29 Mart 2010 Pazartesi

Senede Bir Gün Fenerli Olan Feysbukçu Çakma Taraftar

5 yorum


Önemli olan iyi günde kızarttık, morarttık şişirdik demek değil kötü günde takımının yanında olmaktır.. İyi günde "aslan terbiyecisi ehuehu" gibi artık poku çıkmış espirileri daha 1000 sene devam edercesine tekrarlamak değil şampiyonluğun kaybedildiği gün futbolcusunu dövmemek "ar yu pılaya ar yu pılaya fuck of kezman" dememektir, takımını her daim alkışlamaktır.. Önemli olan yenince sanal ortamdan memleketi kurtarmak değil yenilsen bile şurda desteklediğin takımı vurgulamaktır.. Önemli olan 364 gün futboldan anlamayıp fenerbahçe'nin galatasaray'ı yendiği gün en koyu fanatik kesilmek değil her gün tuttuğun takımın arkasında olmaktır...Hele hele sadece 1 günlüğüne fenerbahçe'yi tuttuğunu hatırlayan insanlara acıyorum.. Sayın be şu fenerin 7-8 futbolcusunu da görelim.. Şu feysbuk olayı geliştikçe ne kadar çakma taraftar olduğuna bir kere daha şahit oldum ? Siz ne ara futbol ile ilgileniyordunuz ? Takip edeceğim acaba kepaze olduğunuz zamanda şurda "bu gün aslan terbiyecisi" diye övündüğünüz takımınıza dair iki çift kelam edecek misiniz ? Fake taraftarlar sizi.. Gidin beleş mesajınızla 1 gün desteklediğiniz takımınızla ilgili gslilere mesaj atın, gidin "mor menekşe", "hanımın çiftliği" videolarını paylaşın.. Sanal ortamdan kurtarın vatanı milleti.. siz kepaze olduğunuz zamanda "amaaan ben futbolla ilgilenmiyorum zaten banane canım" diyin.. Keser sap hesap döndüğünde ne kadar taraftar olduğunuzu dikkatle takip edeceğim..

28 Mart 2010 Pazar

İlk Haftalardan Bu Yana Ne Değişti ?

2 yorum

Diyecek birşey yok.. Kadıköy'de küfür mazereti ile kaybedilen maçın sami yen'de de kaybedilmesinin hiçbir izahı yok.. Bu yenilgiden rijkaard'ı zerre kadar suçlu tutmuyorum herşeyden önce bir galatasaraylı olarak böyle düşünmek zorundayım ve şunu biliyorum ki bu gün kendi içimizde rijkaard'ı tartışmamız sezon başında " kadıköy'de görüşürüz frank" diyenlerin ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbirşey sağlamaz.. Bizimki sadece kendi doğrularımıza göre yaptığımız yorumlardır.. Vakti zamanında messilerle ronaldinholarla çalışmış bu adamdan futbolu ve taktiği daha iyi anlayacak konumda değiliz..

Ama diyorum ki hani şu oyundan jo çıkmamalıydı gibi be ! Oyuna girdikten sonra itirazdan başka hiçbirşey yapmayan ve maç eksiği ayan beyan belli olan baros bu maçı koparacak adam olmaktan çok uzaktı.. Evet jo'da kötüydü ama herşeye rağmen rakip defansın en istemiyeceği özelliklere ( iyi fizi, teknik ayaklar, hava hakimiyeti) sahip olan jo'nun yerine baros tercihi herhalde bilica'yı baya rahatlatmıştır.. Şöyle birşey var top jo'nun ayağındayken kaleye 30-35 metrelik bir mesafe olsa dahi ne yapacağını kestiremezsiniz.. Çünkü hem çalım atacak tekniğe sahiptir, hem şut çekecek becerisi vardır hemde iyi pas atacak yeteneklere sahiptir.. Peki baros ? Şu hali ile birşeyler üretmekten çok uzak ki tahminim bu sezon baros için artık toparlanması zor bir sezon olacak.. Beklentiler bundan sonraki sezona..

Aslında bu maça dair konuşmak istemiyorum.. Öyle oldu böyle bitti demekten öte takımı şu haftada fenerbahçe maçında bu kadar üstün bir kadro kurulmasına karşın varlık göstermeye mani olan etkenler üzerinde durmak gerek.. ilk 7-8 haftada da bu takımın başında rijkaard, sağ kanadında keita, solunda arda, ortasında elano vardı.. Neler değişti acaba ? takım içersinde neler oldu ? Mesela biz sezon başı hagi'den bu yana ilk defa bu denli duran toptan gol atma becersini yakalamıştık.. Ne oldu da şu takımın duran top gücü bıçak gibi kesildi ? Hepsinden öte bu takım neden bu kadar düştü ? Bazı oyuncular üzerinde durmak gerek.. Taktik sistem işi değil bu.. Şu takıma kimi getirirsen getir teknik direktör'ün taktiklerini direktiflerini bileklerine hükmettiremeyen bir adamın varsa orda herşey sekteye uğrar..Rijkaard kafasında birşeyler oluşturdu elbet ama acaba bu dişliler şu takımda oynamayı zerre kadar hakketmeyen bazı oyuncular ve herşeyden öte artık kendini iyice hissettirmeye başlayan "derin" galatasaray ile dönebilir miydi ? Derin galatasaray ve şu takımda oynamayı hakketmeyen bazı adamlar üzerinde durmak gerek

1- Mehmet Topal : kesinlikle 3. sınıf bir topçu şu takımın adamı olmamakla beraber rijkaard'ın artık çaresizlikten, vasatın iyisi kontenjanından oynattığı bir adam.. alternatifleri barış, ayhan, sarp olunca mecbur kalıyor adam.. Bu maçta nasıl oynadığı beni ilgilendirmiyor koca bir sezon boyunca şu takıma orta sahada çektirdikleri bu maçın hayat memak meselesi olarak büyük bir baskı ile oynanmasına yol açtı.. Neyleyim ben o fiziğe rağmen kafa topu almaktan aciz, futbol zekası son derece kısıtlı olan orta sahayı.. Eğer yönetm akıllı bir hamle yapmak istiyorsa şu adamı sezon sonu hazır hala değeri varken bir şekilde iyi paraya elden çıkarmalı ve gönderilen leo'nun kontenjanından ernst ayarında kaliteli bir orta saha almalıdır..

2- Mustafa Sarp: bu arkadaşı ruhsuz sınıfına almıyorum ama galatasaray sevgisi dışında futbol olarak sahaya koyduğu hiçbirşey yok.. Topal gibi kısıtlı futbol zekası ancan ona istinaden tek üstünlüğü arada sırada süpriz goller atması.. Bütün bunlar şu takımda hemde fenerbahçe'ye karşı orta sahada oynamasına yeter mi ?

3- Barış Özbek: kalli olmasa alman ümit milli takımında dahi oynayamazdı.. Kafası kesik tavuk gibi dolaşıp saçmalamaktan başka yaptığı birşey yok.. Şu takımda oynayacak yeteneklere haiz değil

4- Ayhan Akman: Sonu ümit karan'ın sonuna benzeyecek belkide.. Artık teşekkür edilip derhal gönderilmesi gerekir.. Sadece futbol adına değil.. Ayhan'ın abi kontenjanı ile orda durması beni takım içersindeki çekişmeler ve gizli yapılanmalar hususunda kıllandırıyor..

5- Caner Erkin: Yabancı futbolculara karşı ciddi bir garezi var bu arkadaşın.. Zaman zaman keita, zaman zaman gio.. Mütemadiyen az pas atıyor ve ısrarla oyunu "sevdiği" arkadaşlarının üzerine kuruyor.. Ümit milli takımından arkadaşı arda ile müthiş uyum içersinde.. Hatta arda'nın oynadığı maçlarda duran top kullanma konusunda ciddi anlamda yeteneksiz olmasına karşın sabri sarıoğlu ortaları ile takımın duran toplarını gaspediyor.. Bir tarafta meksika milli takımında korner kullanan adam, diğer tarafta kaka'ların, dani alves'lerin olduğu ulusal takımda duran topun başına geçen adam varken galatasaray'da bu işi caner yürütüyor..

6- Arda Turan: Ruhsuzluk değil elbette.. Bu büyük saygısızlık olur zaten..Hepimizden daha galatasaraylıdır lafımız yok.. Söz konusu olan bu gün sakat sakat çıktığı maçta değil ama acaba arda turan'ın takım içersinde çekişmelere, ikiliklere sebebiyet verdiğinin farkında mısınız ? Peki arda turan ile caner erkin arasındaki kusursuz uyumdan ? Arda turan ile gio, elano arasındaki kusursuz uyumsuzluktan.. Caner'in istanbul'da oynanan antalyaspor maçında başlayan yabancı oyunculara minimal düzeyde pas atıp ısrarla bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığı top şişirmelerinden ? Arda'nın olduğu maçlarda her korneri ön direğe savurmaktan başka hiçbir iş yapmayan caner erkin'in duran topların başına geçmesinden.. Israrla ve inatla arda'nın gio'ya garez bellemesinden.. Kimse aksini anlatmasın bana arda turan'ın takım içersinde sevmediği ve buna bağlı olarak oluşturduğu çetenin ısrarla pas atmadığı ya da markaj altındayken pas attığı aleni bir gerçek.. Ümit milli arkadaşı caner'in de öyle.. Kayseri maçında üstünü başını yırtmak üzereyken caner'in pas atmadığı keita, ısrarla elini havalara kaldırıp pas isteyen dos santos'a boşta olurken pas atılmayıp markajdayken pas atılması.... Uzar gider bu iş.. Dediğim gibi galatasaraylılığına lafım yok ama özellikle kaptan olduktan sonra bu "arda etkisi" takıma bir kurşun gibi çökmüştür.. Ve oluşturduğu çete'de kendi kafasına göre top oynamaktadır sisteme ihanet etmektedir.. Bence bunu bizim kadar hakan şükür, hasan şaş, ümit karan gibi oyuncular ile yolları ayıran adnan polat'ta az çok görüyordur..Arda takıma bir kurşun gibi çökmüştür ve bu bağlamda artık çok güçlü olduğu için bu zinciri kırmak onu iyi bir paraya avrupa'ya göndermeden çok zordur.. Evet bireysel olarak çok katkısı vardır ama bu huyları takıma büyük hemde çok büyük zararlar vermektedir..

Leo ve servet'e gelmiyorum bile..Galatasaray'ın özellikle gelecek sezon orta saha yapılanmasına ve bana göre takımdaki en büyük sorun olan "çeteleşmeye" ciddi önlemler alması lazım.. Yoksa bu iç çekişmeler galatasaray'a herşeyden çok daha büyük zararlar verir.. Hee bu arada bu gün dos santos bildiğim meksika milli takımında kornerleri kullanmasına karşın galatasaray'da caner'den fırsat bulup ilk kez korner kullanabildi.. enteresan..

26 Mart 2010 Cuma

Servet Çetin'in Fenerbahçe Maçında Oynaması

0 yorum


Futbolda büyük konuşmak tıpkı bir dönem ali sami alkış'ın yaptığı gibi dönüp dolaşıp o büyük konuştuğun lafın gün gelir senin başına kakılması ihtimalini beraberinde getirir ama ben yine de büyük konuşuyorum.. Hemde şu lafları yeme pahasına.. Eğer galatasaray'ın savunmasında pazar günü servet çetin oynayacaksa bu maçı galatasaray kazanamaz..Takımın 2009-2010 sezonu itibariyle patlamaya hazır 3 tane bombası vardır.. Ama biraz argo olmakla beraber elimizde patlaması durumudur bu.. Bunlardan biri her maç oynayan ve "bir maç kurtar be adam dişimizi kıralım" diye yakındığımız leo, diğeri üçüncü sınıf, futbol zekasından yoksun, kafa toplarına çıkmaktan aciz topçu mehmet topal diğeri de servet çetindir... Dikkat edin artık barış özbek veya sarpı bile nerdeyse bir çoğumuz topal'a tercih eder olduk bu iki adamı geçip hemen servet'e gelelim.. Kalli döneminde yaşanan olağanüstü form servet çetin'in "lale" devri olmuş ve fenerbahçe'de daum döneminde yaşattığı hayal kırıklığının bir benzerini artık galatasaray forması ile yaşatmaktadır servet.. Şu günlerde rijkaard'ın trabzonspor maçında aldığı mağlubiyetin faturasını güngör'e kesip serveti oynatacağı ihtimalinin iyice kuvvetlendiği konuşuyor.. Eğer bu durum gerçekleşirse galatasaray galibiyeti unutmalıdır zira bu servet'in güiza'yı dahi canlandırma potansiyeli mevcuttur.. Yaptığı pozisyon hatalarından öte , yeteneğinin bileklerine hükmedemesi sonucu pas dahi yapamayacak, onu da geçtim ısrarla deli cesaretiyle uzun pas yapmaya çalışan servet fenerbahçe'nin ekmeğine sürülen bir yağdır..Ümit ederim pazar gününe kadar birşeyler değişir büyük hoca stratejisini farklı belirler.. Ha hepsinden daha kabusu değişirde birde üstüne üstlük topal da oynarsa "galatasaray'ın olduğu yerde ümit hiçbir zaman tükenmez" lafını bile sorgularım artık..

25 Şubat 2010 Perşembe

Elano Keita ve Arda

0 yorum

Platini hiç boşuna 5-6 hakem getirmekle uğraşmasın isterse kale içine 5 tane daha hakem soksun, hatta 3 tane de orta olsun.. hakem olarak atadığı adamlar karar verebilecek yetenekten yoksun, lobilerden korkan, cesaretsiz olursa olacağı bu olur.. nitekim Caner'in pozisyonunun yardımcı hakem tarafından görülmemesi için hakemin görme ile ilgili bir özürü olması gerekirdi.. bu pozisyon o kadar açık bir pozisyondur.. ayrıca sadece o 5. kale arkası hakemi mi ? Yardımcıyı da sayarsak 3 çift göz o pozisyonda ne hikmetse ve nasıl bir korku ise penaltı çalacak cesareti gösterememiştir.. bunun başka izahı yok.. Platini boşu boşuna uğraşıyorsun usta oraya 5. hakem diye koyduğun orta hakem diye atadığın adamlar hakemliği geçtim "haysiyet" denen şeyden yoksun, olup birilerine şirin görünmenin hesabını yapıyorsa futbolda "hata" denen kavram o kadar da masum olmaz ya da o "hata" kavramının içersinde biz başka şeyler ararız..

Bu karar dışında maçın kilit noktası Elano'nun sakatlık ötürü dışarı çıktığı an olmuştur.. Orta sahanın her hali ile beyni olan bir adam Elano.. top kapmak, inanılmaz etkili uzun paslar atmak, şut çekmek ve herşeyden öte orta sahada yegane iyi top kullanan oyuncu olmak.. tam bir dinamo.. ne oldu o çıkınca peki.. muadili olarak oyuna dahil edilen ayhan akman gibi artık futbol kariyerinin son baharına gelmiş ve kapasitesi diyarbakırspor'da ancak top oynamaya yetecek bir adam giriyor.. top kapamıyor, pas atamıyor, şut çekemiyor, tehlikeli uzun pasları geçtim yanındaki adama dahi pas atamıyor... nitekim defansın sağ kanadı emanet edildiği gibi o kilit dakikadan sonra orta saha da atleticoya emanet ediliyor..işte galatasaray'ın en büyük sıkıntısı burda.. barış, ayhan, topal, sarp.. bunlar mıdır keitaların, ardaların, kewelların, barosların orta sahası.. uefa vizyonu finale ulaşmak olan takımın orta sahası değil pas yapmak kafa topuna bile çıkamıyorsa burda durup bir düşünmek lazım.. misal devre arasına gelmek lazım.. bilmiyorum laf söylemek istemiyorum, düştükten sonra herkes bir tekme daha vuracak cürreti bulabiliyor ama acaba elano'nun yanına uyumunu beklediğimiz ve kewell'ın da dönmesi halinde 2 alternatifi olan dos santos'un yerine bazı forumlarda ve çeşitli galatasaray bloglarında tam ortasahamızın istediği adam olarak gösterilen thomas hitzlsperger buraya monte edilemez miydi ? hatta bildiğim uefa kupasında oynama sıkıntısı da yoktu.. dediğim gibi düştükten sonra bir tekme atmaktan kolayı yok.. sağlık olsun..

korkularım bir bir gerçekleşti malesefki.. Servet'in, uğur'un, topal'ın ve sarp'ın patlamaya namzet olduklarını düşünmüştüm bu gün bu isimlerin oluşturduğu gedikler çok sevdiğimiz bir adamında başına iş açtı.. şu takımda laf söylenecek en son adam ama uğur uçar ile servet çetin'in bariz pozisyon hataları karşısında lucas neill'de hangisinin boşluğunu kapatabilirim derdiyle çok bocaladı.. normaldir.. kızılması gereken bir durum değildir.. servet ile uğur uçar arasına nesta, lucio, vidic gibi adamları koysan o da sersemler.. Hangi birine yetişsin 3 kişinin mevkiisine de el atmaya çalıştı.. Bu adam lider vasıflı bir adam ve gördüğü yerdeki aksaklıkları kapatmak içinde azami gayreti gösteriyor..

Uğur uçar diye bir futbolcu yok sahada.. Konyaspor'un karlı sahasında bırakmışız biz Uğur'u.. Şu hali ile sabri'ye nazaran ekstradan yaptığı yegane işi belki isabetli yaptığı bir kaç ortadır.. Malesef bunun dışında şu an mevcut hiçbir özelliği ise sabri sarıoğlu'ndan iyi değildir.. ne oldu bu uğur'a böyle ? bir oyuncu sakatlıktan sonra bu kadar dibe vuruyorsa orada büyük mental ya da fiziksel bazı eksiklikler olmalıdır muhakkak.. daha dün ibrahim üzülmez'i bu gün de simao'yu sol kanada demirletti.. normaldir.. ibrahim üzülmez'e bu kadar pozisyon veren bir adamın simao karşısında taş kesilmesini beklemektir esas mucize..

keita'ya ise flores büyük önlemler almış.. Gözlerden kaçmasa gerek sağ kanatta keita ne zaman topla buluşsa hemen dibinde 1 adam 4-5 metre ilersinde ise 2 adam keita'ya geniş alanda pozisyon imkanı tanımamak için hazır bulundu.. hani birini geçse öteki iki oyuncu çullanacak. bütün bunlara karşın kara inci yine mucize minvali gol attı ama malesef sonu olmadı..

Açıkçası Caner Erkin'e o kadar kızmıyorum.. uluslararası tecrübesi moskova ile birkaç orta düzey maça çıkmak olan ve genç milli takımda uluslararası maçlar oynayan bir adamın hırsına yenik düşmesi kabul edilebilir birşey.. nitekim keita bile fenerbahçe maçında yenik düştü hislerine.. düşünün 6 tane karar veren gözün önünde hakkınız gasp ediliyor.. hemde rakip bu kadar üstünüze gelirken mucize mukabili bir başka pozisyon türüyor ama o hakkınız gasp ediliyor.. caner de bu haksızlığı kaldıramadı.. İyi oyuncudur caner ve seneye bonservisi muhakkak alınmalıdır.. Bir talihsizlik sonucunda "vurun abalıya" durumuna getirilmemelidir.. O disiplin rijkaard'a aittir.. Ha rijkaard demişken ondan da biraz bahsetmek gerek.. 16 kişi arasından yazılabilecek en muhtemel kadro ile çıktı sahaya.. Forvetsiz.. Nitekim ikinci yarıda elanosuzda kaldı.. O dakikadan sonra da galatasaray forması giyip sahaya çıkamadığı için bir yığın beceriksizin dolduğu takımı için teknik taktik anlamda birşey veremedi.. sahada oynayan en az 6-7 adam rijkaard'ın kafasındakileri hiçbirşekilde yapamayacak adamlardı..Nitekim ayhan akman girdikten sonra görülmüştür herşey.. Acaba rijkaard'ın tercümanı ayhan oyuna girmeden önce hangi direktifleri ayhan'a iletti ? ayhan neleri yaptı ? Hani o sahada gördüğümüz ayhan akman hareketlerini istememiş olsa gerek..

Sözün özü sabri sarıoğlu galatasaray'ın sağ beki olur ama barış özbek, mehmet topal, mustafa sarp ve ayhan akman'ı bir araya getirsen hiçbiri galatasaray'ın orta sahasında oynayamaz ve bu takımın topçusu olamaz.. rijkaard teknik bir zeka olabilir ama o zekayı hayata geçirmek belli bir futbol zekasına erişmiş akıllı futbolcunun işidir.. şu bir gerçek bu futbolcular olduğu müddet daha çok saç baş yolunacaktır..

23 Şubat 2010 Salı

Güiza Meselesi

0 yorum


Yazıktır.. Dün küfür ettikten sonra o halini görüp hala sülaleden bacıya giden birileri varsa o kişi insan değildir.. Başka bir organizmadır, başka bir varlıktır.. Bu gün bu hallere düşmesinde hepsini geçtim bir insan olarak dibe vurup göz yaşları ile kulübeye oturmasında temel sebep cristoph daum'dur.. Adamın bir haline bakın kim acaba güiza'nın o sakalları tarz yapmak için bıraktığını düşünüyor ? Her haliyle psikolojisinin çöktüğü belli.. değil 90 dakika 10 dakikayı bile zor kaldırır şu hali ile.. Kolay şey değil bunlar.. İspanya milli takımına giren bir insansınız öyle ya da böyle o milli takımda torres ile villa'nın arkasında zaman zaman forma şansı bulacak bir popüleriteniz var.. eski eşiniz fahişelikle suçlanıyor, oynadığınız takımda küfür üstüne küfür yiyorsunuz.. Sokağa çıksanız tekme tokat girişecekler.. Normal şartlar altında herhalde bir insan "hoca oynatma beni dayanamıyorum artık" diyip affını isterdi ama hala bu adam sanki hem oyuncu hem teknik direktör muamelesi görüp zorla kendisini oynatıyormuş gibi tepki çekiyor.. Aslında bu türk futbolunda sadece fenerbahçe'ye özgü bir durumda değil.. Bizde vakti zamanında hırsımızla yaptığı onca hizmete rağmen nonda'ya çok kızdık, saydırdık ama giderken hoş anıları ile hatırlandı.. İşte burdaki temel etken frank rijkaard faktörüdür.. Teknik direktörler arasındaki mentalite farkıdır.. Eğer malum antep maçında rijkaard o değişikliği yapsa bu gün basına verilen malzemeler ile beraber nonda'ya dair farklı şeyler konuşurduk.. Türk futbolunun bizim futbola bakışımızın özelliği böyle ve değişmezde.. Lütfen artık premier ligte küme düşen takımını alkışlayan seyirci ile de bizim seyircimiz mukayese edilmesin.. Kendimi bildim bileli taraftarın bakış açısında gıdım ilerleme olmazken bundan sonra hiç olmaz.. Malesef böyleyiz biz işte.. Kabul edelim bazı şeylere kendimizi ne kadar kaptırdığımızı..

çok değil bir kaç hafta öncesine geri gidelim.. galatasaray - gaziantepsor maçı.. hava buz, saha ağır.. pozisyon üretmek, gol atmak şartlar gereği çok zor ve galatasaray'ın forveti güiza'dan kesinlikle daha basiretsiz shabani nonda'ya emanet edilmiş halde.. bu konuda herkesle iddiaya girerim nonda güiza ile mukayese edilirse özellikle sezonun ikinci yarısında toplu ya da topsuz 20 metre bile koşmamış, depar atmamıştır basiretsizliğinden.. ha konuya geri dönelim ne oluyor bu zor maçta ? mucize gerçekleşmiyor ve o basiretsiz nonda yine saç baş yoldurup birde üstüne rezalet bir vuruşla penaltı kaçırarak attığı o efsane golleri unutturup yuhalamalar ile beraber taraftarca "defol ulan artık yeter be" hissiyatı ile ayağına top geldiğinde homurdanmalardan öte yuhalamaya başlanıyor.. kenarda da jo'nun olması tepkinin şiddetini daha da arttırıyor.. elimizde 24 milyon euroluk potansiyel yetenekli bir brezilyalı varken neden hala bu nonda ? rijkaard ne yapıyor ? jo'yu ısındırıyor.. televizyon başında ve tribündeki adam ne diyor ? neyse oh be nihayet nonda çıkıyor defol git ulan artık! diyor büyük bir çoğunluk maçında psikolojisi ile.. ama bir bakıyorsunuz maçın en iyi adamı elano çıkıyor ve maçın en kötüsü nonda sahada kalıyor.. tabi maçın psikolojisi ile olayı büyük bir çoğunluk anlayamıyor, hatta ne akla hizmet bu değişikliğin yapıldığını sorguluyor, hayretler ediliyor.. takımın en rezil adamı, üstelik moral olarak dibe vurmuş halde iken bu hali ile takımı 1 kişi eksik oynatırken neden sahada duruyorda en iyi adam elano çıkıyor ? ancak aradan birkaç gün geçip maçın sıcaklığı azaldıkça mantıklı kafalar bu sorunun cevabını anlıyor.. dos santos'un geldiği ve akabinde anakonda'nın sözleşmesi fesh edildiği gün cevap daha net ortaya çıkıyor.. giderken kimse onu son birkaç sezon yapamadıkları, yapmak istemedikleri ile değil geldiği sezon yaptıkları, attığı efsane goller ile hatırlıyor.. kıssadan hisse rijkaard herşeyden önce "insanlık" diyerek nonda'yı aslanların önüne atmıyor.. işte iki teknik adam arasındaki mentalite farkı ve anlayış farkı burdan ileri geliyor.. seversiniz ya da sevmezsiniz hatta itiraf edeyim bende çok dalga geçmişimdir ama eski eşi fahişelikle suçlanmış, kaçırdığı gollerden sonra yediği küfürler ile karakter diye birşeyi kalmamış ve her halinden psikolojisi çok bozuk olduğu alenen belli olan bu adamı boğaz köprüsünde intihar edecek noktaya getiren getiren esas adam cristoph daum'dur.. malum maçta güiza'yı kurtarmak (insanlık olarak) için yapacağı tek şey onu oynatmamaktı.. elinde çok sağlam alternatifleri de varken bunu yapmak bu kadar imkansız olmasa gerek.. hani gökhan ünal ? hani semih şentürk vardı birde ? tamam bi halt ettin oynattın da öyle "çıkarmıyacam ulan" şovları yapıp sonra bir anda herife bunca acısından sonra darbe indirmenin anlamı nedir ?

Şu halini gördükten sonra hala küfür edenler var ya.. Yazıklar olsun, insanlığınıza yazıklar olsun..

11 Şubat 2010 Perşembe

Mehmet (ortasaha) Topal

2 yorum


emre güngör ve lucas neill ikilisinin yenilen 2 gole rağmen istikrar anlamında kesinlikle bozulmaması gereken maç.. gollerde hiçbir kabahatleri yok, ayrıca lucas neill'de müthiş bir özgüven var.. bu özgüven'i servet'in özgüveni ile karşılaştırmamak gerek, hatta yan yana bile koyulamaz.. top adamın ayağına geldiğinde riskli hareketler yapsa, ileri çıksa bile bir çekinceniz olmuyor.. dünkü maçta çok yaptı bunu, hatta bir keresinde abartıp 2-3 kişinin arasına attı kendini ama yine de o özgüvenin premier lig tecrübesinden, avusturya milli takımının kaptanı olmasından geldiğini bilince korkmuyor, bilakis fayda bekliyorsunuz.. servet gibi dangıl dungul gitmiyor..

galatasaray'ın bu sezon kanayan en büyük yarası mehmet topal'dır.. hatta mevkiisi kangren oldu ve onun yarası bütün takıma sirayet ediyor.. mehmet topal şu hali ile değil galatasaray belediyespor'un orta sahasında bile oynayamaz.. hatırlayın o belediyenin orta sahası 1-1 biten ve hüseyin göçek'e çullanılan maçta bizim defansı nasıl geriye yaslamıştı.. birde topal'a bakın.. kime top atacağından aciz, ayağına top geldiğinde ne yapacağı konusunda kararsız, özgüveni bitmiş, vasıfsız bir adam haline dönüşmüş bülent akın'ın ruhu dolaşıyor sahada.. ne oldu bu çocuğa ? bildiğimiz kadarıyla öyle gündemde olan bir özel hayatıda yok ama kariyerinin en kötü sezonunun frank rijkaard dönemine denk geldiği ve dibe vurduğu ortada.. ayhan'dan, barış'tan dem vuruyoruz ama şunu kabul edelim şu anki barış topal'dan daha iyi.. en azından orta kesebiliyor.. zira koşmaksa barış'ta topal'ın yaptığı koşuları, presleri yapıyor ama o ilkel, ne yapacağını şaşırmış, idrak edene kadar da rakibin ayağından top aldığı hali yok mu delleniyorum.. oynayamazsın topal, silkelen artık formasını giydiğin takım dardanelspor değil böyle büyük bir antrenörle çalışmanın, takımda oynamanın değerini bil artık.. şu sezon bir kere de "hayali pres" faaliyetlerin dışında olumlu iş yapta görelim.. Bu gün galatasaray kaybettiyse öncelik 4-6-0, santos'un forvet oynaması, arda'nın orda burda oynamasının tartışılmasından ziyade budur.. Makinenin dişlilerinden birkaçı değil, biri bile dönmezse o makine çalışmaz..

mustafa sarp'ın da iyi olmadığını söylemek gerek.. 3 gol pozisyonuna girdi.. 2 sini beceriksizlik sebebiyle, bir diğerini de ömer çatkıç'ın şahsi becerisi ile gol yapamadı..tamam hadi bu duruma defans ağırlıklı adamdır diye bir kılıf uyduralım da necati ateş'in son golünde sağlam bir şarj yapsa, buyur kale boş at kardeş demek yerine o "defans oyunculuğu" yönünü kullanıp nizami şarjla rakibini savursa kahraman olacak ama o ne yaptı ? topun peşinde koşup buyur necati baba kale boş dedi.. aslında birşey dememek gerek malzeme bu.. anadolu takımından 28 yaşında büyük bir takıma gelen, teknik yeterlilikleri ve futbol zekası kısıtlı olan bir adamdan iyi niyet dışında fazla birşey beklememek gerek.. ama yine de soruyorum işte topal ile sarp'ı birleştirsen bir linderoth ederler mi diye ?

santos'tan her ne kadar ümitsiz olsamda bu maçta bu kadar vasat olmasında caner erkin'in büyük katkısı olduğunu söylemek lazım.. tamam maçın iyiysiydi, golüde klastı, ilk yarıdaki şutu da olağanüstü idi ama caner'de ilginç bir huy var, çözülmez birşeyler.. son kayseri maçında da bunu yaptı.. keita kendini yırtmasına rağmen onunla oynamadı, kanat akınını kendi başlatmak istedi ve defalarca bunu denedi.. keza bu günde santos'u kaç tane müsait pozisyonda bizzat gördük ama caner yine pas atmak yerine atağı kendi başlatmayı seçti.. ortada iki şey var ya caner gereksiz şekilde kahraman olmak istiyor ya da yabancılara garezi var..teknik yeterlilikleri onu kahraman yapabilir ama futbol'un özellikle galatasaray'ın takım oyununa dayalı futbolunun bu tarz kahramanlıklara uygun olmadığını rijkaard anlatıyordur caner'e sanırım..

elano olağanüstü.. sanırım rijkaard'ın talimatlar ama geriye gidip basmaktan dolayı herhangibir sıkıntısı yok.. kaç top kesti, ayağına giden kaç toptan tehlike doğdu sayamadım.. yavaştan aldığı paraları hakketmeye başlıyor.. sezon başında "maldonado lan bu" diyenlerin sesleri duyulmaz oldu ?

son olarak galatasaray gibi bir takımın böyle kupayı önemsememe gibi bir lüksü yoktur..5 sene oluyor.. eğer türkiye takımını en çok alan takım olarak övünüyorsan içinde bulunan durumun hafiften ve sinsice fenerbahçe'nin türkiye kupası vukuaatine vardığını bileceksin.. Birkaç sene daha bu kupayı alamaz, önemsemezsek fenerbahçe'de oluşan baskıya benzer bir baskı bizim üzerimizde de oluşacak.. bu kupa bu kadar önemsiz olamaz... türkiye kupasını 14 kez aldığını söyleyip bununla övünüp önemsiyorsan sözünün ağırlığına göre oynayacaksın.. Üzücü.. Fenerbahçe'ye 24 sene sonra alacağı kupa hayırlı olsun.. Artık final maçında golü atacak olan semih ya da özer'in isimleri o gün doğan çocuklara verilir

31 Ocak 2010 Pazar

Leo

1 yorum


öncelikle hakkında sezonun ilk maçlarında çıkarttığı "kötü olmayan" performansından ötürü acaba kalede mondi ve tafo'dan sonra yeni bir efsane olur mu beklentisine bizleri soktuğu için ve ağızlara bir parmak bal çalmaktan başka hiçbirşey yapmadığın için böyle efsanelerin koruduğu bir kalede hakkında ne söyleyeceğini bilemiyorum açıkçası.. Yedik laflarımızı.. bu saatten sonra ağzınla kuş tutacağını da pek zannetmiyorum ya onu yapsa bile taraftara kendini inandıramaz.. takke düştü artık.. Kaleye top geldiğinde korkuyorsak milyon dolarların konuştuğu bu takımda bir yerlerde birşeylerde eksiklik vardır demek.. istikrar diye birşey yok o kadar çok maçta oynadı ki artık birşeyler söylemek için erken olduğu bir konumda da değil.. bilakis iki çift laf söylemenin tam sırası.. kendine güveni olmayan kafa "leyla" durumunda olan, mondilerin, tafarellerin koruduğu kaleye hiç ama hiç yakışmayıp yok yere yabancı kontenjanını sömüren yabancı kaleci oldu çıktı malesef leo.. onu geçtim bu gün topu oyuna geç sokup sarı kart gördüğü pozisyondan sonra göz göre göre hakemi alkışladı dakika 80 ve galatasaray 3 oyuncu değişikliğini yapmış durumda.. bu alkışlamanın kaptan bülent'in kadıköy'de atıldığı alkışlamadan hiçbir farkı yok.. topun oyuna geç sokulmasından ötürü sonuna kadar hakkedilen bir karttan sonra yapılan akılsızca bir hareket.. hakem atsa kalede lucas neill'i ikinci maçında kalede görecektik herhalde.. ne diyebiliriz ki ? Ne söyleyebiliriz ki ? bu gün yediği kafa golü ne kadar "teyyare" durumda olduğunun en açık göstergesidir.. o koluna biraz daha derman verse topu dışarı çelecek ama şut gelirken daha inancını kaybetmiş, kafasında bitirimiş birşeyleri ki koluna güç gitmiyor..yok arkadaşım güvenmiyor kendisine. kafasında bazı şeyleri olumsuz manada kurguluyor, hoşnut değil birşeylerden..biraz kendine inansa, golü kurtaracağına konsantre olsa 50 kere çıkartacağı kafa şutunu kendine güveni olmadığı için göz göre göre yedi.. korkuyorum bu ruh hali, bu açıklamalarından kafasında bitirdiği ve ispanyol gazetelerinde çarşaf çarşaf manşetlerde gezen "atletico bizi eler" açıklamalarından sonra denizli maçındaki leo neler yapacak ?aykut bile kendine daha çok güveniyor, inada bindirdi gitmeyeceğim diyor şansını kovalıyor inatla 20'lerde geldiği galatasarayda 30'una merdiven dayadı.. ama leo'da en ufak bir ışık yok.. kurtar be arkadaşım bir gün maç kurtar denizli bile olsa kurtar da kıralım dişimizi !olmuyor arkadaşım galatasaray kalesi böyle güvensiz adamlara layık değil neredesin be de santcis ahh ahh !! sana kötüsün diyen dilimi eşek arısı soksun..

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks