30 Aralık 2011 Cuma

Hizlial.com Aymazlığı

0 yorum


Senelerdir sorunsuz alışveriş yapmama rağmen yapmış oldukları son aymazlık ile güvenimi ciddi anlamda sarstı hızlıal.. online alışverişlerde bir diğer alternatif olarak aklıma hepsiburda.com geliyor ama onlarında bunlardan bir farkı yok ki ? ilk zamanlarındaki kalitelerinden ve dürüstlüklerinden ciddi anlamda ödün vermeye başladılar.. Hatta 2-3 sene önce hatırlarım arızalı çıkan güç kaynaklarının kargo parasını bile herhangi bir tartışmaya mahal vermeden kendileri ödemişti.. Yaşadığım ve beni haklarında bir şeyler yazmaya iten son olaya gelirsek:

Geçen pazar günü 3-4 senedir kullanmış olduğum mouse mefta olunca logitech marka yeni bir edavatı "aynı gün kargo" ibaresine güvenerek hizlial.com'dan sipariş verdim.. herhangi bir şüphem yoktu nitekim aynı gün kargo ibareli bir yığın sipariş vermiştim telefondan,bilgisayara; lcd televizyondan kulaklığa kadar ve hepsi taahüt ettikleri gibi sorunsuz bir şekilde elime ulaşmıştı.. aslında 1 hafta beklesem teknoloji marketlerinden de alabilirdim ama en yakın teknoloji markete gitmek için 5-10 tl arası yol parası vereceğim için evvelki siparişlerimde beni hiçbir zaman mahçup etmemiş hizlial.com alternatifi en uygunuydu.. birde günlerden pazar bir gün sonra hadi aksilik oldu iki gün sonra gelecek ürün için cumartesiye kadar mouse olmadan mı idare edecektim ? sipariş verdiğim günün akşamı ürünün durumunu "siparişinizin faturalandırma işlemi tamamlanmıştır. kargo firmasının, takip numarası vermesi bekleniyor." olarak değiştirdiler.. yani açıklamaya göre ürün kargo firmasına verilmişti.. bu süreç zarfında iş yerinden aldığım mouse u eve götürerek idare ediyorum akşamları evdeki makinemde mouse yok.. velhasılkelam ilk gün herhangi bir hareketlilik yok, ikinci gün yok ve üçüncü günde yok..hemde ürün aynı gün kargo ibaresini taşıdığı halde.. sonunda mesaj attım ve ürünün ahvalini sordum.. gönderdiklerini şu an kargo firmasında olduğunu iddia ettiler. tuhaftı çünkü şu 1 haftalık süreçte kitapyurdundan yapmış olduğum sipariş sitenin kargo firmasına verdiği günün hemen ertesinde elime ulaşmasına karşın hizlial'ın kargoya verdiğini iddia ettiği ürün gelmemişti..hemen yurt içi kargo'nun çağrı merkezini arayıp ismim üzerinden tarama yaptırdım ancak kargo firmasına göre son bir haftadır adıma kitapyurdundan yapılan gönderi dışında herhangi bir kargo yoktu.. hadi dedim belki fatura adresi ve gönderi ismi farklıydı acaba fatura adresindeki isme mi gönderdiler diye bu seferde fatura adresindeki isim üzerine arattım o da yok yani hizlial.com tüketiciyi göz göre göre saflıktan öte kargo firmasını arayamayacak kadar aciz ve durumu farkedemeyecek kadar basiretsiz görüyordu..

şimdi diyeceksiniz ki sabret lan 3-4 gün göndermemeleri mi sorun ? yok arkadaş sorun 3-4 gün göndermemek değil nitekim ben an oldu 15-20 günde bekledim bir sipariş için.. sorun kullanıcıyı enayi yerine koymaktır.. gönderilmeyen ürünü gönderdik deyip tüketiciyi bu vakit kazanma numaralarıyla kandırmaktır.. desler ki yılbaşıdır beyefendi kusura bakmayın yoğunluktan ötürü gecikmeler yaşıyoruz henüz göndermedik amenna.. ancak gönderilmeyen ürünü gönderdik deyip "yalan" tabirinin tanımını yapmak senelerdir alışveriş yaptığım ve güvendiğim hızlial.com'a hiç yakışmadı.. şu an siparişimi iptal etme sürecindeyim olmadı bu hizlial, yakışmadı..

22 Aralık 2011 Perşembe

Tereciye Tere Satmayın !

0 yorum



Arkadaş şu fransanın ermeni meselesi neden bu şekilde gündem oldu anlamadım ve hala anlamakta güçlük çekiyorum. Fransa dediğiniz ülke ermeni lobisinin en sağlam şekilde çalıştığı ve ermeni vatandaşların ülke yönetiminde söz sahibi olduğu ülkelerden biridir neden şimdi hayretler içersinde kalıyoruz ki ? Geçmişte ermeni asıllı bir fransız futbolcu "ben dedelerimin katili olmuş bir ülkenin toprağına adımımı atmam" demişti ve türkiye ye gelmemişti.. İşte bahsi geçen fransa siyasetin asla girmemesi gerektiği futbolunda bile ermeni ağırlığını yaşayan bir ülke..Sevgili dostlar bütün bunların ülkenin gerçek meselelerinin önüne çekilen güneş geçirmeyen kalın perdeler olduğunu ne zaman göreceğiz ? Hatta bu yağmayıpta gürleyen politikacıların ağzından dökülen sözlerin oy veren milliyetçi dostların sempatisini geri kazanmak için yapıldığını ne zaman anlayacağız ? Bakın beyler fazla uğraşmaya da gerek yok sadece google ı açıp klavyenin tuşlarına ermeni tasarısı yazsanız bile vikipedia size "sözde ermeni soykırımını" tanıyan ülke ve kuruluşları teker teker gösteriyor.. zor bir şey değil yerini bile unuttuğunuz meydan larusse lara bakın demiyorum.. hatta linki atmak yerine direkt kopyalayarak kolaycılıkta yapayım..işte uluslararası kuruluşlar:

BM Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu
Avrupa Konseyi
Avrupa Parlamentosu
Dünya Kiliseler Konseyi
İnsan Hakları Derneği
YMCA Avrupa Birliği
Permanent Peoples' Tribunal

ülkeler:

Arjantin
Belçika
Kanada
Şili
Kıbrıs Cumhuriyeti
Fransa
Yunanistan
İtalya
Litvanya
Lübnan
Hollanda
Polonya
Rusya
Slovakya
İsviçre
Uruguay
Vatikan
Venezuela

Yaşanan sürecin özeti şu ki dünyanın 7 tane uluslararası kuruluşu 18 tane ülkesi ve amerikanın 40 tan fazla eyaleti tanırken dış politikada göstermiş olduğumuz basiretsizliğin bir benzerini daha göstererek yine haklı olduğumuz bir davada haksız olduk.. Hala bir takım şahsiyetlere "oh soykırım demedi büyük felaket dedi aman neyse" demesiyle sempatiyle bakar olduk.. Biliyorum yine bazı insanlar birilerinin ağzından "soykırım" kelimesi çıkmadı diye saçma sapan kelime oyunlarından zamanı gelince mutlu olacak.. Şimdi akp nin terör olaylarında yaptığı "misli ile karşılığını alacaklar, kanları yerde kalmayacak" minvali açıklamaların diplomatik karşılıklarıyla da göğüs kabartıyoruz hıncımızı dindirdiğimizi sanıyoruz.. A dostum israil'in mavi marmara saldırısında ne oldu ? Peki ya yıllardır sadece ateşin düştüğü yeri yaktığı terörde ? Bu gün yaşanan olaylar geçmişteki iki emsalden hemen sonra yaşananlarla bir benzerlik taşımıyor mu ? asaağız, keseceğiz, yapmayacağız, etmeyeceğiz, ilişkimiz bitmiştir gibi sonu gelmeyen keskin ifadeleri ağızdan çıkan sözcüklerden ibaret.. Acaba olaylara zemin hazırlayan dış politika başarısızlığı karşısında bir çok insanımızın yaptığı gibi tepki koymak mı kolay yoksa bu gün o yasayı çıkaran fransanın yaptığı cezayir soykırımını doğru düzgün hiçbir ülkenin tanımadığını fark edip fransa kadar güçlü bir dış politikaya sahip olamadığımızı bilmek, görebilmek mi ? Atatürk'ten sonra içine düştüğümüz dış politika beceriksizliğini şimdi "yeni osmanlıcılık" gibi zırva bir anlayış ile emperyal güçlerin oyuncağı olarak asla ve kat'a başarıya döndüremeyiz.. Sizce hala suç türk, ermeni, batılı bir çok tarihçinin üzerinde fikir birliğine kesinlikle varamadığı sözde soykırımı tanıyan ülkelerde mi yoksa bu kesinliği bile olmayan tarihsel döngüyü hadi avrupayı geçtim "venezuella'ya, lübnan'a, arjantin'e" bile tanıtırken haklılığını ispatlamaktan aciz dış politika anlayışımızda mı ? Hadi şimdi renault kullanmayalım, carrefour'a gitmeyelim, danone yemeyelim.. Protesto ediyoruz ya fransayı.. Almayalım malları can vermeyelim fransız ekonomisine ! fransaya darbe vuracağız ya.. Orda asgari ücrete çalışan işçiside aldığı 3-30 parayı alamaz olsun, hafta sonları binlerce insanın kaprisini 1000 lira için çeken kasiyeride işinden olsun işte böyle kendi kolumuzu kesmeye devam edelim.

28 Ekim 2011 Cuma

Bu Riera O Riera'ya Benzemiyor

0 yorum


Şahsen Liverpool da oynadığı zamanlar hakkında bilgi sahibi değilim geniş bir argümanım yok ;ancak klasik bir taraftar gibi Galatasaray'a gelmeden önce mevcut "yutup" videolarından tekniği hakkında basit düzeyde bilgi sahibi olabildim. Benim görebildiğim kadarıyla Riera tek harekette rakip oyuncuyu ekarte edebilecek kadar teknik, sol ayağı sağlam, adam geçmekte sıkıntı yaşamayan ve etkili paslar atabilen kaliteli bir futbolcuydu. Avrupa futbolu hakkında bilgi sahibi olan blog yazarlarının yazılarında da liverpool'dan ayrılma sebebinin "benitez ile yaşadığı sorunlar" olduğunu öğrenincede kendisini klas bir futbolcu olarak etiketlememek için hiçbir neden kalmadı.Arda gittikten sonra sağlam bir kewell geliyor izlenimine kapılmıştım. hele hele olympiakos taraftarlarının riera'yı karşılamak için 5000 kişi toplaşması beklentilerime farklı bir yön çizmişti. Biz buna benzer bir beklentiyi 10 numara açlığı çektiğimiz bir yaz günü cassio lincoln'de yaşamıştık. Herhalde bu videoda yunan taraftarlar ile bizim taraftarımız arasındaki benzerliklerin en önemli göstergesi olsa gerek. Onların beklentilerini de gayet net açıklıyor.. Hani hava alanında futbolcu karşılamaları bir tek türkiye'de var deriz ya onu tekzip edercesine bir görüntü..



Her şeye rağmen taraftarın büyük çoğunluğu gibi futbolu daha göz önünde olan makine intizamlı alman ulusal takımının değişmez sol açığı podolski isminden sonra riera'nın bir anda resmi sitede açıklanması taraftarın büyük çoğunluğunda hoşnutsuzluk yaratmıştı.. Sebebi de oyunu bilinen, klası tartışılmaz podolski den sonra yakın tarihte yunan topraklarında bir sene boyunca neler yaptığı sadece youtube videolarından anlaşılabilecek bir riera'nın tercih edilmek zorunda kalınışıydı.. Liverpool günlerinden sonraki bu karadelik emsali bilinmez ve gözden önünde geçirilen sezon soru işaretleri oluşturuyordu.. Ben sezon başlamadan önce gerek fiziği gerekse liverpool günlerinden bir şey kaybetmiş olduğunu düşündüğüm oyun tarzı ile kendisini kewell ile eşleştirmiştim iyi bir riera'nın kewell dan esintiler sunabilecek yetenekte olduğuna inanıyordum..

İlk kez net olarak ispanyolu samsunspor maçında görebildik hatta futbolundan emin olduğum felipe melo, ujfalusi gibi adamlardan çok ona odaklandım.. Diyorum ya fizik itibariyle ve oyun tarzıyla bi kewell etkisi bırakacak tarzda olduğuna inanıyordum ama ne kewell ne de daha önce emsal verilebilecek farklı bir oyuncunun etkisini bıraktı.. Kewell'ın ilk maçı olan kayserispor kupa maçını hatırlayanlar o etki ile samsunspor maçındaki riera etkisini karşılaştırırlarsa aradaki farkı daha net görebilirler.. Takıma katılma süreleri hemen hemen aynı denilebilir.. Alışma evresi dedik 3-4 maç daha izledik ama sahadaki adam uyum sürecinde dediğimiz adam aradan makul bir süre geçmesine karşın liverpool günlerindeki bir tek çalımından, bir tek pasından, bir tek şutundan örnekler sunamıyordu ve en net izahı ile bu "dandik" futbolu olaylı gaziantepspor maçına kadar geldi..

Şimdi olaya farklı açıdan bakarsak taraftar arasında hala "uyum sürecinde ve patlama yapacak" tarzı bir anlayışa sahip olanlarda var.. Geçmişte bir çok yabancı futbolcuya bakıyorumda kewell'ından, barosuna; hagi'sinden popescusuna, Jardel'in'den ilic'ine, Filipescu'sundan iliesine; lincoln'ünden, felipe'sine kadar hepsi daha ilk maçlarında bağıra bağıra kalitesini belli eden adamlardı.. Futbol hafızamı biraz yokladım ve galatasaray forması altında "bir gün açılacak" diye beklenti içersine giripte açılan golleri, asistleri, pasları sıralayan bir futbolcuya şahit olamadım..

Riera'nında bu dakikadan sonra arda'nın boşluğunu farklı bir stilde olsalar bile gidereceğine dair herhangi bir inancım yok.. Hem mental, hem fizik olarak inanılmaz bir düşük içersinde zeki düşünemiyor beynindeki şeyleri ayaklarına ve vucuduna hükmettiremiyor.. Bunun uyum ile ya da hangi oyuncunun nereye kaçacağını bilmemesiyle bir alakası yok.. Bu yapıdaki bir oyuncununda "arapatı" gibi bir anda açılacağına dair herhangi bir inanç taşımıyorum. Kariyeri ciddi bir düşüşte ve bu gün "olcan adın"dan bile daha kötü bir durumda olduğu ortadaysa malesef verilen ve ilerde verilebilecek o büyük paralar göz önünde bulundurularak durumu bir kere daha değerlendirilmeli... Bu sebepten fatih terim'in "galatasaray değişmeli ocakta da değişecek haziranda da değişecek" sözünün bir ucu riera'ya da gitmiştir. Sevilir ya da sevilmez Arda gittikten sonra sol açık felç olmuş durumda ve bu takımın çok değil sol açığında da bir kazım kazım'a ihtiyacı var hepsi bu... Bu riera aşağadaki riera'ya hiç benzemiyor.. Hadi bir ilk olda galatasaray tarihinde sonradan açılan bir oyuncu olarak seneler sonra bu takıma yeni gelen bir oyuncu için "işte rirera'da böyleydi" diyelim.. bknz: mucizelere inanabilmek

26 Ekim 2011 Çarşamba

Yusuf Namoğlu'na Dair

0 yorum


Türk hakemleri psikolojik olarak büyük bir revizyon geçirmediği müddetçe uygulamaya konulan hiçbir kural ve bu kurallar ile sağlanan hayali otorite türk hakemliğini bir gram ilerletmeyecektir bilakis türk futboluna büyük zararlar verecektir.. Son gaziantepspor maçı yusuf namoğlu ve heyeti tarafından uygulanan zırva kuralların nasıl çöktüğünün çok net bir kanıtı oldu.. Edirne'nin ötesinde amacı "futbol" oynatmak olan hakemler diğer tarafta otorite adı altında standartı olmayan bir "itiraz" kavramına dayanarak ota boka kart gösteren ve düdüğe nefes vermeyi marifet sayan türk hakemleri.. Aslında daha ligin ilk haftalarında çökmüştü ama şu ana kadar hiçbir maç bu kadar net "hakem hataları" ile bu kadar katledilmediği için dikkat çekmiyordu.

"Hakemlere itiraz edilemez, ilk itiraz eden sarı kart yer seyirci tahrik edilemez" gibi hakemleri dokunulmaz bir varlıkçasına ululaştıran ve futbolcuları duygularını yitirmiş bir paranoyak gibi ruh hastası kılıfına sokmaya çalışan gerzekçe bir kuralı neye istinaden koydurduğunu ya da bu kuralın konulmasındaki etkisini ediyorum namoğlu'nun. Eğer futbol oyun kurallarının bir standartı varsa acaba uefa nezdinde bir şampiyonlar ligi maçında hadi onu geçtim uefa kapsamındaki herhangi bir ülkede hakemlerle ilgili böyle kendi kafasına göre kural uyduran bir merci var mı ? Bizim ödlek, basiretsiz ama emekli olup kapağı bir televizyona attıktan sonra mangalda kül bırakmayan türk hakemlerinin otoritesini sağlaması için böyle boktan kurallara, götümüzden uydurduğumuz elementlere mi ihtiyacımız var ? Acaba bizim futbolcularımızca avrupadaki hangi seçkin hakem abdullah yılmaz ve türevleri gibi şamar oğlanına dönmüştür ? Madem ortada bir kural var versene servet'e gösterdiğin kırmızıdan sonra senin kurallara dayanarak sözümona sağladığın otoritenle engin baytar'a, ujfalusi'ye de o kırmızıları ?Otoriten resmen öğretmeni tarafından azarlanan bir ilk okul bebesi gibi oldu hadi savur kartları da geri kazan kaptırdıklarını.. Bir insan saygınlığını kendi sağlar karakteri ile sağlar cesareti ile sağlar, kararları ile sağlar, kararlarında yanlışlık olsa bile kendine güveni ile sağlar.. Karşı yakanın çubuklu tosununun bizim sözümona en elit hakemleri bile soytarıya çevirirken adı sanı duyulmamış bir yabancı hakem karşısında bile kuzu olmasının nedenini biri bana bir yerimizden uydurduğumuz kuralları da hesap ederek açıklayabilir mi ? Hem orda hakemi ilahlaştıran bir kural da yok peki bizim türk işi futbolcular neden orada kedi ? Neden acaba ?

Türk hakemlerinde biliçli ya da bilinçsiz şekilde "bu kurallar adamına, takımına göre uygulanır" anlayışı varsa ve bu durumda namoğlu'nun korkak hakemleri sadece sırtı sıvazlanmayan arkasında şike yapmasına rağmen "kulübünü düşürmeyen" bir kudretli adamdan yoksun kurumların emeğini sömürüyorsa sorun bu güne kadar uygulanmayıp bir anda ortaya ısıtılıp konan kurallarda değildir sorun karakterdedir, sorun, cesarettedir, sorun güvensizliktedir, sorun zihniyetlerdedir... Yöneticiler kağıt üzerindeki iki kuralı değiştirip avrupanın ve hatta dünyanın hiçbir yerinde benzer uygulaması oynayan kurallar ve kurallar silsilesi geliştirerek sorunu çözemezler önce beyinler değişmeli.. Türk hakemleri ve yöneticileri bu anlayışla dünya kupası maçlarını ugandalı, ethiopia lı hakemlerin yönettiği maçları televizyonlarının başında ayaklarını yayarak izleyip "bizim niye hakemimiz yok" diye isyan ederler..

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Sercan Yıldırım Nefreti

0 yorum

Çeşitli platformlardan transfer haberlerini, bu haberlere taraftarın tepkisini takip etmeye çalışıyorum... Son dedikodu pino'nun gözden çıkarılması ile beraber artı iyi bir rakam teklif edilerek sercan yıldırım ve volkan şen için bursaspor'un kapısının çalınacağı yönünde.. Pino nun gözden çıkartılması ile ilgili ayrı bir yazı yazılabilir ama burda esas irdelenmesi gereken husus hemen hemen her yerli santrafora bir kulp bulma alışkanlığımız.. Sercan'ı da beğenmiyoruz..Tamam gece hayatı olabilir, tamam futboldan başka şeylerede kafası basabilir, futbol zekası kıt olabilir ama allah için türkiye şartlarında alınabilecek bi yerli santrafor varda biz mi transfer etmedik be arkadaşım ? batuhan karadeniz öyle, semih şentürk böyle, sercan yıldırım şöyle, umut bulut böyle iyi de kim kaldı ? herkese bir kulp herkese bir bahane... yok işte 90'lı yıllardaki bi hakan şükür yok artık çıkmıyor alt yapıdan bir arif erdem çıkartamıyoruz çıkartsak bile elimizde tutamıyoruz.. anıl dilaver ile devam edilirse bu çocuğun başarılı olacağına kim inanıyor ? çelimsiz ve kendine güvenmeyen bir hali var hatta öyle ki bir kaç maç kötü oynayıp baskıyı kaldıramazsa takımdaki geleceği bile tehlikeye girer yeni bir cafercan aksu faciası olur.. mehmet batdal kalırsa 2.00 metrelik boyu olmasına karşın bu takatsiz hali ile takıma ne kadar katkı verebilir ? zaten terimde bunu görüp onu gönderdi kendisi içinde bir parantez açayım.. ben bu batdal kadar fizik gücü ve şut tekniği ters orantılı bi adam görmedim adam o endama rağmen toplara öyle bir vuruyorki top utanmasa boş bi naylon poşet gibi uçacak bu kadar cılız bir şut tekniği o fiziğe karşın hayret uyandırıcı.. sercan yıldırım türkiye şartlarında alınabilecek en iyi santraforllardan biridir..johan elmander ve sakatlanma potansiyeli olan bir baros'un arkasında her an hazır kıta bekleyebilir rakip defansı hareketli futboluyla yorar bazen kendinden beklenmeyecek derecede gollerde atar yerinde durmayan yapısıyla partnerine ve orta saha futbolcularına gol yollarını açar ayrıca fatih terim'in disiplini altında faydalı olması daha büyük bir ihtimal nitekim milli takımda da oldukça faydalıydı daha ne peki ? bu burun kıvırma neden ? evet gol kaçırma yüzdesi fazla olan bir oyuncu ama önceki senelerdeki galatasaray ve fenerbahçeye karşı oynadığı maçları hatırlayalım bi saç baş yoldurmasına karşın tek başına en az 2-3 kere gol pozisyonuna girmiş rakip defansı inanılmaz zorlamıştı.. hatta bursada oynanan bir fenerbahçe maçında iğrensemde hakkını vermeden edemeyeceğin volkan demirel'in harika kalecilik performansı sebebiyle gol atamamış fenerbahçe'nin defansını bir başına tarumar etmişti.. hem bu adam galatasaraylı bunu bizzat söylememiş olsa bile çeşitli platformlardan televizyon programlarından ima etmişti zaten galatasaray maçlarındaki haline bakanda bu durumu apaçık anlar.. volkan şen gibi gs maçlarında çirkeflik rekoru kırmaz. en ufak bir sinir bozucu hareketi saygısızlığı bile olmamıştır.. kasımpaşaspor maçlarındaki yekta kurtuluş tadında oynamıştır galatasaray'a karşı şahsen ben galatasaraylı olan bir futbolcunun başka bir takıma gitmesine bir taraftar olarak üzülürüm son orhan şam olayında olduğu gibi... adnan sezgin'in kaçırdığı cenk tosun'u antep satıyordu da biz mi almadık ? ayrıca yabancı kontenjanını 2 tane yabancı santrafor varken yine bu mevkiden kullanmak ne kadar mantıklı ?

14 Temmuz 2011 Perşembe

Terör Olayları

0 yorum

Biraz lise yıllarımıza hatta her türk gencinin başından geçmekle yükümlü olan kpss maceramıza geri dönüp tarih dersinden bazı bilgililerimizi yoklayalım ve basit bir beyin jimnastiği yapalım

1789-1799 arasında ortaya çıkan fransız ihtilali ile beraber varolan ancak ciddi şekilde körüklenen milliyetçilik akımı tamda çöküş dönemine girmiş olan ve topraklarında farklı uluslardan insanları barındıran osmanlı imparatorluğunu nasıl etkiledi mağlumdur..Hani şu fransız ihtilalinin getirmiş olduğu meşhur milliyetçilik akımı..Zaten bu isyanların sebeplerini, altında yatan güçleri ve batılı devletlerin kukla olarak kullandığı milliyetçilik akımının nasıl sömürüldüğünü hepimiz biliyoruz.. Esas değinmek istediğim husus bu akımla ayaklanan sırplar ve gerçekleştirdikleri isyandır..Sırpların isyan süreci ile ilgili detaya inmeden bağımsızlığa nasıl ulaştıklarını sadece üç başlıkta toplayacağım bakalım günümüzden bir şeyler bulabilecek miyiz ?

-1804 yılında isyan eden ve ilk etapta bazı basit gibi görünen haklar isteyen sırplar ilk defa bu haklarını rusya güdümüyle 1812 yılında imzalanan bükreş anlaşması ile elde ettiler.Bu anlaşmaya göre sırp halkına bazı sosyal ve ekonomik bazı haklar tanınacak ve coğrafyada sözümona bir takım reformlar yapılacaktı..

-1812 bükreş anlaşmasından sonra bu hakların yetersiz olduğuna kanaat getiren sırplar 1817 yılında ikinci defa isyan ettiler ve rusya desteği ile beraber 1829 yılında "özerkliklerini" ilan edip osmanlı imparatorluğu ile edirne anlaşmasını imzaladılar..Böylece sırplar iç işlerinde bağımsız dış ilişkilerde ise osmanlıya bağlı bir devlet oldular..

-Her ne kadar özerkliklerini ilan etmiş olsalar bile osmanlı devletinin denetimi altında yaşamayı kabul etmeyen sırp prensliği desteğini aldığı rusların osmanlı rus savaşında galip gelmesini fırsat bilerek 1878 yılında imzalanan berlin anlaşması ile bağımsızlıklarını resmen ilan ettiler.

Esas meseleye dönecek olursak 1812'de sırpların istediği ufak tefek bazı haklar ile başlayıp 1878 yılında bağımsızlığa ulaşan yani 66 senelik süreçte yaşanan bu gelişmelerden seneler sonraya daha doğrusu günümüze geldiğimizde bir şeyler anlamadığımızı, tarihi sadece osmanlı döneminin şahşahalı yükselme dönemlerinden ibaret sandığımıza olan yargım her geçen gün güçleniyor.. Atatürk döneminden sonra yarım kalan ve ondan sonra gelenlerce arkası asla getirilemeyen sosyal ihtiyaçlardan ekonomik ihtiyaçlara varan kalkınma hamleleri sadece batı ile sınırlı kaldığı için bu gün bazı güçler bunu kullanarak hain terör ile beraber bizleri çok kirli bir iç savaş noktasına getirdiler..Sınıflar ayrımı yapılmasını katiyen kabul etmiyorum herkese haklar tanınmalı ama bu hiçbir zaman belirli kitlelerin isteği sonunda olmamalı o istek ortaya çıkmadan o zümreleri bir çatı altında tutan devlet kurumu tarafından gerçekleştirilmeli ve eşit şekilde yapılmalı o devlette yaşayan vatandaş nerde yaşıyorsa yaşasın huzurlu olmalı refah içersinde yaşamalı mutluluk hakkı değil o insanların gerçeği olmalı... Zaten belirli bir kitle ve zümre hak istiyorsa orda devletin bir zayıflığı, eksikliği var demektir ki o dakikadan sonra bir şeyler yapmak artık çok geçtir.. Batıdaki insanların kalkınmaya olan ihtiyacı neyse doğudakininde odur.. Ancak senelerdir ordaki insanlar sadece "oy" olarak görüldükleri için bu hamleler hiçbir zaman için yapılmadı ve zamanla dış güçler tarafından terör adı altında yoğurularak kullanıldı.. Çünkü aşiretlerin güdümü altında sosyal hakları olmayan insanların vereceği oylar siyasiler için kalkınmadan ve haklardan çok daha önemli anlamlar içeriyordu.. Senaryonun geçmişten tek farkı o zamanki tiyatronun ismi isyanken bu zamanki kirli filmin adının terör olması.. Belkide süreç artık günümüzde sırplardakinden çok daha kısa sürede işliyor nitekim bu gün tek taraflı bir özerklik ilanı ortaya atıldı..

Bu oyunlar çok kirli, senelerdir siyasilerin kendi menfaatlerini düşünmesi uğruna bu gün bu hallere düştük. Ok yaydan çıktı tabirinin geçerliliğinin bu gün 12 şehit verdiğimiz bir günde kulağımda defalarca çınlamasıyla artık bir şeyler için çok geç kaldığımızı anlamaya başladım..

11 Temmuz 2011 Pazartesi

2011-2012 Sezonu Hazırlıkları

0 yorum


Takımda 2011-2012 sezonuna dair bir şeyler artık yavaş yavaş şekillenmeye başladı.. Malesef fatih terim'in bazı eski takıntılarını geçmişte bırakıp yepyeni bir sayfa açma isteğine dair inancım defansın halini görünce gün geçtikçe azalmaya başlıyor..


Defansın durumu oldukça nahoş. Nitekim geçen seneden bu yana defansa dair değişen tek şey Lucas - ujfalusi değişikliği ki bence agresiflik açısından benzer oyuncular. Hatta Lucas topu oyuna sokma açısından yabancı futbolcular içersinde türkiye'nin en iyi defans oyuncularındandı.. Şu takım popescudan bu yana onun istikrarını yakalayabilecek defansa oyuna iyi top sokabilen ve song inanılmaz kesici bir oyuncunun eksikliğini hala çekiyor... Sezon boyunca sarı kart göremyen defans oyuncusu ne kadar üstün vasıflara sahip olabilir ve mücadele gücünden ne kadar bahsedilir ?(Servet Çetin) Fatih terim milli takımdan tanıdğı futbolcularına güvenmekle en büyük hatayı eder şu takıma minimum 2 tane defans oyuncusu alınmadığı müddetçe ujfalusi dışında anadolu takımlarının kalburüstü futbolcuları bile savunmamızı zorlar.Yerli oyuncular içersinde Serdar kesimal ve ersan gülüm bu anlamda elimizden hazin bir şekilde kaçtı hoş ersan olayı biraz karışık... Hazırlık kampının ilk maçında semih kaya dikkatimi çekti. Kaptanlık pazubandını takınca acayip bir özgüven kazanmış her halükarda servet çetin ve gökhan zan'a tercih edilip göbekte ujfalusi ile beraber oynatılmalı ama terim'in böyle bir şey yapacağına hiç ihtimal vermiyorum...Ufak ihtimal fatih akyel montajına benzer bir ince ayarla semih kaya defansa monte edilebilir..

Muslera transfer edilmiş gözüyle olaya bakarsak başarılı bir transfer diyebiliriz. Ancak kampa ne kadar çabuk katılırsa uyumu o kadar hızlanır. Yönetimin copa amerika olmasına rağmen hala bir açıklama yapmaması sinir bozucu bir durum.Geçmişte bu tür uluslararası organizasyonlarda olmasına rağmen sözleşme imzalatılan bir yığın oyuncu olmasına karşın muslera'ya dair net bir şeylerin açıklanmaması mide bulandırıyor.. Eğer gelirse zaten geçen seneki zapata ile mukayese edenin bile dili yanar. Hepsinden öte uzun süredir galatasaray'a bu kadar genç bir yabancı kaleci gelmemişti. Seneler önceden bir stauche'yi hatırlarım..

Orta saha geçen seneye nazaran bariz olarak güçlendi.. Ayrıca Cana'nın yerine yabancı bir orta saha ile orta saha çok farklı bir havaya bürünür.. Eğer sakatlık sorunu olmazsa mevcut oyuncular içersindeki Culio, Arda, Yekta, Selçuk, Ceyhun geçen sene maçların neredeyse tamamında oynayan ayhan-barış-sarp üçlüsünü silip atar.

Hücumda anlaşılan bir kaç sene önce skibbe'nin yaptığı nonda-baros rotasyonuna benzer bir rotasyon elmander-baros arasında olacak. O sene bunun çok katkısını görmüştük hatırlanacağı gibi. Ayrıca patlayıcılık özelliği ile pino ve her şeye rağmen boş bir oyuncu olduğuna asla inanmadığım stancu'da faydalı olacaktır..

Hülasa defans'ın durumu çok kötü. Malesef büyük takımların göze batan oyuncuyu almak gibi hastalıkları var. Bu sebepten bazen kalecilere ve defans oyuncularına lüks gözüyle bakılabiliyor. Halbuki geçmişe baktığımızda yabancı defasnlar kulüp tarihine ismini altın harflerle yazmış ve efsaneleşmiştir.. Fenerbahçe'de uche-hogh, beşiktaş'ta ronaldo-zago, bizde song-tomas. O yüzden mutlaka defansta bir iyileştirme yapılmalı terim zan-servet ikilisinden birine güvenmekle telafisi olmayacak hatalara sürükleyebilir takımı.. Yanarımda lucas-ujfalusi ikilisinin bir arada oynamasının nasip olmamasına yanarım...

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks