hala bunların vefa kavramına inanan bir taraftar kitlesi var.. Acaba ne kadar inandırıcı ? Rambo yusuf'a, muhammet altuntaş'a, ismail demiriz'e ve en son tugay kerimoğlu'na jübile yaptıran bu kulübün uefa kupasını kazandıran bu futbolculara jübile maçını bile çok gördüğü gerçeği ? Şimdi bu sayılan futbolcular ile şimdiki kin kusanları, o zamanki yöneticiler ile bu zamanki yöneticileri karşılaştıralım.. Acaba hangilerinin karakterleri arasındaki uçurum daha fazla ? Birde acaba devler ligini izleyenler hakan ünsal'ın takımını motive ederken "cimbom bom" diye bağırışını ne kadar samimi bulmuştur merak ediyorum..

28 Aralık 2009 Pazartesi

Çakallar !

0 yorum


yaklaşık 5-10 senedir sırf sosları için tercih etmeme karşın dün itibari ile bakırköy meydan şubelerinin yaptığı kelek karşısında müşteri memnuniyeti anlayışını ciddi ciddi sorgulatmaya başlamış, şubelerini bir türlü yola getiremeyen bir firma haline dönüşmüştür gözümde burger king..

daha önceki alışverişlerimde kaba kasiyerler çıkmadı mı yani karşıma olumsuz bir emare olarak ? evet çıktı ama bunlar futbol literatüründe karşımıza çok sık çıkan "münferit" kelimesinin eşleniği olabilecek olan olaylardı.. hani daha da açarsak 1-2 kasiyerin yaptığı koskoca burger king şubesine bağlanamazdı.. kabalığı yapan kasiyerin yanı başındaki kasiyer diğer müşteriye servis ederken gördüğüm kadarıyla son derece kibar çıkabiliyordu.. amma velakin dün bakırköy meydan'da bulunan şubelerinde bu 5-10 senelik süreçte hiç karşılaşmadığım bir olay ile karşılaştım..

4 arkadaş gidip, siparişimizi vermiş bir şekilde yukarı çıktık.. lakin siparişimi veren arkadaşımın envai çeşit sos almasına mütevellit en sevdiğim sos olan acı sos almaması karşısında hemen bir koşu aşağı inip acı sos istemeye gittim.. ancak kasiyer kız "acı soslarımız paralı" demez mi ? baya şaşırdım, zira beklemediğim bir cevaptı.. Hani bir koşu kalabalığın ve sipariş kuyruğunun arasından sıyrılıp hemen acı sosu almayı düşünüyordum.. ilk kez bu tarz bir durumla karşılaşmıştım.. neyse bunu da o an münferitlik olayına bağlayıp hemen öteki uçtakı kasiyere gittim.. ancak o da acı sos'u para ile vereceğini söyledi.. yani kısa sürede durumun genel bir politika olduğu anlaşılmıştı.. bende menümü aldım, acı sos almayı unutmuşum diyince bana menümü hazırlayan çocuğa durumu doğrulatarak hani bin dereden su getirerek 0.25 kr fiyat biçtikleri 1 adet acı sosu verdiler.. hepsini geçtim 4 kişi gelip 40 tl'den fazla para bırakmışız sen çakallıp edip 1 adet sosun hesabını ediyorsun.. hoş 1 kişi gelsen bile bunun mazereti olamaz.. ordan 0.25 kuruş kazanacam diyip onlarca müşteriyi kaybeden bir anlayış içersinde olmak nasıl bir stratejidir anlamak mümkün değil..

neyse durumu daha da netleştirmek için çeşitli duyuru sayfalarına ve forumlara olayı paylaştım.. sonunda durum anlaşıldı ki koca müesese hala şubelerini hizaya getirememiş durumda.. bir kısmı çatır çatır müşterinin arzusuna göre istediği kadar sebil niyetine sos verirken, bir kısmı çakallık yapıp para kesiyor..

kıssadan hisse sırf sosları için gittiğim bir müsesenin 5-10 gram dahi etmeyecek 1 sosun hesabını kesmesi çok çirkin bir davranış.. soslarını bu kadar sevmeme rağmen acaip derecede soğudum bunlardan.. eğer bakırköy meydan dışındaki diğer şubelerinde de bu tarz gerzekçe bir uygulama ile karşılaşırsam burger'e adımımı atmıyacağım ve yeni cingözlükleri ile kendilerini başbaşa bırakacağım.. Durumu şikayetvar'a falanda yazdım ama ilgilenecekleri konusunda bir ümidim yok.. Zira bu siteden takip ettiğim kadarıyla burger şikayetlerin çok ufak bir kısmına cevap vermiş durumda.. İşte koskoca müesesenin müşterilerine verdiği önem..

Sercan'ın Galatasaray Aşkı

2 yorum


Fotoğraflar sözün bittiği noktadır.. Ertem şener beşiktaş ve fenerbahçe formasını üzerine koyarken pişmiş kelle gibi, lakayıtça sırıtan bir sercan ve galatasaray forması üzerine tutulunca düşünceli, belki de o formayı gerçekten sırtına geçirip ali sami yen'de sercaaan sercaaan, bağrışları arasında yumruk show yaptığı anı hayal eden, yıldırııııııım secaaaaaan !! anonslarını kulaklarında hisseden bir sercan.. Zaten lig tv'nin haberinde de sercan'ın gs forması üzerine tutulurken ailesinin alkış tuttuğu açıkça belli edilmiş.. Olay bitmiştir.. Takımın baros'un sakatlandığı günden bu yana en az baros kadar hareketli bir santrafora ihtiyacı olduğu açıktı umarım bu dünkü davranışından sonra sercan yıldırım olur.. Zira arada 2 milyon euro oynasa bile trişka bir yabancı santrafora para saçmak yerine "ben galatasaraylıyım" diyen bu adamı lütfen alın.. İlk zamanlar sercan hakkında kafamda soru işaretleri vardı fazla izlemediğimden ötürü ama zamanla hareketliliği ve seriliği sercan hakkındaki birçok olumsuz düşüncemi siliverdi.. Bütün bu gelişmelerden sonra ne yalan söyleyim bu yetenekli adamı fener'e kaptırırsak çok üzülürüm.. Elbette devre arasında hele ki liderliğe oynayan bir bursaspor'dan sercan'ı almak zor ama bildiğim sercan 1 senelik sözleşme imzaladı ve sezon sonunda serbest kalıyor.. Eğer bu durum göz önünde bulundurulursa her an herşey gerçekleşebilir.. Yine dediğim gibi umarım sercan'ı o sarı lacivert forma altında göreceğimiz gelişmeler bizi beklemez..

23 Aralık 2009 Çarşamba

Galatasaray - Trabzonspor Türkiye Kupası

1 yorum

Aykut
Barış
Emre Aşık
Servet
Hakan Balta
Mustafa
Ayhan
Serdar
Arda
Caner
Aydın


Açıkçası webaslan.com'da yazan kadro doğru ise as kadroyla bile sami yen'de oldukça zorlandığımız trabzonspor karşısında şöyle arkamıza yaslanıp rahat bir futbol izlememiz olası görünmüyor.. Zira rijkaard'ın kewell ile elano'ya izin verdiği ve diğer as oyuncuları da dinlendirileceği kuvvetle muhtemel bir ihtimal.. Hani şu trabzon'un 1/5'i kadar bile olmayan graz karşısında tel tel dökülen ayhan akman, barış özbek ve en önemlisi de aydın yılmaz gibi oyunculardan iyi olmasını beklemek artık büyük bir patlama beklemekle eşdeğer bir durum.. Şu ruhsuz halleri ile de bu durum çok zor.. maçı izlerken aydın'ın o ruhsuz hallerine nasıl tahamül edeceğim bilmiyorum..

Bu arada valdes'e gayri resmi seçimler ile oliver kahn'ın ardından dünya kupasının en iyi ikinci kalecisi olarak seçilen rüştü'nün önünde formayı veren rijkaard acaba ufuk ceylan'ın gözlerinden ne zaman hazır olduğunu görecek merak ediyorum.. Bu günde kaleyi artık kulübede pas tutmuş aykut erçetin'in koruyacağı görünüyor.. Rahat bir galibiyet alacağımızı öngörmemekle beraber eşitliğin olası olduğunu düşünüyorum.. Galip gelirsekte kafamızda saç kalmaz sinirden.. Umarım bu maçta serdar eylik'e de abileri tarafından pas atılır, en çok onun performansını merak ediyorum..

18 Aralık 2009 Cuma

Atletico Madrid Maçları

0 yorum


İş zor ya da daha düzgün bir ifade ile şu anki kadro yapısıyla iş zor.. Ne yalan söyleyim liverpool'u istemiyorduk ama hiçte yabana atılmayacak, taş gibi bir takım çıktı.. Mevcut kadro yapısıyla gerçekçi bu turu geçmemiz olası görünmüyor.. Biliyoruz ki bu kadronun defansını oluşturan oyuncular belediye, antalyaspor, manisaspor gibi takımların isimsiz santraforlarına bile dünyanın pozisyonunu veriyor madrid'in dünyaca ünlü ayaklarına pozisyon vermeyeceğini söylemek gerçekçi değil.. Neyse ki çok önemli bir şansımız var ki maçlara kadar transfer dönemi açılıyor eğer o zamana kadar özellikle defanstaki eksikliklere nokta transferler yapılır, kanayan yara azami düzeye indirgenirse neden olmasın ? Niye ümitlenmeyelim ? Yönetim bu sene kadronun iyileştirilmesi konusunda çok hasas devre arasında muhakkak transferler yapılacaktır aksi taktirde aydın, ayhan, barış, servet gibi adamlarla birlikte bu iş nasıl olacak düşünmek istemiyorum

11 Aralık 2009 Cuma

Limango Fırsatı

3 yorum

Sabah gs store'da kargo hariç 20.30 tl'ye satılan bu canım t-shirtü limago.com'da kargo dahil 13 tl'ye edindim.. Gerçeği gönderi biraz geç ama bu fiyata beklemeye değer.. hala anlayamadığım bir sebeple ekstradan 1 saat içersinde kullanmam şartıyla 5 tl indirimide bu üründe kullandım.. Ayrıca değişik ve hoş t-shirtlerde indirimli olarak şu an sitede store fiyatından çok daha ucuza satışta.. İlgilenenlerin stoklar tükenmeden değerlendirmesini tavsiye ederim.. Bu arada forma yok..

edit: site davetiye istemekte.. üye olmayanlara davetiye yollayabilirim..

10 Aralık 2009 Perşembe

Aslan'a İki Kötü Haber (?)

1 yorum



Haber lig tv'nin gökhan zan ve sabri sarıoğlu'nun sakatlıktan ötürü antalyaspor maçında oynamıyacağı haberi.. Eğer birinin yerine emre aşık ya da mehmet topal, diğerinin yerine de uğur uçar oynayacaksa bu haber kötü değil süper bir haberdir.. Birçok galatasaray taraftarı içinde böyle olsa gerek lig tv'nin "kötü" olarak nitelendirdiği şey..Ama mevzubahis sakatlık olunca bir insan olarak üzülüyoruz elbette..geçmiş olsun.. hepsini geçtim antalya maçında kafamızda daha çok saç kalacak, boğazımız daha az tahriş olacak..

9 Aralık 2009 Çarşamba

Günün En Güzel Dedikodusu

1 yorum


Kadıköy'de 4-1 kaybedilen maçta bütün arkadaşları boynu bükük, yenilen küfürlerin alınan sonucun öfkesiyle soyunma odasına giderken son golü atan deivid'in formasını aldığı günden bu yana farklı duygular besliyorum aydın yılmaz'a.. Ya ben çok amatörüm ya aydın yılmaz'ın endüstiriyel başka bir tabirle profosyonel futbol anlayışını kafam almıyor.. Biz genelde bu tarz "profosyonel" bir davranışı ancak yabancı bir futbolcuda yadırgamayız tıpkı takım arkadaşları sami yen'in yeni açık tribinüne bakan kalede lugano ve semih şentürkle boks yaparken lincoln'ün roberto carlos ile bu kavgayı huşu içersinde izlemesinde olduğu gibi.. Futboluna ise gelmiyorum zira önceden çok şey söyledim kendisi hakkında daha fazla konuşmak eski sözleri tekrarlamaktan öteye gitmeyecek..

Volkan şen ile takası gündeme gelmesine inanılmaz derecede sevindim.. tamam keita, elano, arda, kewell gibi adamlardan formayı kapması imkansıza yakın ama şu sezon bile oldukça şans bulan aydın'a verilen forma şansının bir benzeri volkan'a verildiğinde aydın gibi basiretsizce çarçur edeceğini sanmıyorum.. Şu kabul edilebilir ki sürat olarak olmasa da teknik kapasitesi aydın'dan çok daha üst düzeyde volkan şen'in.. Tez zamanda hatta devre arasında bu transferin gerçekleşmesi umuduyla...

Eskiye Rağbet

0 yorum

Ne güzel oyundu şu heroes 3.. Hatırlarımda ilk çıktığı zamanlar cd oyun dergisinde tanıtımını okuyup gaza gelerek oyunu edinmiştim.. e haliyle her bünyede olduğu gibi beni de acayip derecede sarmıştı.. Müzikleri, introları, karakterleri muazzamdı.. Sonrasında birçok heroes fanatiklerince yerden yere vurulan 4'ü bile severek oynamıştım ama 5 tahamül sınırlarımı zorlamış 30 dakika bile bilgisayarımda yüklü kalmamıştı.. An itibariyle oyumsana.com'da gördüğüm bir anket bir anda kafamda heroes şimşeklerini çaktırdı ve heroes'a geri dönüş şevkimi kampçıladı.. Ümit ederim vista denen allahsız platformda bir sorun çıkartmaz..

8 Aralık 2009 Salı

Uğur Uçar'ın Dönüşü

0 yorum


Şükürler olsun ki geri döndü belediye maçında oynadığı kusursuz futbol ile.. şu gözler görüyor ki iyi bir uğur uçar her halükarda o mevkiide o formayı sabri sarıoğlu'ndan alır.. Ama bizim kavrayamadığımız birşeyler olsa gerek ki belediye maçında şu an türkiye'nin en iyi sağ beki olarak gösterilen gökhan gönül'den kat ve kat üst performans gösteren uğur sabri'den o formayı alamayacak işte.. Son maçta defans menşeyli bir oyuncu olmasına rağmen gol dışında 2 asist girişimi ve defanstaki kusursuz futbolu dışında oynayabilmesi için acaba daha ne yapmalı ? Hemde çok ciddi bir sakatlık geçirmesine rağmen hala korkusuzca savaşıyor ve gözünü budaktan esirgemiyor.. Ne diyelim bizim futbol bilgimizin kavramaya yetmediği birşeyler olsa gerek..

7 Aralık 2009 Pazartesi

Galatasaray'a Sektirmenin Dayanılmaz Hazzı

1 yorum



Dikkatimi çekiyorda kendisi baş galatasaray düşmanı olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.. Hemde sinsi adımlarla.. Daha geçen gün "galatasaray olmasa kewell'ı kim tanırdı ?" diyen, ertesi hafta galatasaray'ın fenerbahçe mağlubiyetine seyircilerin mizahi mesajını bahane edip kahkahalarla dakikalarca gülen sinan bey dün yeni bir bomba patlattı.. Bomba yine kewell bombası ama bu sefer önceki söylenen sözlerin marstaki sinan engin olduğunu anlamamızı sağlarcasına.. Dediklerini hemen özetleyim.. sıcağı sıcağına itüsözlüğe de yazdım olayı.. Buyrun sinan engin'den bombalara:

"Şu galatasaray baros ile keita'da gelsin bundan farklı bir oyun oynamaz.. en fazla 1-2 ekstra pozisyon üretir.. hatta şu galatasaray'dan kewell'ı çıkart belediyespor'dan farksız top oynar"

Olayı ziya şengül düzeltmeye çalışıyor ama sinan hala inkar edip söylediklerini kabul ettiricesine bu lafları programda defalarca tekrar ediyor.. Acaba sinan engin nasıl bir galatasaray görüyor ? Ya da galatasaray düşmanlığı nasıl gözünü bürümüş bunu anlayabilmek mesele. Özetle sinan engin'e göre forvetsiz bir belediyespor ile galatasaray kewell haricinde aynı ayarda takımlarmış.. Zaten maçtan sonra kendisinden adam akıllı iki çift laf etmesini de beklemiyordum ama şu söyledikleri de inanılır gibi değil ! Tam bomba !

Fenerbahçe Maçından Sonra Neler Değişti ?

0 yorum


Sezon başında tıkır tıkır işleyen sistemin bu maçtan sonra ciddi şekilde sekteye uğradığı alenen şu haftalarda belli olmuş oldu.. 2-3 farklı galibiyetlerden sonra takımın 1-0'lık galibiyetlere razı olur noktaya gelmesi ciddi şekilde irdelenmesi gereken bir durum.. Peki anladığımız, görebildiğimiz kadarıyla neler oldu ? Neler değişti ? Elbette o maçtan önce de başta beşiktaş maçı olmak üzere takım bazı maçlarda tehlike sinyalleri veriyordu ama özellikle kadıköy'de oynanan maçtan sonra 8 maçlık seride gördüğümüz o tek tük maçlar son 3-4 karşılaşmaya yayılır, kabus gibi çöker oldu..


Öncelikle fenerbahçe maçından bu zamana kadar takımda değişenlerin neler olduğuna takımın temel taşı konumundaki bir kaç oyuncu çerçevesinden bakmak lazım.. Rijkaard aynı, taktik aynı mentalite aynı.. Ne olursa olsun sistemden ödün vermeyecek bir mentalite.. Ama değişen bazı futbolcular ve zaruri haller var..

O zamandan bu zamana en önemli değişiklik forvet hattında mecburiyetlerde meydana geldi.. Fenerbahçe maçında kimilerine göre talihsiz, kimilerine göre kasti bir müdahale ile baros devreyi kapattı.. Yerine gelen ise o vakte kadar gol krallığına oynayay ama bunun "gol krallığı orotoryosu" olduğu tez zamanda ortaya çıkan nonda.. Nonda'nın baros ile en büyük farkı ne peki ? Hız, hareketlilik kısacası cm tabiri ile patlayıcı, hareketli forvet ile çakılı forvet arasındaki temel farklılıklar.. Ha baros öyle bir zaman gelir ki saç baş yoldurur ama onun dışında hakan şükür üzerinde bir dönemler sıklıkla dönen "defansı oyalama" görevini de nonda'dan çok açık ve net ifa eder gözlerden kaçsa da.. Sürekli olarak hareket edip yer değiştirmesi, kendisini marke eden bir defans oyuncusunun dışında ikinci bir defans oyuncusunu ya da takım savunmasında yer alan bir oyuncuyu üzerine çekebiliyordu ki.. Bu da ekstradan boşluklar, orta saha oyuncularına beklenmedik pozisyon üretme imkanı sağlıyordu.. Peki nonda'nın "gol krallığı" piyesinden sonra neler oldu ? Hareketsiz bir hucum hattı.. Nonda'nın değilde kewell'ın, arda'nın açtığı boşluklar ile nonda'nın attığı bir gol ya da bi zahmet atmaya çalıştığı goller.. aradaki fark büyük.. Bitiricilik olarak benzer özelliklere sahip olduğu dünkü belediye maçı ile açıkça görülen barostan tek farkı top saklama özelliği olan nonda'nın bu sistemde pozisyon üretme ve takımdaki gizli forvetlere pozisyon sunma hususunda yapamadıkları ortada.. Bizim galatasaray'ın taktiğinden ve tek santraforlu bu taktikten anladığımız en uçtaki adamın hareketli bir oyuncu olması gereğidir.. Hayal ürünü gibi görünsede,varsayım gibi olsa da pozisyon sıkıntısının en büyük sebeplerinden biri bu zaruri değişim..

Bir diğer unsur keita'nın cezası sebebiyle en formda olduğu zamanlar takımdan eksik kalması.. Antep maçından sonra vitese takan, sonraki uefa avrupa ligi ve diğer lig maçlarında futbol stili ile bu takımın en iyi oyuncusu olduğunu gösteren, ribery'den bile daha büyük haz veren bir keita.. Fenerbahçe maçından sonra yaşanan cezadan sonra rijkaard ile arasında kişisel bir husumet olduğunu sanmıyorum ama en azından rijkaard'ın affedemeyeceği taktiksel bir hata yapmasından ötürü teknik ekibin şu aralar pekte sıcak baktığı bir oyuncu olmadığı da açık.. Hele bursaspor maçında neeskens'in takımın tek pozisyon üreten ismi olan keita'yı alıp nonda'yı oyuna koyması taktiksel varyasyonlar ile açıkçası biraz zor açıklanacak birşey.. Bu durum keita'nın bireysel olarak teknik heyetin kafasında oluşturduğu şablona aykırı davranması ile oluşan bir durum gibi görünüyor.. Nitekim pao maçında oyuna girdikten sonra bir anda oyuna inanılmaz bir hareketlilik kazandıran keita herşeye rağmen oynamayı hak ediyordu.. Evet kewell, arda ve elano'nun da formu karşısında kimin yerine oynayacağı soru işaretiydi ama 0-0 giden bir maçın ikinci yarısında bu süreye kadar olan maçlarda takımın hücum hattındaki en önemli silahı oyuna girmiyor hatta nonda'ya bu derece tahammül edilmesine rağmen oyuna sürülmüyorsa yine üstünde durmak lazım ki teknik heyetin sabrını zorlayan birşeyler muhakkak vardır.. Şu an bunu anlayabilmek çok erken..

Fenerbahçe maçından bu zamana kadar olan sürede arda turan'ın formsuzluğunu da es geçmemek gerekir.. Her ne kadar son birkaç maç yeniden hareketlense de o zamana kadar oynanan maçların büyük çoğunluğunda "maçın yıldızı" olan futbolcunun bir anda "maçın en kötüsüne" dönüşmesi ister istemez ofansif gücü oluşturan bu oyuncunun etkisizleşmesi ile birlikte zenginliği de azaltıyor.. Son 2 maçta hareketlenen bir arda'nın özellikle belediye maçında pozisyon zenginliğine yaptığı katkıyı gördükten sonra formunun takım için ne kadar önemli olduğu görülmüştür..

Bir diğer unsur ise kaleci franco'nun güven vermeyişi.. Bir süre çok güzel götürdü ama galatasaray'ın üzerine kurşun gibi çöken fenerbahçe maçı onunda üstüne çöktü.. O maçta yaptığı hatalardan önceki 8-9 maçlık diliminde taraftarın kafasındaki kuşkuları ve o 4 gollük maziyi silen franco tekrardan kafalarda acabaları oluşturdu.. Nitekim son belediye maçı kendine güvensizliğin tavan yapmış halidir.. Üstüne gelen topu bile içeri alan bir duruma gelmesi ceza alanına yapılan her ortada yürekleri ağızlara getirmek için bir nedendi.. 8-9 maçlık dilimde en azından "santcis'ten daha iyi" denilen franco şu an güven açısından santcis'i mumla aratıyor...

Bunların dışında takımda oyununda değişiklik olan ve istikrarsızlık yaşayan bir oyuncu yok gibi.. Mustafa Sarp sezon başı neyse şu anda aslanlar gibi, kewell bildiğimiz kewell, ayhan akman sabır taşı, barış özbek dengesiz, sabri hiçbir zaman kendini geliştirmedi ve geliştiremez, balta, topal, zan, servet hepsi aynı..

Dünkü maç bu açıdan enteresandı.. Belediye'nin eksik oluşununda etkisi vardır ama eksikliklere rağmen elano ile 2 nonda ile 1 gol pozisyonu yakalamanın dışında arda'nın da 2 topu direkten döndü.. En azından gol dışındaki bu 5 pozisyondan 1'i gol olsaydı şu an hakem konuşulmayacaktı önemli olan bu.. Taktiksel varyasyonda çok önemli eksikliklere rağmen takımın bu kadar pozisyon üretişidir önemli olan.. Bunun belediye'nin eksikliklerinden mi yoksa taktiğin hazmedilmesinden mi oluştuğunu devre arasına kadar geçen periyot daha net şekilde göstericek.. Baros'un yokluğuna ve vasat nonda'ya rağmen bu derece pozisyon zenginliği oluşmasının en önemli sınavı devre sona erene kadar şu önümüzdeki 4-5 maçlık seri olacak..

Elbette bu böyle gitmeyecek zamanla bu eksikliklerin büyük çoğunluğu düzelecektir.. Baros dönecek, keita oynayacak, franco kafadaki soru işaretlerini daha da netleştirecek.. İşte o zaman galatasaray'da fenerbahçe maçından sonra yaşanan düşüşün yükselişe mi çıkacağını yoksa aynı istikrarsızlıkla mı gideceğini büyüteç altına alıp daha net inceleme fırsatımız olacaktır.. Şu teknik ekip burdayken felaket senaryoları yazmak için yarım sezonu baz almaktan daha anlamsız birşey olamaz..

1 Aralık 2009 Salı

Pes Etmedin Fifa !

0 yorum

Hatırlarım fifa'nın 96 yılında varolduğu günden, futbol konusunda bilgisayardaki tekeli aldıktan sonra makineme yüklediğim bleem ismindeki emulator ile ilk defa winning eleven 4 ile tanışmıştım.. Hatta oyunuda tesadüfi eseri almıştım.. Oturduğum semtte playstation cd'leri satan bir yerde fifa dışında ilk futbol oyununu gözüme kestirmiştim o da winning eleven olmuştu.. Hatırladığım ronaldo soccer gibi bir oyun vardı ama onu bleem çalıştırmamıştı..


Grafikler bilgisayar ortamında emulator'un sunduğu imkanlar sebebiyle kısıtlı, hız yavaş bazende emulatorun ayarsızlığından ötürü çok hızlı olmasına rağmen bu oyun kendini oynatıyordu arkadaş ! Bağlatıyordu.. Hele hele brezilya'nın 98 dünya kupasında giydiği forma, taffarel'in kaleci kazağı ile benzer şekilde yapılması hala aklımda oyundan aldığım zevki katlayan unsurlar olarak.. Tabi bağlayan tek şey bu ince detaylar değildi o zamana kadar robotvari bir oynanışa bürünmüş fifa'ya nazaran çok daha keyifli oynanışı, inanılmaz kontrol özgürlüğü idi pesi keyifli kılanlar.. Hatta lisans sorunu olmasına rağmen.. Aslında kelimelerle anlatılamayacak birşey o keyifli anları anlatabilmek..

Sonrasında tabi bilgisayar yetmez oldu.. Paraya kıyılıp playstation makineleri alındı safi bu oyunu oynamak için.. Sonrasında çıkan iss, pes, winning eleven serileri bu oyuna olan açlığı bir türlü dindiremedi.. Öyle ki saatlerce oynansa bile doyulamıyordu.. Arkadaş ortamlarındaki turnuvalar, oyun içersindeki isimsiz oyuncularla rüya takımı kurma sevdası uykusuz geceleri beraberinde getiriyordu..

Zaman ilerledi tıpkı emulatorlerden evrimleşip bir zamanlar playstation 1 aldırdığı gibi playstation 2 aldırmıştı.. Playstation cafede görünen oyun kendine hasta bırakmış biriktirilen paralarla o makine sırf bu oyun için önce sirkeci doğubanka gidilip sonra televizyonun altına koyuvermiştik güzelim makinemizi.. Yine senelerdir esamesi okunmayan fifa'ya karşı ezici bir üstünlük.. Hatta fifa'nın ne ara çıktığını bile umursatmayacak bir bağımlılık...

Derken playstation 2 kalıplarına sığmadı oyun ve daha fazla grafik ve detay özgürlüğü sunan playstation 3 platformunda kendini buluverdi.. Ancak bu sefer enteresan bir durum vardı yıl 2008'e geldiğinde.. 09 versiyonunda fifa'nın forumlarda büyük bir iddia ile hazırlandığı, bu sefer herşeyin farklı olacağı söyleniyordu.. Derken oyunlar görücüye çıkmaya başladı.. Sahneye ilk olarak 09 fifa çıktı..

Tabi sırf futbol oyunları özellikle de pes için binlerce liraları vermeye hazır olan kullanıcıların kafasını karıştırıyordu bu durum.. Özellikle ciddi oyun incelemelerinin yapıldığı objektif bazı sitelerde fifa'nın pesten üstün çıkması kafa karışıklıklarını ciddi derecede arttırıyordu.. Gel gelelim vakti zamanında bu süreci yaşayan ve safi futbol oyunları özellikle de pes için playstation 3 alan şahsım bütün bunları düşünerek radikal ve riskli bir karar alıp ilk oyun tercihini fifa'dan yana kullanıyordu... Riskliydi çünkü bir oyunun fiyatı 100 tl civarındaydı.. En kötü ve berbat ihtimalde oyunun herşeye rağmen trişka çıkması karşısında hiçte ucuz olmayan bir meblağnın sokağa atılmasıydı..

ancak sonuç, verilen paralar pişmanlığın esamesini oluşturmayacak derecede büyük bir memnuniyetle geri dönüyordu.. oyun içersinde alınan zevk belkide onlarca sene sonra ilk defa bir fifa serisinde bu kadar yüksek düzeydeydi.. Ufak tefek hatalarda çıkan patchler ile düzelince 2009 yılı fifa için bir milat olmuştu seneler sonra.. Neresi anlatılır, hangi kısmın mükemmeliğinden bahsedilir bilmiyorum ama şunu net olarak söyleyebilirim ki fifa seneler sonra "playstation 3" platformunda tabir yerindeyse ölüm uykusundan uyanmış ve kusursuz bir oyun sürmüştü piyasaya..Elbette çok ciddi pes fanatiklerini kapamadı ama işe fanatiklikten ziyade objektif ve önyargısız olarak bakanlar kararlarından ötürü pişman değildi..

Herşeye rağmen en büyük pes fanatiklerinin bile 2009 serisindeki gelişmesini taktir etti fifa'nın playstation 3 platformunda.. ve o fifa 2010'da da durmadı ve şu an oynadığımız kusursuz oyunun zevkini bizlere tattırdı.. Fazla birşey diyemiyorum oyunun güzelliklerinin ne olduğu zaten birçok forumda, oyun sitelerinde yazıyor.. Çok farklı bir şey senelerdir oynadığım pes'i alıp bir denemeyi bile aklıma getirmiyor bu fifa.. çok acayip birşey..

Bu arada 10 serisinde galatasaray'dan bahsetmek gerekirse keşke elano dışındaki futbolculara da özen gösterseydin be fifa diyorum ve tek kırık notumu buradan veriyorum.. Orada da keita'nın oyun tarzının gerçekteki futbol stili ile inanılmaz benzerliği bu kırık notu verirken bile elimi titrettiriyor.. Bu kadar mı benzer oyunu arkadaş ?

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks