elano blumer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elano blumer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2010 Salı

13 Eylül 2010 Galatasaray - Gaziantepspor Maçı Üzerine

0 yorum


Bir şeyler karalamak istemiyordum, ama yine tutamadım kendimi. Takımda değişen hiçbir şey yok. Aynı hamam aynı tas. Sezon başı nasıl bulduysak öyle aldık milli maç arasından sonra da Galatasaray'ı. Ne bir eksik, ne bir fazla. Olumlu olarak söylenecek tek şey Emiliano İnsua'nın Hakan Balta'nın defolarını kapatabilecek yeterlilikte bir oyuncu olması ve Misimoviç'in yarattığı heyecan. Ancak arkasında Ayhan Akman ve Mustafa Sarp olduğu müddetçe de ondan wolfsburg performansı beklemek zor. Nitekim Ayhan ve Sarp'ın yetersizliği sebebi ile o da geriye gelme ihtiyacı hissediyor ve hücumdaki meziyetlerini yeterli ölçüde kullanamıyor.. İlk maç göstermiştir ki Misimovic'in defansif yanı Lincoln kadar dahi değil. lincoln'ün pres yapıp top kazandığı çok maçı hatırlarım. Bu sebepten böyle bir oyuncunun açığını kapatacak iki üç "savaşçı" oyuncunun varlığı bir zaruret bu takımda. Peki o "savaşçılar" ayhan ile sarp olabilir mi ? gaziantep maçında yeterli sinyaller alınmış olsa gerek. Ali sami yen'de bile bu orta saha ile rezalet bir oyun ortaya koyduğumuzu hesap edersek şu ligin en zor deplasmanı fenerbahçe maçında olacakları düşünmek istemiyorum. Evet lig sadece fenerbahçe maçlarından oluşmuyor ama malesef en iyi zamanlarımızda bile bu deplasmanda karşı yakanın takımına inanılmaz boşluklar verip, akılalmaz pozisyonlara sokmuştuk forvetlerini. O sebepten bu yapıda olacakları düşünmek istemiyorum.. Ne ayhan, ne sarp şu takımın oyuncusu değil.. Geçen postlarda da dediğim gibi mevcut yapı içersinde bir seçim yapmak gerekseydi Cana ile Barış özbek'i her halükarda ayhan ile sarp'a tercih ederdim.. Nitekim yetenekleri kısıtlı olmasına karşın barış özbek'in, mustafa sarp'tan defansif anlamda şu takıma daha fazla katkı sunacağına inanıyorum. En azından savaşmaktan yılmaması bile o mevkide oynaması için yeterli sebep. Cana ile ayhan akman kıyasına girmek istemiyorum bile..

Birde Elano Blumer mevzusu var ki anlamanın mümkünatı yok. Geçen sezon yerden yere vurulduğu maçlarda dahi kendisine sabır edilmesi taraftarıydım ama artık sabır sınırlarını zorluyor blumer. Problemi nedir, bunu kendisi dışında hiçkimse bilmiyor. İyi bir ücret alıyor, uyum sorunu gibi bir sorunu yok, koca bir sezonda takımdaki herkesi tanıdı hatta dün "mevkisinde oynamıyor" denilmesine karşın ilk defa brezilya milli takımında oynadığı mevkiiye benzer bir mevkiide de oynadı.. Brezilya ulusal takımının as oyuncusu antetli bir futbolcunun kalitesinden beklenmeyecek ölçüde, ali turan gibi paslar atmasının, ayhan akmanvari şutlar çekmesinin pozisyonu ile bir alakası olamaz. Lucescu ilk geldiği gün uzaktan çok sağlam şutlar çeker, öldürücü paslar atar referansı ile bizi heyecanlandırmıştı ama galatasaray ile çıktığı ilk maç dışında biz o uzaktan şutları göremedik. Elano mutsuz, bazı problemleri var ve kafasında galatasaray'ı bitirmiş.. heyecanını yitirmişse dünyanın en kaliteli futbolcusu da olsa şu takıma katkı sağlayamaz. Kalli döneminde heyecanını yitirmiş Lincoln ile Skibbe zamanında futbol arzusunu geri kazanan Cassio Lincoln geliyor gözlerimin önüne.. Ancak elano'nun sorunu bu da değil, rijkaard kendisine her türlü desteği de sunuyor arzusunu kazandırmak için her şeyi yapıyor.. Anladığım avrupa'ya transfer olamaması elano'da derin bir üzüntü yaratmış durumda.. Birde dunga'nın gidişi ile meziyetlerini avrupa futbol piyasasına gösterecek en önemli vitrinini kaybetmesi bunun cabası..

Hülasa üç büyükler hatta bursa ve trabzon'da dahil edilirse şampiyonluğa oynayan takımlar içersinde fenerbahçe ile yarışıyoruz. Ölü toprağı bir türlü atılamadı üzerimizden.. Bu arada aydın için de bir çift laf söylememek olmaz. Elano nasıl heyecanını yitirdiyse aydın da yitirdiği heyecanı geri kazanmış. Belki bu sene "ya herru ya merru" son şansı olduğunun bilincinde olduğu için koskoca galatasaray'da bir daha oynayamama korkusuyla çabalamaya başladı. Artık kiralık olarak pişme hüvviyetini de yitirdi. Şansını kullanamazsa devre arasında soluğu karabük, sivas, gençlerbirliğinde alacak.. Ne olursa olsun isteksiz, dünyaya geldiğine pişman bir oyun oynayacaksa elano'nun yerine heyecanını geri kazanmış aydın'ı tercih ederim.. Kendisinden daha önceki yazdıklarım da okunursa nefret etsemde...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Elano Blumer

0 yorum


Henüz eleştirmek için çok çok erken olan futbolcudur elano blumer, tıpkı hollandalı hocası gibi.. hele hele bu adam bu topraklarda futbolun profosörü olarak bilinen "lucescu" nun yere göğe sığdıramadığı, brezilya teknik direktörü dunga'nın kesinlikle vazgeçemediği hatta kaka'nın önünde duran toplarını teslim ettiği adamsa orda futbolculuğunu sorgulamadan önce bir kere daha durmak gerekiyor..

Nedense bizim millet adam topu ayağına alsın, daha ilk maçında hagi gibi alex gibi zımbalasın, kaleciyi de içeri soksun, fantazi yapsın, rövaşata yapsın, amuda kalksın, aşırtsın falan istiyor.. Hadi onu da geçtim en spesifik örneği şu ki "ey dostlar bu adam brezilya milli takımında zaman gelip daniel alves'i kesen adam, hatta dünya derbisi arjantin maçında alves'i kesti". bazı kesimlerce maldonado ile eşdeğer tutuluyor akıl alır gibi değil.. Gerçeği kimlerin eşdeğer tuttuğu da belli..

Hepimizin bir karakteri, hepimizin binbir türlü huyu var.. Evet insanız ama karakterlerimiz farklı.. Kimimiz kendimizi yabancısı olduğumuz bir ortamda rahat hissetmez, söylemek istediklerimi söyleyemez, rahat hareket edemeyiz.. Çünkü bu bizim karakterimizdir ve yabancısı olduğumuz bir ortam ister istemez alışana kadar alışma süresi içersinde bizi gerer.. Belki bu ortamda yapmamamız gereken bir sakarlık, söylemememiz gereken bir söz söyleriz.. Gerginlikten panik heyecan yaparız.. Sonra şöyle bir kendimizi tarttığımızda lan ben bunu nasıl söyledim ? Bu sakarlığı nasıl yaptım diye dövünür, düşünür dururuz.. Belirgin bir örnek daha vereyim daha önce hiç gitmediğiniz bir ülkeye gidip tanımadığınız insanlarla, farklı kültürden, farklı dinlerden arkadaşlarla kaynaşmak zorunda olduğunuzu düşünün.. Kaç kişi rahat ve güvende hissedebilir kendini ?

Olayı yeşil sahalara indirgeyecek olursak yabancısı olduğumuz bir yerde rahat hareket edememiz en azından o ortama alışana kadar rahat olmamamızın bir benzeri bu karaktere sahip bir futbolcu için sakın alışana kadar tam olarak futbolunu, yeteneklerini baskı ve karakter unsurları sebebiyle ortaya koyamamak olmasın ? Bir an için yetenekli ama sosyal ortamlara alışmakta güçlük çeken içimizden bir insanla karakterini sahaya yansıtmakta güçlük çeken forma numarasında 9 yazan futbolcuyu karşılaştıralım bir fark var mı ?

olayı daha da derinleştirirsek zamanla insan kendini bulunduğu ortama, yeni arkadaş çevresine ve yeni ortamına alıştırdıkça daha rahat hareket etmesi en azından karakterini daha rahatlıkla ortamına sunması kaçınılmaz bir gerçektir.. Bu zamanın getirdiği rahatlık payının ismi de hepinizin taktir ettiği üzere alışmadır.. Peki şimdi bu durumu henüz yeni girdiği, farklı bir futbol kültürü ile tanışan 9 numaralı futbolcu ile karşılaştırırsak ? Karakter olarak bir fark var mı ?

Zaman herşeyi gösterecektir, alışma payının ne kadar sürede geleceğini de gösterecektir, uyum ve uyumsuzluğu da gözler önüne sunacaktır.. Ama bunun içinde bu ülkenin futbol kültüründe pek yeri olmayan bir şey gerekiyor o da sabır.. Daha 2-3 sene önce şampiyonlar ligi kupasını havaya kaldıran, guardiola'nın bile kabul ettiği eşsiz sistemi kuran insanları acımasızca eleştirenlerin ülkesinde istenebilecek en son şey herhalde.. dünyanın futbol ülkesi, beynin hünerli ayaklara en iyi şekilde hükmettiği futbolcuların yeri olan brezilya'da ki kafalar maldonado ile karşılaştıranlardan çok daha büyüktür..

30 Temmuz 2009 Perşembe

Neler Oluyor Bize ?

2 yorum


Geçen sezon kewell ile başladı, bu sezon hız kesmeden devam ediyor keita ve elano ile.. Eğer taraftarın aklına transferden de önce haldun üstünel'in ne kadar başarılı bir yönetici olduğu geliyor, forumlarda futbolcudan önce yöneticinin başarısı konuşuluyor ve her seferinde böyle bir yöneticileri olduğu için şükür ediyorlarsa bu sevgi hala kulübü babasının malı gibi kullanmak isteyen ve kendi adamlarının görevden alınmasına şu an köpürmekle meşgul olan dinazorlara kapak olsun.. Biraz elinizi vicdanınıza koyun.. Bu isimleri 3-4 sene önce attığı jeneriklik çalımlarla avrupa'dan futbol programlarının en güzel hareketler, en güzel goller bölümlerinde görürdük sizin yönetiminizde, şimdi ali sami yen'den izliyeceğiz attıkları gollerden sonra isimlerini haykıracaz..Dinazorlara kapak olsun.. Büyüksün haldun üstünel, tribünlerde söylenecek bestelere layıksın..

Futbolu hakkında söylenecek fazla şey yok.. brezilyalıları bizden daha iyi tanıyan antu'da ki arkadaşlar tuttukları ağıtlar ile baya fikir verdiler :) Bu arada ileride galatasaray'ı verilen bu paralardan ötürü ciddi "ekonomik sıkıntılar" bekliyor diyenler mehmet topuz+özer hurmacı'ya 15 milyon euro'ya yakın bir transfer bedeli ödediklerini unutmasın, artık sıkmaya başladı çünkü bu geyikler.. Oyuncuların kalitesine söylenecek söz kalmayınca bu geyikler türetilmeye başladı bazılarınca..

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks