
Gönül futbolu, futbol içindeki güzellikleri hatta futbol sınırları içersindeki çirkinlikleri bile konuşmak istiyor ama ister istemez ağzımız, ellerimiz futbol içersindeki ahlaksızlıkları yazar oluyor.. Şahsen sanlı sarıalioğlu'nun "rijkaard'ta hata yapar" yazısıyla ilgili birşeyler karalayacaktım ama levent tüzemen'in bir yazısı dikkatimi bir anda sanlı kaptan'dan bu yazıya kaydırdı..
Açıkçası telegolü izlemedim, arda'nın aziz yıldırım ile bayramlaşmasını da telegolü izleyenlerden duydum.. Bu günkü yazısında levent tüzemen olayı özetleyen bir yazı yazınca kesin bir kanaate vardım yapılanların ahlaksızlık boyutu hakkında.. Ne pahasına olursa olsun fifa sözleşmesi devam eden oyuncuları "ayartmaya çalışan" kulüplere kesinlikle göz açtırmıyor bunu hepimiz biliyoruz. Hatta verilen fahiş cezalar malum.. Ama birileri çıkıyor samimi duygularla sadece bayramlaşma niyeti ile gelen genç bir futbolcuya "sayemde köşeyi döndün, seni ben zengin ettim burada herkesin önünde söz veriyorum seni sözleşmen bitince fenerbahçe'ye alacağım" diyebiliyor.. Acaba bu şifaen yapılan, son derece ciddi olduğu ayan beyan belli olan teklif, ahlak kriterleri, futbolun etiğine ne kadar sığan bir davranış ? Dikkat çekmeyecek gibi bir durum değil, hele kimse bu işe şaka falan demesin bi yerimle gülerim.. Acaba bu durumu galatasaray yönetimi belgeleri ve şahit olan sinan engin ile birlikte fifaya şikayet etse bu başvuruyu fifa "şaka yapmış adam canım" diye mi algılar ? Orasını bilemeyiz ama bildiğimiz birşey varki sırf bayramlaşma niyetine gelen birine böyle belden aşağı ve "seni ben zengin ettim" gibi terbiyesizce şeylerde söylenebiliyormuş.. Herşeye rağmen şahsen arda kadar galatasaraylı olan 100 kişiden 90'ı o durumda olsa bu şartlar altında değil aziz yıldırım ile bayramlaşmak yüzüne bile bakmazdı.. Ha bundan sonrası için "seni ben zengin ettim" gibilerinden direkt haysiyet ve şerefe odaklı laflardan sonra arda hala aziz yıldırımla muhabbetine devam eder ve bu kadar iyi niyetli olursa gerçekten üzücü olur.. Çünkü bu resmen "senin futbolunda bi keramet yoktu ama ben bir teklif yaptım nerelere geldin bak" demek. Bu arada levent tüzemen'in güzel yazısı için:
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/tuzemen/2009/09/30/arda_fifa_ve_etik
30 Eylül 2009 Çarşamba
Ne Pahasına Olursa Olsun Arda'yı Alacakmış !
28 Eylül 2009 Pazartesi
Gökmen Özdenak'ın Tespit Yaptığı An !

Bazılarının çok beklediği an dün gece yaşandı.. Galatasaray puan kaybetti e tabi o bazıları boş durdu mu durmadı.. Zaten neler çemkirdiklerini az çok biliyoruz.. Bir tanesi kendi tabiri ile taş gibi defans adamı(!) volkan yaman'ın neden satıldığından dem vurmuş, küçük(!) bir tanesi de futbolun profösörü edası ile rijkaard ve neeskens'e mesaj göndermiş. "Yanlış okuyorsunuz oyunu, siz barış ile ayhan'ı yedek tutarken neden bu değişiklikleri yapıyorsunuz?" buyurmuş.. Ama zannımca ve beni ters köşeye yatırırcasına en önemli ayrıntıyı tespit yaparken mütemadiyen saçmalayan ama iyi bir galatasaraylı olduğu su götürmez gerçek olan gökmen özdenak yapmış.. Sisteme bağlı kalmak isimli yazısıyla.. Ha dün gece telegol'ü izlemedim belki orda bu yazıyı dahi kendisinin yazdığından şüphelendirecek sözler söylemişte olabilir. ama bir çok ulemanın aksine rijkaard'ın sisteme bağlı kalmak için bu oyuncuları oynattığını ve değişiklikleri ona göre yaptığını bahsetmiş.. c, e , f planlarına girmemiş.. Umarız gökmen özdenak'ın bu formu'da sabri'nin beşiktaş maçındaki formu gibi gelip geçici olmaz. Yazısı burda:
http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/79197-sisteme-sadik-kalmak-makalesi.aspx
13 Eylül 2009 Pazar
Mustafa Sarp ve Sex And The City

Dünkü telegol'de Mustafa Sarp'ın tabata ile girdiği diyaloga binayen maç sonunda kamuoyuna yaptığı özür açıklamasından sonra ahmet çakar bizim mustafa'dan baya etkilenmişe benziyordu.. ama yine de esas bombayı gökmen özdenak patlattı ve devamı bir şekilde geldi..
a.ç : Bakın beyler şu konuşma, şu mizaç.. Mustafa Sarp iddia ediyorum türk futbolunun en yakışıklı futbolcusudur
g.ö: Hocam nasıl Sex And The City'de oynar mı ?
a.ç: sex and the city'de değil her yerde oynar..
10 Eylül 2009 Perşembe
Toraman Neden Milli Takım Yüzü Görmez ?

Acaba beşiktaş ile fenerbahçe arasında bir takas söz konusu olsa ve "milli futbolcu" etiketi ile önder beşiktaş'a, toraman fenerbahçe'ye gönderilse hangi takımın taraftarı üzülür, hangisi sevinir ? Sorunun cevabı milli takımın defansında kimlerin olup olmaması konusunda ipuçlarını fazlasıyla içeriyor.
21 Ağustos 2009 Cuma
Abdul Kader
D-Smart yoksunu olduğumuz ve Ali Sami Yen'e uzak bir yerde ikamet ettiğimiz için maçı izlemek için kıraathane yollarını tuttuk yarım saat önceden.. Gittiğimiz mekandaki büyük salon yarı yarıya ayrılmış durumdaydı.. Bir tarafı fenerbahçe maçı, diğer tarafı da galatasaray maçı için ayrılmıştı.. Ancak enteresan bir durum söz konusuydu ki maçı izlemeye yarım saat önceden gitmeme rağmen gittiğimiz yerin "galatasaray" için ayrılan bölümü tıka basa dolmuştu.. Tek tük oturulacak yerler vardı.. Daha önce de avrupa kupası maçlarını aynı yerde seyrettiğim ve 5 dakika kala bile salonun yarısının dolmadığını bildiğim için bu çok enteresan durumdu.. Demek tribünlerdeki galatasaray'ı izleme arzusu taraftarı ve maçı tribünlerden izleme imkanı olmayanları en yakın d-smartlı televizyona koşturtmuş..
Maçın ilk 20 dakikası estonya takımının 10 kişi hatasız defans oynama anlayışı ile geçti.. Galatasaray ağır siklet boks şampiyonu edası ile orta sahada öyle bir top çevirmeye başladı ki, rakip amatör boksörün gardını açtığı en ufak bir anda knockout edici yumruğu keita indirdi.. Zaten bu dakikadan sonrada film koptu.. O dakikaya, galatasaray'ın rakibi tarttığı ana kadar takım içersinde denizli maçından bu yana devam eden tek tük hatalar sırıtmadı değil.. Elbette bunlar takımın hücum zenginliği ile kıyaslandığında incir çekirdeğini doldurmayacak şeylerdi ama tıpkı denizli maçında golden önce barış'ın yaptığı top kaybına benzer bir kayıbı ayhan 2 defa yaptı.. Belki estonya takımı biraz daha becerikli olsa ve hucumda teknik ayaklara sahip olsalardı ilk dakikalarda canımız sıkılabilirdi ama çok şükür bütün bunlar sadece "ders alınması ve giderilmesi gereken hatalar" olarak kaldı, acı tecrübe olmadı..
Bu taktik anlayışı içersinde hücuma kalkılırken yapılan pas hataları özellikle defansın göbeğinde 2 tane ağır oyuncuya sahip takımı olması gerekenden daha fazla şekilde tehdit ediyor.. Bu bağlamda burda en büyük sorumluluk takımın teknik yoksunu ya da teknik yeterliliği kısıtlı bazı adamlarının üstüne kalıyor.. Sabri, Ayhan, Mustafa Sarp, Barış Özbek gibi.. Özellikle mustafa sarp her geçen gün üstüne birşeyler koyup daha az hatayla oynamaya ve gün geçtikçe topal'ı aratmamaya başladı.. Bülent korkmaz'ın bu takıma en büyük sevabı oldu onun transferi..Maç içersinde minimum düzeyde hata ile oynadı..Ancak aynı şeyleri Ayhan Akman ve Sabri Sarıoğlu için söylemek güç.. Ayhan hala ayağında inanılmaz derecede gereksiz top tutuyor.. Bunu rijkaard mı söylüyor acaba orasını bilmiyorum ama top tutma sevdası talin'in gelişen 2-3 tek tük atağının yaratıcısı oldu.. Hafta sonu rakip talin olmayacak malesef.. Sabri'ye ise söylenecek söz yok.. Artık barım barım bağırıyor bu takımın, lokomotif gibi işleyen takımın bir ferdi olamayacağını.. Umarım kenardaki usta tez zamanda bir şeyler düşünür bunun için.. Zira keita'nın binbir emekle, deli gibi koşarak taşıdığı topları böyle emek hırsızının dağlara taşlara orta yaparak harcaması sabır taşını çatlatır...
Keita, ya işkembeden sallayanlar.. Tek bir futbolunu izlemeyip istatistiklere, gazete küpürlerine bakarak spor yazarı olduğunu zannedenler, "bakın lyon satıyorsa iyi oyuncu değildir, kaç gol atmış ? " diyenler cevabını yavaş yavaş almaya başladı.. Böyle giderlerse de sezon sonunda keita'nın kramponlarını yerler..Muazzam bir oyuncu. Şahsen lyon'da hiç izlemedim ama insan ötesi fiziğini tekniği ile birlikte bu kadar muhteşem kullanan bir adamın eşi benzeri yoktur.. Ayrıca freekick golündeki tekniğe ve falsoya da dikkat çekerim.. Muazzam bir şey..
Taktik öyle bir işliyor ki, arda dursa keita sivriliyor, baros dursa kewell sahne alıyor.. Kimse bir oyuncunun formsuzluğunu skora yansıtıp onu akbabaların önüne atmıyor.. Mazallah bu gün rakip başka bir takım olsa ve diğer oyuncular gol atamasa "baros'a" sallayanların haddi hesabı olmazdı.. Bu arada aydın yılmaz netanya maçının üstüne daha şimdiden yatmaya başladı.. Ya da o oyununun rakibin zayıflığına bağlı olduğu ortaya çıkmaya başladı.. Kalibresi galatasaray'da oynamak için yetersiz.. Rijkaard'ın serdar eylik bu derece iyiyken ilk 18'e bile almamasında ve aydın'a şans vermesinde vardır bir bildiği umarım.. Bu arada kewell için ne söylesek az.. Bu kadar temiz bir son vuruş, yedekliği sorun etmemesi, müthiş bir profosyonellik.. Gitmesin bu adam.. Lütfen sezon sonu bitecek olan şu kontratı için birileri bişeyler yapsın !
16 Ağustos 2009 Pazar
Volkan Yaman

Fatih Terim'in Yunanistan maçında süpriz bir şekilde kadroya alıp İbrahim Üzülmez'in yerine oyuna koyduğu ve tabir yerindeyse canavar gibi top oynadığı günden bu yana kayıp Volkan Yaman.. Belki de sırf o maçın yüzü suyu hürmetine Galatasaray'a transfer edildi.. Galatasaray'da ilk bir kaç maç attığı frikik gollerinden sonra taraftarda inanılmaz bir heyecan oluşturdu, hatta çok iyi hatırlarım gs tv'de bir röportajında soru soran spiker frikiklerini roberto carlos'un frikikleri ile bile kıyasladı.. ama yaptıkları ufak çaplı gazdan öteye gidemedi Hakan Balta geldikten sonra.. Volkan Yaman'ı arıyoruz ama neredeyse 3 senedir sol bekte inanılmaz defansif zaafları ile o günlerden bu günlere "ne yaman çelişki" dedirtmekten başka hiçbirşey yapmıyor ya da yapamıyor.. Hakan Balta sakatlanmasın diye dua ediyoruz.. Nitekim bu gün Alparslan Erdem'den bile daha kötü durumda olduğu apaçık ortada.. Keza Rijkaard'ın dünkü denizlispor maçında oyunun 55. dakikasına doğru onu oyundan alışı alkışlatmak, ya da hakan balta'yı denemek için olmasa gerek ?
12 Ağustos 2009 Çarşamba
Profosyonelliğe İnat Amatör Frank Rijkaard !

El Mundo Deportivo, Rijkaard’ın, Milan ve Chelsea’den aldığı 5 milyon euroluk teklifleri geri çevirerek, paraya değil, futbola aşık olduğunu kanıtladığını da ifade etti.
milliyet'in kolpa haberlerine doğal olarak inanmakta güçlük çektiğimiz için bu da elmundodeportivo'nun sitesinde verdiği haber
Chelsea y Milan y que le paga un sueldo anual de unos 5 millones de euros.
bu da haberin tam linki
http://www.elmundodeportivo.es/gen/20090811/53762001235/noticia/rijkaard-resurge-en-turquia.html
Eğer böylesine olağanüstü kariyere sahip bir adam galatasaray'ın çıkması mümkün olmayan ancak avrupa'nın süper takımlarının ve arapların sunacağı 5 milyon euroluk bir rakamı reddedip, hala kesin olmayan ama kulaktan dolma haberlerle bu tutarın 1-1.5 milyon euro eksiğini kabul ediyor, büyük kulüplerin şanını, şöhretini arapların parasını elinin tersiyle itip buralara kadar şampiyonlar ligi şampiyonu heybeti ile geliyorsa o adamın chelsea ve milan'da gerçekleşmesi mümkün olmayan, ancak buralarda gerçekleştireceği bir şey vardır o da günümüzde para ile eşdeğer görünen profosyonelliğe esir olmayıp başarının körüklediği amatör bir ruh ile Tarih Yazmak ! Büyüksün rijkaard.. Şanı, Şöhreti en önemlisi Parayı seçmeyip, bir şeylere inandığın o yolda ilerlediğin için.. profosyonellere inat amatör olduğun için çok daha büyüksün ! Biz değil 1 milyon euro, 200-300 bin euro ile "profosyonellik" diyerek kulüp satanları gördük.

