aydın yılmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aydın yılmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2009 Çarşamba

Günün En Güzel Dedikodusu

1 yorum


Kadıköy'de 4-1 kaybedilen maçta bütün arkadaşları boynu bükük, yenilen küfürlerin alınan sonucun öfkesiyle soyunma odasına giderken son golü atan deivid'in formasını aldığı günden bu yana farklı duygular besliyorum aydın yılmaz'a.. Ya ben çok amatörüm ya aydın yılmaz'ın endüstiriyel başka bir tabirle profosyonel futbol anlayışını kafam almıyor.. Biz genelde bu tarz "profosyonel" bir davranışı ancak yabancı bir futbolcuda yadırgamayız tıpkı takım arkadaşları sami yen'in yeni açık tribinüne bakan kalede lugano ve semih şentürkle boks yaparken lincoln'ün roberto carlos ile bu kavgayı huşu içersinde izlemesinde olduğu gibi.. Futboluna ise gelmiyorum zira önceden çok şey söyledim kendisi hakkında daha fazla konuşmak eski sözleri tekrarlamaktan öteye gitmeyecek..

Volkan şen ile takası gündeme gelmesine inanılmaz derecede sevindim.. tamam keita, elano, arda, kewell gibi adamlardan formayı kapması imkansıza yakın ama şu sezon bile oldukça şans bulan aydın'a verilen forma şansının bir benzeri volkan'a verildiğinde aydın gibi basiretsizce çarçur edeceğini sanmıyorum.. Şu kabul edilebilir ki sürat olarak olmasa da teknik kapasitesi aydın'dan çok daha üst düzeyde volkan şen'in.. Tez zamanda hatta devre arasında bu transferin gerçekleşmesi umuduyla...

26 Ekim 2009 Pazartesi

Aydın Yılmaz Üzerinden Kör Talih

3 yorum


Koca bir analizi kendi ismine yazdırmayı başarmış futbolcumuz oldu dünkü maçtan sonra Aydın Yılmaz.. Umarım hala futbolcu olduğunu zanneden, süreklilikle kendini geliştireceğini düşünen, Arda'dan daha yetenekli olduğunu zannedenler dünkü maçtan sonra kendisi hakkında bir fikre varmıştır..

Galatasaray gibi bir takımda oynamanın temel kriterleri nelerdir ? Kulübede otursan bile, önünde daha iyi oynayan bir adam olsa bile türkiye'nin en iyi 3 futbolcusundan biri olmaktır oynadığın mevki itibariyle.. Önünde keita olsa bile onu zorlamaktır.. Anadolu takımına gittiğin taktirde orada sırıtmaktır, barım barım büyük futbolcu oluğunu bağırmaktır.. Peki aydın şu an türkiye'nin mevkiisi itibariyle kaçıncı futbolcusu ? Kendisini ön plana çıkartan kriterleri nelerdir ? Biraz bunlardan bahsetmek gerek..

Hepimiz en azından yaşı 4-5 sene öncesini hatırlamaya müsait olanlar aydın yılmaz'ın gerets döneminde konyaspor maçında yarattığı mucizeyi biliyor.. Dakika 90, yapılan şık bir vucut çalımı ve 17 yaşındaki bir çocuktan beklenmeyen belki de şut auta gitse ayhan'dan, hasan şaş'tan asrın ayarını yemesine rağmen bir sorumlulukla çekilen şut ve mükemmel bir gol.. İşte aydın yılmaz bu maçta öyle bir parlatılıp önümüze sunulmuş, sonraki maceralarında galatasaray'a karşı oynadığı toplar ile öyle bir gözümüzde büyütülmüştür ki şu an türkiye'nin mevkiisinde en iyi 3 futbolcusundan birinin oturması gereken yerde aydın yılmaz oturmaktadır, keita'nın alternatifi olmaktadır.. İşte aydın yılmaz'ın orda oturmasının tek sebebi bu iki olay ve üçüncü sınıf bir israil takımına karşı oynadığı toptur.. Eğer benim hatırlamadığım ve aydın yılmaz şu şu sebeplerden bu kulüpte, bunu yapmıştır diyen varsa beri gelsin.. Belki de gs altyapsından çıkan her futbolcunun arda turan muamelesi görmesidir, kim bilir ?

Gelelim galatasaray için fenerbahçe maçının önemine.. Bir galatasaraylı için futbolcularda dahil olmak üzere bu maçlar artık öyle böyle bir maç değildir.. Artık iş öyle bir hale gelmiştir ki taraftar içinde ciddi bir kitle galatasaray'ın kadıköy'de feneri temiz bir futbolla, sırtını yastığına dayayarak rahat bir oyunla yenmesini ligte 8. 9. olmasına tercih eder duruma gelmiştir.. Bunun en temel sebebi de galatasaray'da ki asari antika yapılanmasının en önde gelen isimlerinden olan özhan canaydın'dır.. 10 senede 3 avrupa şampiyonluğu bilmemkaç lig şampiyonluğu, bilmem kaç kıtalararası kupa gibi hedefler koyup bu hedeflerle yüzde yüz çelişen futbolcu transferleri, yönetim anlayışı ile taraftarın gazını alan bu yapılanmadır.. Nasıl bir afyona tutulmuşsak bizde o zamanlar batista'lar ile almaguerler ile, cristianlar ile fatih terim'in uefa kupası apoleti ile bunun gerçekten olacağına inanmıştık ama 6 kasım bir tokat gibi çarptı yüzümüze.. Tabi burda fatih terim'in 9 senelik ve halen çözülemeyen büyüsünü de es geçmemek gerek..

Canaydın ekolü ne yaptı ? İlk olarak şampiyon yapmasına, 2-3 kuruşluk adamlarla takımı barça'yı parçalatmanın eşiğinden döndüren lucescu'yu sepetledi.. Ha elbette sepetlenme sebebi o zamanlarda canaydın'ın dediği "gönüllerin teknik adamı" olunca bu işe kimse hayır diyemedi.. itiraf edeyim bunları büyük bir pişmanlıkla söylememe rağmen ben bile terim'in o basın toplantısnı inanılmaz bir heyecan ve umutla izledim.. Peki sonrası ? Terim geldi, şahşahalı bir basın toplantısı canaydın'ın sözlerini teyit edercesine vaatler vs.. Daha sonrası ? sıradan transferler ve fatih terim'in egosu sebebiyle lucescu'nun kurulu düzenini tarumar edercesine yaptığı kadro hamleleri.. Herşeye rağmen transfer çöplüğünde piyangodan çıkan felipe gibi arada çıkan iyi futbolcuların egosu sebebiyle başını yemesi ve sonrasında kadıköy'de vedatlar ile batistalar ile yedi düvelde 3 kupa vaadiyle çıkan takımın faciaya uğrayıp dibe vurması.. Bu muydu özhan başkan ? Bu muydu terim ? Neden bu soruları soruyoruz ona gelelim.. Çünkü bu gün galatasaray camiasının üzerinde bu 6-0 olayı bir tranva oluşturmuştur.. 20. dakikadan önce yenilen her gol taraftarın aklına 6-0'ı getirmekle kalmayıp futbolcunun da psikolojisini alt üst etmektedir.. acaba yine fark mı yiyeceğiz endişesi yaratmaktadır.. Bunun içersinde garip şekilde yabancı futbolcularda vardır.. İşte bu 6-0 tranvası galatasaray'ın 1-0 değil o statta maça 3-0 mağlup başlamasının temel sebebidir.. Bu mirasları da bize bırakan canaydın ile terimdir.. 6-0'lık maçın taktiğinin 4-0-6 gibi bir şey olduğunu söylersem herşey ortaya çıkar sanırım.. Birde terimden, tranvadan önceki lucescu dönemine bakalım.. yaklaşık 20 dakika 7 kişi oynamasına rağmen gol yemeyen bir takım..

Konuyu fazla dağıtmadan hemen bu güne geri dönelim.. Açıkçası rijkaard gelmesine rağmen ufak bir kitle umut taşısa da yine taraftarın büyük çoğunluğu maçtan ümitsizdi.. Zira santradan sonra 7-8 dakikada yağmur gibi gelen 3-4 fener atağı herşeyi ortaya koydu, umutları kırdı.. Evet bizimkilerin bu sahada elleri ayakları titriyor, olmuyor, büyüleniyor.. Sigmon Freud'u canlandır terapi yapsın yine olmaz.. Bu bağlamda rijkaard'ın maçtan önce "tahriklere kapılmayın, kendinize hakim olun" telkinleri tabii ki işe yaramaz.. Bi kere geçmişte stattan ve o statta karşımıza çıkan formadan dolayı tranva oluşmuş beynimizde.. bu dakikadan sonra düzelmesine de ihtimal vermiyorum.. Stadı yenemiyoruz, tranvanın önüne geçemiyoruz.. Kurşun gibi üstümüze çöküyor o ağırlık..Eminim ki galatasaray tarihine bakılırsa koca kulübün o olaydan sonra böylesine seri kötü futbol oynadığı görülmemiştir.. Bu da herşeyi doğruluyor.. Neden anadolunun sıradan takımının bile en azından bir beraberlik koparttığı statta bu takım 9 senedir beraberlik bile alamaz ? Neyse nitekim maçın 10 dakikalık seyri herşeyi açıkladı maç fenerindi.. Esas soru bu 7 dakikada bulunan 3-4 net gol pozisyonu maçın içine yayılacak mıydı ? Gol de geldi.. Hala anlam veremediğim, mantık boyutuyla açıklamasını yapamadığım mistik sebeplerden olmasından şüphelendiğim olaylar burda da gerçek oldu.. Takımın en iyi oynayan iki yabancısı da türklere uydu.. Franco döküldü, keita döküldü.. Perişan edeceğini düşündüğümüz carlos maçın yıldızı oldu, keita'yı oynatmadı üstelik keita oynayamamasının yarattığı agresiflikten ötürü carlos'a yumruğu çaktı ve atıldı.. nitekim kaçınılmaz son da gerçek oldu.. Ama bu sefer bir istisna vardı..

Bütün rezalete rağmen 87. dakika bu zincirin kırılması açısından rijkaard'ın dediği gibi milat, maçın kırılma anı olabilirdi.. Orda da bizim parlattığımız medet umduğumuz, futbolcu sandığımız aydın yılmaz devreye girdi.. İşe rijkaard açısından bakalım bu noktada.. Elano oyundan düşmüş, keita atılmış, arda yine büyük maç kurtaramamış.. Kulübe de diri kuvvet olarak görünen ve mevkisi el veren tek adam aydın yılmaz.. Rijkaard'ta onu yapıyor.. Aydın'ı alıyor dökülen elano'nun yerine.. Ama ne olduğu aydın'ın ne kadar futbolcu olduğu dakika 87'de ortaya çıkıyor.. Sıradan anadolu futbolcusunun bile uzak köşeden, hatta yakın köşeden sağ üst tarafa vurarak rahatlıkla gol yapabileceği bir pozisyonda aydın yılmaz topu dağlara taşlara yolluyor.. Bir an sabri mi bu diyoruz ama saçlardan dolayı anlıyoruz aydın olduğunun.. Önünde kimse yok, topa vurmak için geriden koşarak tüm kuvvetini toplamışsın.. peki vurduğun yer neresi ? Tecrübesiz desem değil.. Bu kaçıncı fırsatı.. Eee nerde peki o konyada mucizeler yaratan Aydın.. Üzülerek söylüyorum ki demek o gol tesadüfi bir golmüş dostlar.. allahın bir lütfuymuş.. başka bir şey değil.. Sonradan gelişen süreç bize bu aydın yılmaz'ın futbolcu olmadığını göstermiştir..

Galatasaray altyapısı diye parlatılan oluşumdan çıkarttığımız kaçıncı kazma buna rağmen inanılmaz bir çelişki ile kendisine inanılmaz forma şansı verilen kaçıncı genç oldu bu ? İkinci bir mehmet güven faciasıdır kendisi.. Rijkaard'ın dediği doğrudur.. Galatasaray'ın berbat futbola rağmen belki de geleceğinin, makus talihinin kırılma anına aydın yılmaz'ın kazmalığı imza atmıştır iş bu kadar basit..

Büyük ustanın tek kalemde bir futbolcuyu sileceğini sanmıyorum ama bu pozisyonu üstüne basa basa basın toplantısında söylediyse aydın yılmaz hakkında kafasında birşeyler oluşmuştur bana kalırsa.. Aydın yılmaz'dan daha yetenekli bir serdar eylik galatasaray'ın o kanatta aradığıdır ve olması gerekendir.. Ümit ederim bu maç galatasaray için aydın yılmaz'dan kurtulma miladı olurda ikinci bir sabri sarıoğlu yetiştirmeden takımdan gönderilir..

Son olarak hakemden medet umup mağluibyete sığınmak galatasaray'a yakışmaz.. Herşeye rağmen galatasaray'dan istenen öyle bir futboldur ki sahaya rakiple birlikte hakemide gömmektir.. Ama galatasaray bu gün feneri gömemedi ki hakemi gömsün ? Bu sebepten veryansınlara katılmıyorum.. Evet takım mağlubiyeti hak etti ama 87. dakika farklı olsa bu gün 10 kişi ile galatasaray'ın yankıları çok farklı olabilirdi..

6 Ağustos 2009 Perşembe

Gözümüz Aydın !

3 yorum


Bir futbolcunun oyun karakteri 1 sene içersinde bu kadar mı değişir inanmak hakikaten güç ! Geçen sezon itibariyle üstüne hiçbirşey koyamayan Aydın Yılmaz maçın yıldızı, prangalar bağlayan nonda kazmalığına rağmen inanılmaz istekli, 1 senedir top oynamayan linderoth ve uğur harikulade, keita ayağına her top gelişinde heyecan veriyor.. Ancak beni en çok şaşırtan aydın yılmaz !

Elbette bu kadar farklı bir sonucun ortaya çıkmasında rakibin vasat oyunununda etkisi var ama benzer vasatlıktaki tobol karşısında oynayan galatasaray ile bu günkü galatasaray arasındaki fark akılalmaz derecede fazla.. O zamanlar "futbolcu değil, hazır olsalar ne yazar" dediğimiz adamlar bu gün bize nazire yapıyorlar..

Aydın Yılmaz ilk netanya maçında ciddi şekilde silkelenmişti ama özellikle bu maçtaki olağanüstü patlaması kimsenin beklediği bir şey değildi.. keita'nın golünde koşu yoluna attığı akılalmaz pas aydın yılmaz'ın zirve yaptığı ve kendisine söylediğimiz sözleri bize yedirdiği andı.. nasıl ölçtün ? Nasıl biçtin be arkadaşım ? Herhalde 1 metre öteden keita'nın ayağına rasgele biri eli ile topu atsa bu kadar ayağına oturturdu.. Aydın bunu 20-25 metreden yaptı.. Yeteneksiz dediğimiz adam abdullah avcı'nın "üstünde durulursa arda'dan bile daha potansiyelli" lafının doğruluğunu olumlu anlamda sorgulatmaya başladı.. Eğer bu maçtaki performansını lige yansıtır, yani bu formunun rakibin zayıflığından dolayı ivme kazanmadığını aslında bu yeteneğe sahip olduğunu ispat ederse isme bakmayan ve hak eden kişiye formayı vereceğini her fırsatta söyleyen rijkaard'a da iyiden iyiye ilk 11 için göz kırpmaya başlayacak önünde kewell, keita gibi alternatifleri olmasına rağmen.. Bu günkü oyununa hayran kalmamak mümkün değildi.. 3 asist yaptığı yetmezmiş gibi nonda daha becerikli olsa 5 asist yapacaktı nerdeyse..

Nonda hala üstünde hafiften kazmalık olmasına rağmen oynama isteği geçen seneki nonda ile mukayese edilemiyecek boyuttaydı.. Müthiş bir arzuyla oynadı nitekim şu anki becerileri 3 gol atmaya yetti.. Arda ise iyiden iyiye ronaldinho olmuş.. Eğer bu sene çalımlarını bu kadar kendinden emin şekilde atıyor, kendine bu kadar güveniyorsa 10 numara ve kaptanlığı kendisine layık gören yönetimle beraber rijkaard'ın büyük katkısı var.. Geçen sene kanatlarda oynarken de aynı arda vardı ama yönetim ve teknik ekibin yaptığı katkılar arda'ya inanılmaz bir özgüven kazandırmış.. Resmen mest ediyor bu adamı izlemek.. top ayağındayken ne yapacağını kestirememek acaip bir keyif veriyor insana.. Birde acaba bu kadar güzel duran top kullanırken, artık bu işin kimyasını çözmüşken kornerlerin başına elano'nun geçmesi acaba doğru olacak mı ?

Takımın vites arttırdığı bir gerçek ama herşeye rağmen bu maçın tıpkı fenerbahçe'nin boluspor'u 5-0 yendiği hazırlık maçı gibi ölçü olmadığı da bir gerçek.. O maçtan sonrada boyalı basındaki bazı kalemler fütursuzca fenerbahçe'nin ligi domine edeceğini, açık ara şampiyonluğa koşacağını söylemişti.. Takımı ciddi bir rakiple oynadıktan sonra değerlendirmek daha mantıklı.. Eğer ciddi bir rakip karşısında da aydın bu oyununu oynar, nonda bu arzusunu sürdürürse işte o zaman birşeylerin "gerçekten" yerine oturduğunu söylemek şimdikinden çok daha doğru olur.. Bu sonuç ister istemez insanı gaza getiriyor, hatta o kadar gaza getiriyor ki bir ara kahvede maçı izlerken "lan elano bu takımda kimin yerine oynayacak?" dedim içimden.. tek bir gerçek var galatasaray'ın çarkları "usta" nın hünerli teknik zekasında işlemeye başladı.. En azından birbiri ile eşdeğer iki zayıf rakip karşısında oynanan futbolun bir anda 180 derece değişmesi bu görüşü ilk etapta rahatlıkla teyit ediyor.. Şimdi sıra zor koşullarda "usta" nın teknik zekasının çarkları nasıl çevirdiğini görmekte !

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Aydın Yılmaz'ın Kifayetsizliği

2 yorum

Söz konusu olan Aydın'ın birkaç hazırlık maçına bakıp ahkam kesmek değildir.. Galatasaray'a piştikten sonra gelip neler yapıp neleri yapamadığıdır.. İşe bu terazi ve dengede baktığımızda Aydın Yılmaz'a ve yeteneğine dair o terazinin hangi kefesi daha ağır basmakta herşey açık ve net olarak görülmektedir..

Daha toy bir çocukken, fizik itibari ile servetin 1/4'ü iken Konya'ya gol attıktan sonra sırtı elini ensesine atan herkesçe sıvazlandı, kahraman ilan edildi, büyük yetenek olduğu iddia edildi... Hatta Arif ve Küçük Hakan özellike bu çocuğun maçlarını izlemek için paf takım idmanlarına gittiklerini bile söylediler.. Sonra gayet tabi yaşının gençliği, tecrübesizliği sebebiyle bu ağırlığı taşıyamadı, film çok kısa sürdü.. İlk kiralık macerasında anadolu kulüplerinde adı sanı duyulmadı, Manisasporda ağır sakatlıklar yaşadı.. Sonra Büyükşehir Belediyespor'a gitti.. Orda da nedense bu çocuğa dair baz alınan kriter Belediyespor'un Galatasaray ile oynadığı bir maçta 2 futbolcuyu geçip De Santcis'i zorladığı şut oldu.. O zamana kadar Aydın Yılmaz ne kadar takip edildi ? kim takip etti ? bu çocuk Galatasaray maçı dışında Belediyesporda ne yaptı ? Diğer maçlarda ne gibi sıçramalar gösterdi ? Başka hangi maçın yıldızı oldu ? Tam bir bilinmez.. 30 küsur maçtan tek referans olarak alınabilecek maç Galatasaray'a karşı oynadığı maç mıdır ? Şu bir gerçek ki tek bildiğimiz Abdullah Avcı kanatları altına aldı ve o maçta doğal olarak sezon sonu döneceği takıma kendini göstermek için hırslı oynadı..

Sadece Galatasaray maçı performansı baz alınarak sonraki koca 1 sezon galatasaray'da top koşturdu,ekmeği çok güzel yedi.. Peki ne verdi ? ne üretti ? koca bir hiç... Futbolculuk topu alıp "deli danalar" gibi koşup hiçbirşey yapamamak değildir.. Bu gün Sabri Sarıoğlu beğenilmiyorsa işte bundan beğenilmiyor.. Elbette Sabri'nin aykırı karakteri de bunda etken ama sevilmemesindeki esas nokta futbolunun yetersizliği ve yetenek yoksunu olmasıdır.. Aydın'a tekrar gelecek olursak sonuç yok, gayretin meyvesi yok, bal yapmayan arı, teknik yetersiz, futbolu zevk vermiyor.. Aydın Yılmaz'da Sabri'nin klonu olma yolunda emin adımlarla gidiyor.. Koskoca galatasaray 1 sezon boyunca ona büyük şanslar verdi.. Ama bir adım bile futbolunda aşama kaydedemedi.. 3-5 maç değil, dikkat çekerim 1 koca sezon.. O formayı 1 sezon fizik olarak belli bir yeterliliğe eriştikten hele de maç tecrübesi kazandıktan sonra giyip hiçbirşey verememek tek kelimeyle yeteneksizliktir.. Tamam sürekli forma şansı bulamadı elbet ama Skibbe döneminde herşeye rağmen bir futbolcunun kendini gösterebileceği sürelerde forma şansı buldu.. Sözün özü bu çocuk yeteneksizdir malesef.. Tıpkı Sabri gibi, Barış gibi.. konuşmak için de tam sırasıdır.. Kendine verilen şanslarda bu derece yeterlilikleri olmasına karşın hiçbir şey yapamıyorsa başka ne denebilir ? Galatasaray'da forma giymesi için bir ekstra özelliğini arıyorum ama yok ! Umarım galatasaray yeni bir Sabri Sarıoğlu yaratmadan bu çocuğu anadolu takımlarının birine gönderir de çok daha yetenekli ve o forma altında kendini göstermek için ondan çok daha fazla azim gösteren Emre Çolak, Serdar Eylik gibi futbolculara forma şansı yaratır..

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks