18 Temmuz 2011 Pazartesi

Sercan Yıldırım Nefreti

0 yorum

Çeşitli platformlardan transfer haberlerini, bu haberlere taraftarın tepkisini takip etmeye çalışıyorum... Son dedikodu pino'nun gözden çıkarılması ile beraber artı iyi bir rakam teklif edilerek sercan yıldırım ve volkan şen için bursaspor'un kapısının çalınacağı yönünde.. Pino nun gözden çıkartılması ile ilgili ayrı bir yazı yazılabilir ama burda esas irdelenmesi gereken husus hemen hemen her yerli santrafora bir kulp bulma alışkanlığımız.. Sercan'ı da beğenmiyoruz..Tamam gece hayatı olabilir, tamam futboldan başka şeylerede kafası basabilir, futbol zekası kıt olabilir ama allah için türkiye şartlarında alınabilecek bi yerli santrafor varda biz mi transfer etmedik be arkadaşım ? batuhan karadeniz öyle, semih şentürk böyle, sercan yıldırım şöyle, umut bulut böyle iyi de kim kaldı ? herkese bir kulp herkese bir bahane... yok işte 90'lı yıllardaki bi hakan şükür yok artık çıkmıyor alt yapıdan bir arif erdem çıkartamıyoruz çıkartsak bile elimizde tutamıyoruz.. anıl dilaver ile devam edilirse bu çocuğun başarılı olacağına kim inanıyor ? çelimsiz ve kendine güvenmeyen bir hali var hatta öyle ki bir kaç maç kötü oynayıp baskıyı kaldıramazsa takımdaki geleceği bile tehlikeye girer yeni bir cafercan aksu faciası olur.. mehmet batdal kalırsa 2.00 metrelik boyu olmasına karşın bu takatsiz hali ile takıma ne kadar katkı verebilir ? zaten terimde bunu görüp onu gönderdi kendisi içinde bir parantez açayım.. ben bu batdal kadar fizik gücü ve şut tekniği ters orantılı bi adam görmedim adam o endama rağmen toplara öyle bir vuruyorki top utanmasa boş bi naylon poşet gibi uçacak bu kadar cılız bir şut tekniği o fiziğe karşın hayret uyandırıcı.. sercan yıldırım türkiye şartlarında alınabilecek en iyi santraforllardan biridir..johan elmander ve sakatlanma potansiyeli olan bir baros'un arkasında her an hazır kıta bekleyebilir rakip defansı hareketli futboluyla yorar bazen kendinden beklenmeyecek derecede gollerde atar yerinde durmayan yapısıyla partnerine ve orta saha futbolcularına gol yollarını açar ayrıca fatih terim'in disiplini altında faydalı olması daha büyük bir ihtimal nitekim milli takımda da oldukça faydalıydı daha ne peki ? bu burun kıvırma neden ? evet gol kaçırma yüzdesi fazla olan bir oyuncu ama önceki senelerdeki galatasaray ve fenerbahçeye karşı oynadığı maçları hatırlayalım bi saç baş yoldurmasına karşın tek başına en az 2-3 kere gol pozisyonuna girmiş rakip defansı inanılmaz zorlamıştı.. hatta bursada oynanan bir fenerbahçe maçında iğrensemde hakkını vermeden edemeyeceğin volkan demirel'in harika kalecilik performansı sebebiyle gol atamamış fenerbahçe'nin defansını bir başına tarumar etmişti.. hem bu adam galatasaraylı bunu bizzat söylememiş olsa bile çeşitli platformlardan televizyon programlarından ima etmişti zaten galatasaray maçlarındaki haline bakanda bu durumu apaçık anlar.. volkan şen gibi gs maçlarında çirkeflik rekoru kırmaz. en ufak bir sinir bozucu hareketi saygısızlığı bile olmamıştır.. kasımpaşaspor maçlarındaki yekta kurtuluş tadında oynamıştır galatasaray'a karşı şahsen ben galatasaraylı olan bir futbolcunun başka bir takıma gitmesine bir taraftar olarak üzülürüm son orhan şam olayında olduğu gibi... adnan sezgin'in kaçırdığı cenk tosun'u antep satıyordu da biz mi almadık ? ayrıca yabancı kontenjanını 2 tane yabancı santrafor varken yine bu mevkiden kullanmak ne kadar mantıklı ?

11 Temmuz 2011 Pazartesi

2011-2012 Sezonu Hazırlıkları

0 yorum


Takımda 2011-2012 sezonuna dair bir şeyler artık yavaş yavaş şekillenmeye başladı.. Malesef fatih terim'in bazı eski takıntılarını geçmişte bırakıp yepyeni bir sayfa açma isteğine dair inancım defansın halini görünce gün geçtikçe azalmaya başlıyor..


Defansın durumu oldukça nahoş. Nitekim geçen seneden bu yana defansa dair değişen tek şey Lucas - ujfalusi değişikliği ki bence agresiflik açısından benzer oyuncular. Hatta Lucas topu oyuna sokma açısından yabancı futbolcular içersinde türkiye'nin en iyi defans oyuncularındandı.. Şu takım popescudan bu yana onun istikrarını yakalayabilecek defansa oyuna iyi top sokabilen ve song inanılmaz kesici bir oyuncunun eksikliğini hala çekiyor... Sezon boyunca sarı kart göremyen defans oyuncusu ne kadar üstün vasıflara sahip olabilir ve mücadele gücünden ne kadar bahsedilir ?(Servet Çetin) Fatih terim milli takımdan tanıdğı futbolcularına güvenmekle en büyük hatayı eder şu takıma minimum 2 tane defans oyuncusu alınmadığı müddetçe ujfalusi dışında anadolu takımlarının kalburüstü futbolcuları bile savunmamızı zorlar.Yerli oyuncular içersinde Serdar kesimal ve ersan gülüm bu anlamda elimizden hazin bir şekilde kaçtı hoş ersan olayı biraz karışık... Hazırlık kampının ilk maçında semih kaya dikkatimi çekti. Kaptanlık pazubandını takınca acayip bir özgüven kazanmış her halükarda servet çetin ve gökhan zan'a tercih edilip göbekte ujfalusi ile beraber oynatılmalı ama terim'in böyle bir şey yapacağına hiç ihtimal vermiyorum...Ufak ihtimal fatih akyel montajına benzer bir ince ayarla semih kaya defansa monte edilebilir..

Muslera transfer edilmiş gözüyle olaya bakarsak başarılı bir transfer diyebiliriz. Ancak kampa ne kadar çabuk katılırsa uyumu o kadar hızlanır. Yönetimin copa amerika olmasına rağmen hala bir açıklama yapmaması sinir bozucu bir durum.Geçmişte bu tür uluslararası organizasyonlarda olmasına rağmen sözleşme imzalatılan bir yığın oyuncu olmasına karşın muslera'ya dair net bir şeylerin açıklanmaması mide bulandırıyor.. Eğer gelirse zaten geçen seneki zapata ile mukayese edenin bile dili yanar. Hepsinden öte uzun süredir galatasaray'a bu kadar genç bir yabancı kaleci gelmemişti. Seneler önceden bir stauche'yi hatırlarım..

Orta saha geçen seneye nazaran bariz olarak güçlendi.. Ayrıca Cana'nın yerine yabancı bir orta saha ile orta saha çok farklı bir havaya bürünür.. Eğer sakatlık sorunu olmazsa mevcut oyuncular içersindeki Culio, Arda, Yekta, Selçuk, Ceyhun geçen sene maçların neredeyse tamamında oynayan ayhan-barış-sarp üçlüsünü silip atar.

Hücumda anlaşılan bir kaç sene önce skibbe'nin yaptığı nonda-baros rotasyonuna benzer bir rotasyon elmander-baros arasında olacak. O sene bunun çok katkısını görmüştük hatırlanacağı gibi. Ayrıca patlayıcılık özelliği ile pino ve her şeye rağmen boş bir oyuncu olduğuna asla inanmadığım stancu'da faydalı olacaktır..

Hülasa defans'ın durumu çok kötü. Malesef büyük takımların göze batan oyuncuyu almak gibi hastalıkları var. Bu sebepten bazen kalecilere ve defans oyuncularına lüks gözüyle bakılabiliyor. Halbuki geçmişe baktığımızda yabancı defasnlar kulüp tarihine ismini altın harflerle yazmış ve efsaneleşmiştir.. Fenerbahçe'de uche-hogh, beşiktaş'ta ronaldo-zago, bizde song-tomas. O yüzden mutlaka defansta bir iyileştirme yapılmalı terim zan-servet ikilisinden birine güvenmekle telafisi olmayacak hatalara sürükleyebilir takımı.. Yanarımda lucas-ujfalusi ikilisinin bir arada oynamasının nasip olmamasına yanarım...

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Gelmezsen Gelme !

0 yorum

Ünal Aysal başkan seçildiği günden bu yana malum Ersan Gülüm transferi galatasaray'ın gündemini meşgul ediyor. Şahsen futbolunu beğendiğim ve katkısının servet çetin ile gökhan zan'ın toplamından dahi daha fazla olacağını düşündüğüm bir futbolcu. Ancak son zamanlarda karakter olarak yaptığı şeylerde zırvalıktan öte değil. Gelmek istemiyorsan gelme bilader ! Eğer gönülden beşiktaşlıysan çık açıkça "ben beşiktaşlıyım türkiye'de beşiktaştan başka takımda oynamam" de. Cesaretin yoksa o çok kullandığın twitter'dan yaz taraftarı olduğun camianın yüreğine su.. Nedir böyle garip garip oyunların internette yapılan saçma sapan gönül alma gayretlerinin anlamı ? Zat-ı ali twitter'dan beşiktaş arka planını değiştirmiş ancak profil fotoğrafına çarşı logosunu koymuş fakat ağızdan iki çift laf çıkmıyor.. Acaba bir zamanlar mehmet topuz'un başına geldiği gibi olurda gs de oynarsan yediklerini yutmamak için mi söyleyemiyorsun ve tedbiri elden bırakmıyorsun sütten birilerinin ağzı yandı hesabı..İstemiyorum bu tarz adamları arkadaşım hiçbir taraftarda istemez zaten aynı şey gs için değil fener'e, beşiktaş'a olsa da taraftarlarca kabul edilmez. En basit örnek orhan şam lig tv'ye verdiği röportajda alenen galatasaray'a sempati duyduğu belliydi ama adam dürüstçe "fenerbahçe'de oynamak nasipmiş" dedi ve yoluna devam etti. O da bu tarz klavye oyunlarına gitseydi fenerbahçe taraftarı içine sindirir miydi kendisini ? twitter'dan profil fotoğrafı değiştirseydi yada facebook'tan gs hayranı falan olsaydı işi yokuşa sürseydi, transfer sürecinde böyle mide bulandıran afralar tafralar yapsaydı fenerbahçe taraftarı kendisini ne kadar sahiplenirdi ? Biz geçen sene ne çektiysek ruhsuzluktan çektik.. Milyonlarca insanın formasını giymek için hayal kurduğu takıma burun kıvıran bir adamı istemiyorum ben arkadaş !

29 Mart 2011 Salı

Her şeyden Biraz Var ; Ama Hiçbir Şey Tam Değil

0 yorum

Son çeyrek yüzyıla bakın türk futboluna arkasında büyük kariyeri olan nice teknik direktörün ismini göreceksiniz.. Del Bosque, Rijkaard, Schuster, Hiddink ve aklıma şu an gelmeyen bir çok büyük isim. Hepsinin ortak özellikleri vardı bu adamların kimi omzunda şampiyonlar ligi şampiyonu apoletini taşıyor, kimi ise çalıştırdığı takıma kısıtlı olanaklar ile yaşattığı başarılarla tanınıyordu ama Derwal istisanası dışında ne oldu elimize geçen koca bir sıfır. Onunda temellerini attığı futbol jenerasyonu çoktan veteran oldu.. Bütün bu adamlar ya biçare yöneticilerin elinde oyuncak oldu ya da hiçbir şey yapamayarak sözleşmelerine koydukları yüklü tazminat maddeleri ile kulüpleri soyup soğana çevirdi. Hangisi soydu, hangisi ne şekilde başarısız oldu, hangisi yönetimlerin oyuncağı oldu bunları tartışmaya gerek yok. Tartışılacak bir konu varsa o da kariyerli teknik direktörlerin türkiye sınırları içersinde başarılı olma ihtimallerinin kabataslak bir yüzde vermemiz gerekirse %10'dan bile az olmasıdır. Malesef bize bu tarz öğretmen tarzı adamlar gitmiyor dostlar.. O yüzden bundan sonra Jose Mourinho'yu atatürk hava limanında Gs kaşkolu ile görseniz dahi biraz gamlı baykuş olun..

Hemen birkaç sene önceye hatta 5-6 ay önceye gidelim ve galatasaray'a bakalım..Kulüp virane, kulüp yıkılmış, futbolcusunu satmak için avrupa maçına çıkartmayan bir yönetim tarafından semirilmiş kolu kanadı kırılmış bir Rijkaard. Hiçbir şey yapamıyor, sahada ne taktik ve ne de onun konuştuğu futbol dilinden anlayan birileri var, herkes kafasına göre bir şeyler yapıyoru, çünkü kimse ne oynadığını, ne yaptığını bilmiyor. Peki bütün suç "elimdeki kadro yetersiz" diye barım barım bağıran ; ama bu veryansını o zamanlar yönetimi hedef gösteriyor olarak gösterilen rijkaard'ta mıydı ? Guardiola'nın bile üstüne basa basa vurguladığı gibi takır takır işleyen taktiksel düzenin yaratıcısı olan hollandalı bu kadar kötü müydü ? Değildi,olamazdıda zaten.. HAtırlayın rijkaard ilk geldiğinde bu takım duran top atıyordu ! Duran toptan sayısız gol buluyordu acaba birkaç ayda şeytanlar mı karıştı bu takıma da o golleri bulan oyuncular duran top kullanmaktan bile aciz hale geldiler ?

Birinci sezonunun sonunda rijkaard bir futbol dergisine açıklamada bulunmuştu. "Türk futbolunda her şeyden biraz var ama hiçbir şey tam değil" demişti. İşte frank ve nice zaferleri sırtına yüklemiş teknik zekalar bunun kurbanı oluyor ülkemizde.. Bizim futbolcumuza bir şey öğretemezsiniz ey kariyerli hocalar ! Bilesiniz ki bu nato kafa nato mermer anlayış olduğu müddetçe teknik, taktik vs düzenler bizim futbolumuzda asla başarıya ulaşamayacaktır. Bizim futbolumuzun dinamikleri başka şeylerden ibarettir.. Bu hırs, motivasyon ya da farklı bir şey olabilir. Ancak bizim futbolcularımız taktikten anlamazlar. Bizim futbolcumuz 352, 442'den hiç anlamazlar, pas nedir bilmezler, şut çekmeyi öğretemezsiniz ve asla geliştiremezsiniz. Servet çetin'e evliyalar gelip "uzun pas atma" nasihatinde bulunsa yine o servet uzun pasları atacaktır, sabri sarıoğlu'na duran top kullanma dese kullanacaktır şu ülke sınırları içersinde 18 yaşında bıyığı terlememiş bir futbolcuyu geliştirebilecek bir adam yoktur türk futbolcusunun karakteristik özelliğidir bu elindeki ile yetiniz.. O yüzden türk futbolunun bu tarz teknik dehalardan yararlanacak bir yapısı yoktur. Bizim futbolcularımıza bu adamlar fazladır.

Eğer hagi giderse bu acı tecrübeler ışığında yerine gelecek adam kesinlikle teknik bilgisi ile bir şeyler yapmış bir teknik direktör olmamalıdır. En fazla kıymetini bilemediğimiz Lucescu, gerets ayarında hocalar olmalıdır veya ortalaması galatasaray ayarında olan bir takıma başarılar yaşatmış bir hoca. Türk futbolu budur, türk futbolcusu budur. Onun dilinden anlayabilecek, hizaya getirecek biri olmalıdır..Acı ama gerçek..

Not: Bu yazımı Hagi gitmeden önce bir forumda yazmıştım şu an çoktan Bülent Ünder yerine geldi bile. Türk futbolcusunun dilinden anlayıp anlamadığını zaman gösterecek. Ancak 4 senelik akılalmaz başarıların gizli kahramanı olan bir futbol adamının türk futbolcusuna yabancı olmadığı aşikardır. Adnan Polat'ın gidişiyle beraberde kendsine büyük bir şans doğmuştur, çünkü arkasında eğer gelecek sezon takımda kalırsa istediği işleri yapacak bir yönetimin olma ihtimali muhtemeldir. kendisini şu 8 maçlık süreçte ispat edip önümüzdeki sezonda kulübün kendisine emanet edilmesi en büyük temennimdir.

6 Şubat 2011 Pazar

Eşekler Adam Olur Bunlar Adam Olmaz !

3 yorum



Defalarca yazılıyor çiziliyor. Gerek sözlüklerde gerek bloglarda herkes söylüyor hatta sokakta, kahvede eş dost muhabbetlerinde dahi basit bir taraftar bir şeyler söylüyor ama bir boşalma yaşamam için içimde olan birikimi dışarı atmam gerekiyor...Yine yeni yeniden yazmak istiyorum..

Bu gün maçımız olmasına karşın kendimi Galatasaraylı olarak bildiğim anlardan bu yana desteklediğim takımı izleme arzumun dibe vurduğu günlerdendi. Hatta o dereceki internette vakit öldürmeyi daha önce izlemediğim bir filmi izlemeyi dahi düşünmüştüm. Saat 19.00 olunca yine taraftarlık arzusu dürttü, dayanamadım ekranın başına geçtim..

Enteresan bir şekilde belkide futbolun tanrılarının emri ile "bam telini" sahada görememiştim. Zaten futbolunda tanrısı olmasaydı mutlaka birini sahada görecektik çünkü bu modern sahtekarlar o kadar usta şekilde teknik direktörlerin gözlerini boyuyorlar ki Rijkaard ve Hagi gibi iki futbol uleması bile kendilerinden vazgeçemiyor, kulübede Mourinho olsa o bile dayanamayıp bu adamları banko oynatacak hale geliyordu.

Rijkaard dönemindan bu yana uzun bir süredir ilk defan takımı bamsız izleme şanslarından birine nail olacaktık. Kupa maçınıda izlemiştim olumlu sinyaller vermiş hatta uzun bir aradan sonra ilk defa 1-0'lık bir maçı 2-1'e getirme şansını yakalamıştık bu bile bamsız takımın neler yapabileceğini yeterince açıklıyordu bir an için arenada bu safralardan arınmış bir kadronun neler yapabileceğinin düşüncesi keyfimi yerine getirdi ve çayımı alarak derin bir huzur ile maçı seyretmeye başladım

Nitekim goller yağmur gibi gelmeye başlamış o burun kıvırdığımız takımın kalitesi üç tane adamın gitmesi ile beraber ligte ilk üçe oynayacak bir takımın kalitesine erişecek derecede yükselmişti. sezon başından beri taraftarın desteklediği takımı izleme arzusunun dahi içine eden bir halden bambaşka bir hale bürünmüştü takımın hüvviyeti. Kazım efsaneleşmiş, lucas destan yazmış, Stancu tam anlamıyla nasıl bir futbolcu olduğu hususunda kendini göstermeye başlamıştı. Hatta öyle ki kariyeri boyunca attığı gollerin sayısı bir elin parmağını dahi geçmeyen Lorik Cana gol atmıştı.

Evet bu takım Eskişehirspor gibi ligin kaliteli bir takımına pozisyon vermiyordu. Yenildiğimiz, gol yediğimiz onca saçma salak takımı gördükten sonra bu performans efsaneleştirilmeyecekte ne olacaktı ? Herşeyden öte bam'ın oynamadığı bir takımın neler yapacağını gösteren çok önemli bir tezahürdü bu oyun..

İlk yarı 3-0 bittikten sonra Hagi'nin mustafa Sarp'ı oyuna koyacağından adım gibi emindim. Nitekim tahminimde de yanılmadım. Gözünü budaktan sakınmayan, Niang gibi super ligin en güçlü santraforlarından birini dahi durdurmayı başaran, bu maçtada orta sahayı süpürüp o dakikaya kadar defansın pozisyon vermeden maçı sürdürmesine vesile olan Neill çıkmış yerine bu adam girmişti. Ne akla hizmet bir değişiklik olduğunu anlayan var mı acaba ? Hani skoru korumak deseniz sözümona defansif özelliklerinden yararlanmak isteyeceğiniz bu adam ile Kazım'ı ya da Stancu'yu değiştirirsiniz ama Lucas değişikliğinin manası ne ? İşin tuhafı bu değişikliği beklemeyen Avusturalyalı yedek kulübesine geldiğinde biraz sitemkarca su şişesini atarak duruma isyan etti. Hagi'nin bu tarz anlamsız değişikliklerinden laf açılınca hemen 5-1'lik fenerbahçe maçına gidiyor aklım, kahroluyorum tekrar. Maç kopmuş, Ribery fenerbahçe'nin sol kanadını hacamat etmiş ve efsanemiz büyük usta hagi 60'ıncı dakikada Ribery'yi çıkarıp yerine Sabri'yi almıştı. Bu anlamsız değişikliği büyük ustamız yapmasaydı, korkularına yenik düşmeseydi o 6-0 tarih olacaktı bundan hiçbir şüphem yok ama efsanemizin garantici bir huyu var malesefki.. Bazen eline tarihe geçecek bir fırsat geçse bile o garanticiliğine yenik düşebiliyor.

Galatasaray'ın peygamberi, büyük insan Hagi ! Her ne kadar bazıları senin iyi bir teknik direktör olmadığını söylese de ben sana inanıyorum, inanmak istiyorum ! Futbolun sadece taktikten, 442'lerden, 352'lerden ibaret olduğuna hiçbir zaman için inanmadım. Elinde cesur adamlar yetenekli futbolcular olduğu müddetçe takır takır her sistemin işleyeceğine inandım. Culio'yu, Stancu'yu sen getirdin, hatta gelirken ben dahil taraftarın %90'ının alınmaması için kampanyalar başlattığı Kazım'ı adam etmek üzeresin peki güzel insan, sevgili profesör futbol bilginin Mustafa Sarp denen adamdan neler bekler ? Hagi'yi de geçtim Lütfen biri izah edebilir mi bu futbol sahtekarı oyuna girdikten hatta daha önceki maçlarda oynadığında takıma ne verdi ? Kaç tane faul yaptı, kaç tane mücadeleye girdi ? Taraftarın senelerdir gördüğünü, büyük yüreksiz ve ruhsuz futbolcuların takıma verdiği zararı Hagi gibi adam gibi adam nasıl göremez ? Görememesinin sebebi ne olabilir ?

Nitekim tek başına koca bir takıma bedel olan Sarp oyuna girince takım savunması bir anda dağıldı ve maç 3-2'ye geldi. Servet, Lorik, Serkan kurtuluş hatta o zamana kadar sırıtmayan Hakan balta bile bir anda dağıldı. Kazım ve Baros mucize yaratmasaydı yarın medyada arsenal - newcastle maçının türkiye karşılığı olarak manşetler atılacaktı.. Mustafa Sarp, Barış ve Ayhan'ın oynadığı her maça rakip takım 1-0 önde başlar bu bir futbol gerçeğidir. Olay bir tane dişlinin bozuk olması ve bu dişlinin çalışmamasının bütün takımı durdurması ile açıklanacak kadar basittir. Galatasaray'dan ayrılsalar vasat anadolu kulüplerinin kulübesini eskitecek olan bu şahıslar takımın çarkına ettiği müddetçe hiçbir maçı keyifle izleyemeyeceğim.

21 Aralık 2010 Salı

Ulan Arda !

2 yorum


Evvela şunu söyleyeyim o saçma sapan programı izlemedim. Reha Muhtar, Serhat Ulueren bu güne kadar futbol adına şovenizmden başka neler yapmışlar ki ? Hatta Reha Muhtar'ın ne iş yaptığını biri bana izah edebilir mi ? Yorumcu, Yönetici, Spiker, Elitist yazar ? Duyumum forumlarda, galatasaray sözlükte ve diğer sözlüklerde yazılan düzeyde.. Taraftar bu konuda bölünmüş durumda, kimi Arda Turan efendiliğini bozmadı Galatasaraylılık duruşunu bu seviyesiz ithama efendi gibi cevap vererek en iyi şekilde gösterdi derken bir başka gurupsa Arda Turan'ın bu ithama maruz kalmasından büyük üzüntü duydu.. Bazı Galatasaraylılar Metinlerin, büyük kaptan bülentlerin, Şükürlerin pazubandı o lafların altına kalmamalı derken diğer gurup işte o kaptanlık duruşu böyle bir cevabı gerektiriyordu dedi..

Ben ikinci gruptan olduğumu söylemek isterim. Rakip takımın mafya, külhanbeyi bozması "asil başkanlık duruşuna" yakışır sözlerine verilebilecek cevap Galatasaray terbiyesi çerçevesinde "evet başkanım futbolu bıraktık bu işlerle uğraşıyoruz" değil o ithama maruz kaldıktan sonra o ortamı terk etmek ya da o seviyeye yakışır iki çift laf etmekti. Gerçeği tartışılır hangi türk futbolcusunun cesareti yeter ki aziz yıldırım'ın korku imparatorluğu türk futboluna bu derece çökmüşken başkana a iki çift laf etmeye ?

Arda turan daha gencecik bir insan, herşeyden öte kaptanlık gibi ağır bir sorumluluğun gereklerini yerine getirebilecek tecrübeden çok çok uzak.. Bu zamana kadar ki eylemleride zaten bunları teyit ediyor..Hepsinden öte taraftar arasında bir fikir birliğine varılamayıp hala kaptanlığının tartışılması bile başlı başına olumsuz bir referanstır. Hala ondan geçmişteki lider vasıflı kaptanların davranışlarını bekliyoruz, hatta bende duygularıma kapılıyorum ama son anda mantığım bir şeyler fısıldıyor "yapamaz arkadaşım yapamaz." Bu cevabın Galatasaray efendiliği, terbiyesi çerçevesinde verdiğine inanmıyorum. Evet arda gördüğümüz zeki, akıllı, hazırcevap bir insan ama bu zekiliği, akıllılığı hazırcevaplılığı ve sevecenliği bazı zararlıları da etrafına çekiyor.. Emre belözoğlu'nun kankası olması ve ona duyduğu abilik saygısı gibi.. Verdiği cevap belki emre abisine duyduğu saygının bir benzeridir orası tartışılır ama bu cevabı "galatasaraylılık" gibi derin bir düşünce yapısını gözardı etmeyerek verdiğine hiç inanmıyorum. Hatta net söylemem gerekirse olayın korkudan ileri gittiğini düşünüyorum. Aziz Yıldırım bu kadar aptal bir adam değil. Eminim o hitabı bir tilki kurnazlığı ile yapmış, üstünlük ve otorite belirtisi olduğunu herkessten iyi düşünmüştür. bir taraftar olarak ben bunu kabul edemiyorum işte, sindiremiyorum! Yok arkadaş yeni bir bülent gelsin ağzının ortasına yapıştırsın cevabı, şükür gelsin önünde rakip başkanlar ceketlerini iliklesinler diyorum ama çok şey istiyorum onunda farkındayım. Her yerde yazılıyor, çiziliyor söyleniyor. Acaba bu başkan kişisi aynı yakıştırmayı bülent korkmaz'a kullanabilir miydi ? Peki Hasan Şaş olsaydı ? Farzedelim kullandı acaba bülent korkmaz böyle bir ithamı yedirir miydi kendine ? Eşdeğer bir cevap ile dediklerini o başkan kişisine yuttursaydı cesur yürek biz büyük kaptanı galatasaraylılık duruşuna aykırı davrandığı için tartışır mıydık ?

Bu başkan kişisi futbol camiasında tehditleri, hazımsızlıkları, sağa sola köpürmesi ile öyle bir korku imparatorluğu kurmuş ki hiçbir futbolcu restini çekemiyor, iki çift laf edemiyor ölsem fenere gitmem diyen adamlar bir gün sonra herkes fenerbahçeli olacak pozları verebiliyor. Malesef ki arda turanımızda bu tiyatronun bir oyuncusu oldu. Ben olayın kaptanlığın alınmasına kadar gitmesini doğru bulmuyorum. Bu cevabıda yadırgamıyorum. hayalperestliğime yenik düşüp onların gerçeğe dönüşmesini umduğum zamanlar oluyor bazen ama bitti o hayaller artık, geride kaldı.. Türk futbolu korkunun bu derece hasıl olduğu bir ortama dönüştü. Bu gün arda'nın yerinde Sabri, Servet, G.zan, H.Balta, Ayhan ya da hangi yerli futbolcu olursa olsun verebilecekleri cevap bu olacaktı. Neden kaptanlığı alalım ki o zaman ? Hem sonra demiyor muyuz iki üç günlük yabancıyi niye kaptan yapıyoruz kendi evlatlarımız dururken diye ? Lincoln'ün kapı dışarı edildiği sürecin başlangıç safhasının neresi olduğunu iyi biliyoruz.. Gerçek anlamda liderlik ve kaptanlık karizması gibi kavramların Türkiye kolu Hakan Şükür, Bülent Korkmaz gibi futbolcular ile öldü. Hatta itiraf edeyim Hakan Şükür'ü futbolu bıraktıktan sonra günahım kadar sevmedim ve nefret ettim. Ama faal futbolculuğuna baktığımda liderliğinin hakkını vermem lazım. Değil ona, onun ortamında bulunan hiçbir futbolcuya karşıdaki adam kim olursa olsun "ulan" diyemezdi. Acaip bir bütünleyiciliği ve liderliği vardı Şükür'ün.. O yüzden beklentilerimizi kısmamız lazım artık. Bundan sonra bu tarz kaptanlar gelmeyecek ve yetişmeyecek.. Nice futbolcular rakip takımın seviyesiz ithamlarına "ulan" larına sayın başkanım diye pısarak cevap verecek... Korkularımızın esiri olacağız..

30 Kasım 2010 Salı

Galatasaray İdman Yurdu

3 yorum


Her şey böyle mi olacaktı, bu kadar basit ve bu kadar duygusuzca mı sonlanacaktı? Atatürk Hava Alanı'na gelirken iğne atsan yere düşmeyecek; mahşeri bir kalabalık ile karşılanan futbolcularını, teknik adamlarını adeta küfürler ile gönderen bir takım oldu Galatasaray. İlk başta Abdul Kader Keita "çirkef ve sahtekar" yaftaları ile gönderildi. Halbuki hatırlanmadı o sahtekar denen adam bu takıma tek başına alnının teri ile tabir yerinde ise arkasından terler aka aka kaç maç kazandırdı.. Hemde bu takımda yıllar yılı Ayhan Akman gibi bir adam forma giyerken.. Daha sonra Frank Rijkaard'ın imha planı idam fermanını imzalayan bir hükümdar edası ile yönetim tarafından daha sezon başında imzalandı.. Rüyasında dahi görmediği futbolcular transfer edilerek kapı dışarı edildi Surinamlı, şimdi de Elano...

Aslında Elano bu geçmişte açılan iki yapraktan ayrılan bir kısmı temsil ediyor birazda.. Taraftar ona çok sabretti, patlaması için çok bekledi Hagi'den sonra Lincoln ile uzaklardan görünen on numaralı silhüyet Elano'da vücut bulabilirdi belki ; ama Elano karşılığında değil patlamak türkiye'ye geldiğinden beri bir kere bile o ekşimiş yüzünden adam akıllı bir gülümseme göstermedi. Hep bir sıkıntısı, uyumsuzluğu, isteksizliği vardı nerde tırak orda bırak hesabı buraya kadarmış demekki..

Ancak esas sıkıntı Elano'nun geçmişteki başarısızlığı ve başarıları değil, asıl sorun Galatasaray spor kulübünün sportif anlamda "rezalet" şekilde yönetilmesidir. Satılıp satılmamasının doğru olduğunu yada hatalı olduğunu tartışmıyorum sadece Sercan Yıldırım'ın 7-8 milyon euro, volkan şen'in 6 milyon euro, ve anadolu'daki nice yağız delikanlıların piyasasının 5 milyon eurodan açıldığı bir futbol piyasası enflasyonunda Elano için biçilen komik rakama bir şeyler demek istiyorum.. Skandallara nerden başlayabiliriz ki ? Acaba o Rezalet kavramını nasıl açabiliriz ? Dünya çapında bir teknik direktörün "total futbol" gazı ile getirilip kadrosunun bir sene içersinde tarumar edilmesi ve Surinamlı'nın listesindeki bir tek futbolcunun dahi transfer edilmemesi, Keita gibi bir oyuncunun tamami ile medyanın gazına kurban edilip satılması, bu günde yaşanan Elano komedisi bu üç şey dahi yeterli olsa gerek.. Birde çıkan, kulüp menşeyli olması muhtemel dedikodular var ki akılalır şey değil.. Elano'nun 10 milyon eurodan vazgeçtiği söyleniyor.. Hatırladığımız kadarıyla Haldun üstünel döneminde elano yıllık 3.5 milyon euroya transfer edilmişti peki 1.5 sene içersinde 10 milyon euroluk bir alacaktan vazgeçmeyi hangi akıl sağlığı kabul edebiliyor ? Elano gelecekteki alacağından nasıl vazgeçebilir ? Şunu anlıyorum Elano mutsuz ve gitmek istiyordu ancak karın ağrısı neden? Ara transfer döneminin gelmesine bir kaç ayın kaldığı gerçeği ortadayken Elano apar topar satılıyorsa ortada çok açık bir şey var ki yönetimin dedikodusu yapılan 10 milyon euro kadar abartı bir ödemesi olmasa dahi Brezilyalı'nın eline belkide bedava gitmesine sebebiyet verecek büyük bir koz verdiğidir. Nitekim yönetimde hiçbir para kazanmadan 2.9 milyon euroya gitmesini kabul etti ve iş kapandı, bu kadar basit.

Malesef koskoca bir kulübün düşebileceği bundan kötü bir nokta olamaz. Önce avrupanın vasat takımları karşısında alınan utanç verici skorlar, sonra da manisaspor'dan bile daha kötü bir kadro yapısına sahip olan takımın yüzüne tokat gibi çarpan gerçekler.. Taraftarın bu zamana kadar zaten yerli futbolculardan Arda dışında hiçbir umudu yoktu bu gün Elano'da gidince fakirin önünden bir umut ekmeği daha gitmiş oldu. Malesef bu ülkede en ufak bir başarısızlıkta kafanın ilk çevrildiği yerdeki kelleyi almak bu kadar kolay, buzdağının arkasını görmek bu kadar zor olursa; heyecanımıza bu kadar yenik düşüp, aklımızı kullanmaktan bu kadar aciz olursak bizim 2000'lerin ruhuna dönmemiz torunlarımıza anlatılan masallardan daha fazlası olamayacaktır.. Uefa şampiyonluğu apoleti taşıyan takıma sağ bek olarak ali turan'ın layık görülmesi bile başlı başına bir komedidir.

Related Posts with Thumbnails

Kimsin Sen ?

 
Super Mario Jardel - Template By Blogger Clicks