Geçen sezon kewell ile başladı, bu sezon hız kesmeden devam ediyor keita ve elano ile.. Eğer taraftarın aklına transferden de önce haldun üstünel'in ne kadar başarılı bir yönetici olduğu geliyor, forumlarda futbolcudan önce yöneticinin başarısı konuşuluyor ve her seferinde böyle bir yöneticileri olduğu için şükür ediyorlarsa bu sevgi hala kulübü babasının malı gibi kullanmak isteyen ve kendi adamlarının görevden alınmasına şu an köpürmekle meşgul olan dinazorlara kapak olsun.. Biraz elinizi vicdanınıza koyun.. Bu isimleri 3-4 sene önce attığı jeneriklik çalımlarla avrupa'dan futbol programlarının en güzel hareketler, en güzel goller bölümlerinde görürdük sizin yönetiminizde, şimdi ali sami yen'den izliyeceğiz attıkları gollerden sonra isimlerini haykıracaz..Dinazorlara kapak olsun.. Büyüksün haldun üstünel, tribünlerde söylenecek bestelere layıksın..
Futbolu hakkında söylenecek fazla şey yok.. brezilyalıları bizden daha iyi tanıyan antu'da ki arkadaşlar tuttukları ağıtlar ile baya fikir verdiler :) Bu arada ileride galatasaray'ı verilen bu paralardan ötürü ciddi "ekonomik sıkıntılar" bekliyor diyenler mehmet topuz+özer hurmacı'ya 15 milyon euro'ya yakın bir transfer bedeli ödediklerini unutmasın, artık sıkmaya başladı çünkü bu geyikler.. Oyuncuların kalitesine söylenecek söz kalmayınca bu geyikler türetilmeye başladı bazılarınca..
30 Temmuz 2009 Perşembe
Neler Oluyor Bize ?
27 Temmuz 2009 Pazartesi
Fotomaç'a Malzeme Vermek

Geç olsun güç olmasın dedik ama malesef güç oldu.. Keita'nın giydiği beyaz forma iki omuzdan inen sarı çizgi ile rezalet ötesi.. Geçen senenin şahsımca en kötü forması olan beyaz forma bile kat ve kat daha güzeldi.. Mor forma ilk başta fena durmuyor eğer omuzdaki çizgiler parçalıdaki gibi kesik değilse.. belki gözler zamanla alışır ama muhtemel bir mağlubiyet halinde fotomaç türevi gazeteler malum manşetleri atmak için gün sayıyor olacak.. Hele ki bu mağlubiyet fenerbahçe veya beşiktaş'a ise değmesin yağlıboya ! Umarım o maçlara mor forma ile çıkma densizliğini göstermez birileri..
Kendi evimizde tıpkı liverpool, chelsea, real madrid gibi özdeşleşmek istediğimiz parçalı forma ise gerets döneminde giyilen formanın tıpatıp aynısı.. Hatta daha kötüsü.. gözle görülür tek fark eski parçalının sağ tarafı sarı, sol tarafı kırmızı iken yeninin tam tersi olması gibi.. alenen görüldüğü üzere omuzdaki 3 çizginin aşağa inmemesi düşüncesi nedir öyle ? Parçalı formanın geçmişte giyilenden tek farkı bu birkaç basit detay görünüyor. Oysa en büyük beklentim nostaljik metin oktay forması üzerinde ufak değişiklikler yapılarak tasarlanmasıydı ama adidas demek gerets dönemi formasını ufak değişiklikler ile taraftara sunmayı daha manidar bulmuş. dizayn eden kişi kimse işi kapsın diye çoluğuna çocuğuna yaptırdı bu formaları (!) anlaşılan. Olmamış be.. Taraftar elbette kulübüne destek olmak için formasını alır ancak en az taraftarın yüzde 70'inin(iyimser olmak) bu formaları içine sindireceğini düşünmüyorum.. biraz özeleştiri yapalım.. Beşiktaş'ın çubuklusu, fenerbahçe'nin arma forması genel itibari ile taraftarlarından geçer not alan tek formalarıydı.. Acaba biz hangi formaya geçer not verelim ?
Not: Umarım ilk fotoğraflarda bizim göremediğimiz bazı detaylar gözden kaçmıştırda iş bu yazı ağızıma tıkanır..
26 Temmuz 2009 Pazar
Nonda'nın durumu ne olacak ?

Şu aralar Nonda'nın gideceği ve rijkaard tarafından istenmediği haberleri iyice artmaya başladı.. Hatta kulislerde Galatasaray'ın yüksek maliyetinden de kurtulmak için bonservisini futbolcuya vereceği haberleri bile var..
Nonda iyi bir futbolcu idi.. bu iltifatları di'li geçmiş zamanda kullanmak doğru olur.. 2 sene önce geldiği ilk sezonda Hakan Şükür'ün ve Ümit Karan'ın arkasında kalmasına rağmen 24 maçta 11 gol attı.. İkinci yarıda oyuna girdiği maçların hiçbirinde gol atamadı.. Gollerinin tümü ilk 11'de oynadığı maçlarda geldi.. Hatta o sezon Hakan Şükür'ün arkasında kalmayıp kalli tarafından daha çok şans verilseydi çok daha fazla gol bile atabilirdi Nonda.. Galatasaray'da ki ilk sezonunda Monaco günlerindeki nonda'dan esintiler sundu bitiriciliği, fırsatçılığı, sert şutları,mücadeleci yıldırıcı futbolu ile.. Nitekimde fenerbahçe'ye şampiyonluk golünü atarak adını tarihe de yazdırdı.. İyi oynadığı sezona en anlamlı golle noktayı koydu.
İkinci sezon sözleşme yenilendi Nonda ile.. Maç başına olan parası garanti paraya çevrildi.. Aslında ikinci sezonuna da Steau Bukres'e attığı gollerle çok iyi başladı ama sonrasında form grafiği yavaş yavaş düştü ve Baros'un da yükselişi ile beraber dibe vurdu..Anlaşılmayacak şekilde ilk sezonundaki formuna yüzde yüz tezat oluşturan hareketlerle taraftarın sevgisini de yitirmeye başladı.. Klass futbolculuktan, kereste futbolculuğa doğru emin adımlarla ilerledi.. Koşmaktan acizliği, pervasız hareketleri, son vuruşlardaki beceriksizliği hayret ettirdi geçen seneki nonda'yı görenleri.. Oynadığı maçlarda düzelmesini bekledik ama ikinci sezonunda forma giydiği hiçbir maçta kazma hüvviyetinden öteye gidemedi.. Bazen artıistik verkaçlar, paslar falan atsa da ilk sezondaki görüntüsünden eser yoktu artık.. Nitekim şu an da istenmeyen adam.. Artık taraftar Nonda'nın yerine özgürcan'ın, hatta Cem sultan'ın bile kalmasını daha doğru görüyor.. Nitekim gelişme ihtimalleri var. Sevmesem bile geçen sene çok başarılı bir form çizen Özgürcan Nonda'ya göre kesinlikle denenmeye değer.. Açıkçası bu dakikadan sonra Nonda'nın sır kapısına falan karışmazsa ya da sihirli bir değnek üstüne değmezse Monaco günlerine dönmek değil Galatasaray'da ki ilk sezonuna bile yaklaşacağını düşünmüyorum..
Nonda'nın ikinci sezonunda edindiği futbol alışkanlığının rijkaard'ın sistemine uymadığı açık.. Mücadele etmekten, koşmaktan aciz bir Nonda 4-3-3'ün en ucunda neler yapabilir ? Hadi Jardel gibi durağan oynasa ama leblebi çekirdek gibi gol atsa kimse durmasına söz söylemiyecek ama o da yok.. Eğer ki Baros'un muhtemel kart cezaları, sakatlıkları söz konusu olursa taktiğin en önemli çarklarından biri olan santrafor nonda ile nasıl işleyecek? Savunmada yaşanan zaaflar elbette ortada ama gökhan zan, emre güngör, servet çetin, emre aşık gibi alternatifleri olan defansta mıdır en büyük eksiklik yoksa baros dışında hiçbir alternatifi olmayan santrafor mu ? Keita'nın da santrafor oynayabileceği konuşuluyor ama şahsen Baros kadar etkili olabileceğini ve maksimum verimle yeni mevkisinde oynayacağını sanmıyorum. Büyük hocanın umarım bu alternatifsizliğe ve santraforda gizliden gizliye bekleyen tehlikeye bir önlemi vardır...Oldu ya Baros fenerbahçe maçından önce kart cezalısı durumuna düştü.. Kadıköy'de bu şartlar altında Nonda'yı mı Yaser'i mi oynatacağız acaba ?
25 Temmuz 2009 Cumartesi
Adam Olabilmek !

Galatasaray’ın Hollandalı çalıştırıcısı, önceki gece saat 02.00’da yanına takım kaptanı Arda’yı da alarak hastaneye kaldırılan Serdar Eylik’i ziyaret etti. Rijkaard oyuncusuna moral verdi, ciddi bir problemin olmamasına sevindiğini söyledi.
Dünyanın en kariyerli teknik direktörü ve adam gibi bir adam.. Serdar Eylik hayatı boyunca bu ziyareti unutamaz, seneler sonra çocuklarına bile anlatır hastane kapısından giren iri fizikli hollandalıyı görünce duyduğu heyecanı..Dün şampiyonlar ligi kupasını messi ile ronaldinho ile kaldıran avrupayı dize getiren adam bu gün gecenin 2 sinde sakatlanan oyuncusunu unutmayıp hastanelere koşuyor.. Adamsın sen !
23 Temmuz 2009 Perşembe
Uzayacak O Saçlar !

Galatasaray'ın şu iki maçtaki futbolu tıpkı saç uzatan bir kişinin saçlarının uzama sürecinde yaşadığı geçiş dönemindeki sıkıntılar gibi.. Saçlar uzatılma kararından belli bir süre sonra geçiş dönemi olan o iğrenç dönemde iyice içinden çıkılmaz bir hal alır... Şekil vermeye çalışırsın olmaz, toplamaya çalışırsın o da olmaz.. kıssadan hisse iyi bir sabır, hatta peygamber sabrı edilmediği müddetçe soluk ya saç uzatmaktan vazgeçilerek kısacık kestirilmek için berberde alınır, ya da o sabır gösterilip dayanılarak 8-9 ay sonra harikulade uzun saçlara kavuşulur..
Görünen o ki bu sene galatasaray'da saç uzatma durumu yaşanacak.. Karar verildi bir kere.. Artık top sabır, ya da sabırsızlık testine tabi olmak için atıldı.. Ya güzel futbol umuduyla beklenilecek, ya da herşeyden bir anlık öfke ve sinirle vazgeçilip eski hale dönülecek..
Açıkçası kadrolar açıklandığında takım içersindeki futbolu zerre kadar keyif vermeyen,kalibresi galatasaray'da oynamaya çok çok uzak olan bazı futbolcu bozmaları(sabri, barış'ın oynama ihtimali, yaser yıldız) yüzünden maça bile gitmeyi düşünmüyordum ama son anda kararımı Serdar Eylik değiştirdi.. Enteresandır Arda'yı hesaba bile katmamışım kötü futbola olan sinirimden..
Serdar arda ile beraber a kadroya yeni çıkmış bir oyuncu gibi değilde en az 4-5 senedir bu takımda oynuyormuş gibi oynadı..Uyumları mükemmelden ziyade yıllardır beraber top oynuyorlarmış gibi bir hava verdi.. Attığı inanılmaz isabetli ortalar, kendine olan güveni, tıpkı messi gibi pas attıktan sonra rakibin tam kalbine doğru seri koşuları bu arkadaşı uzun süre bu takımda tutacak, hatta daha da öte bir yıldız yapacak.. Nihayetinde yeni de eskiyi kovar..böylece yıllardır patlama beklenen ama sonunda sabri olduğu anlaşılan aydın yılmaz'ı da postalatıcak..Şu çok net görüldü ki aydın, yaser, barış ve o mevkide oynama olasılığı olan ne kadar futbolcu varsa hepsini toplasan bir tane Serdar etmez...Umarım sakatlığı ciddi değildir.. Tez zamanda tekrar yeni kavuştuğu o formasına kavuşur..
Maçı kahveden izlediğim ve kahvedeki fenerli sayısının da azımsanmayacak derecede fazla olmasından dolayı tobol'un tehlikeli akınlarında " hadi bee vurr oğlum!!" haykırışlarını çok duydum.. Galatasaray, değil tehlike yaşatacak ceza sahasına bile doğru düzgün giremeyecek derecede futbol kalitesi bizden çok uzak olan bir takıma 3-4 tane net pozisyon verdirtti.. Hatta bir ara servet'in orkun'un önünden kestiği toptan sonra ciddi ciddi korkmaya başladım yenilmesi muhtemel bir gol karşısında içine düşeceğimiz durumla ilgili..Tabi bu kadar pozisyon vermesi tobol'un oyunundan öte hassas noktada oynayan bazı oyuncuların vasatlığından geldi.. bunlardan biri Ayhan Akman..
İnanılmaz derecede kötü, silikötesi bir oyun.. Uzun süredir ayhan'ı bu kadar etkisiz, bu kadar vasat görmemiştim hatta.. Defans yok, ofans yok, doğru düzgün pas atacak güveni yok.. Sanki Ayhan değilde paf takımdan yeni çıkmış ilk kez formayı giyen heyecanlı, eli ayağa titreyen bir adam oynadı orda.. O kadar kritik yerlerde hata yaptı ki muhtemel tobol golü ayhan'ın akılalmaz hatalarından sonra gelebilirdi..Kaptan değişikliğinden dolayı bir problem olmamasını ümit ediyorum..
Ayhan ile eşdeğer işler yapan bir diğer oyuncu da sağ bekte forma giyen oyuncu oldu.. Golün pasının ondan gelmesi yaptığı hataları kesinlikle görmezden geldiremez.. Hatta bir tobol tehlikeside dikkatli gözlerden kaçmadıysa eğer bu arkadaşın çalım yedikten sonra kapasitesi, ciğerleri yetmesine rağmen rakibini kovalamaması çekip gitmesinden geldi. bu arkadaşın sağ bekte oynadığı, her maçta takım 10 kişidir.. Antrenörlük kariyeri boyunca dünyanın sayılı oyuncuları ile çalışmış mükemmel bir defans oyuncusunda ne gibi özellikler olması gerektiğini çok iyi görmüş olan rijkaard bizim televizyon karşısında senelerdir gördüğümüz şeyleri görmüştür umarım
Servet ile Gökhan zan için fazla söylenecek bir şey yok.. Özellikle gökhan zan'ın bu gün takım hücuma çıkarken yaptığı bireysel hataları da oldu ama takımdaki genel misyonları defans yapmaktan çok orta sahanın ve diğer arkadaşlarının yaptığı sakarlıkları kapatmak oldu.. Orkun için ise fazla söze gerek yok, güven vermiyor..
Arda bu gün iniesta olamaz, xavi olamaz diyenlere nispet yaptı.. Hatta ronaldinho bile oldu bi ara.. çalımladığı oyuncuların haddi hesabı yoktu.. Tobol kalecisinin kariyerinin maçını çıkarması şanssızlık oldu Arda için.. Kabuk değiştiriyor.. rijkaard'ın gelmesi futbolunda dönüm noktası olacak bu sene.. Yepyeni, kaptanlığın sorumluluğunu da sırtlanmasıyla beraber çok çok farklı bir arda seyretmeye hazır olalım.. bu gün hiçbirimiz 10'da lincoln'ü aramadıysak zaten olay bitmiştir.. Arda yavaş yavaş takımın beyni olmaya doğru ilerliyor..
Şu süreç çok önemli.. İşte saçlarımız yavaş yavaş uzamaya başladı, sıkıntılı sürece girmiş bulunuyoruz.. Ama şu süreç bir bitsin uzayan, karizmatik saçlarımızı sallaya sallaya zamanı gelince herkese nispetimizi yapacağız.. Panik yok..
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Kadro Şekilleniyor Serdar Kaldı Emre Gitti
Lincoln'ün sözleşmesi fesh edildi, Serdar Eylik dışında gençlerin büyük çoğunluğu hatta hepsi paf takıma geri gönderilirken Özgürcan Özcan, Erhan Şentürk gibi yaştan ötürü paf takıma gönderilemeyecek genç oyunculara da kiralık ya da bonservisi ile gönderilmek üzere elveda denildi.
Açıkçası Serdar Eylik'in kadroda kalacağı belliydi ama Emre Çolak'ın pafa gönderilmesi süpriz oldu herkes için.. " Rijkaard her an hazır olsunlar, paftan da onları çağırabilirim" dese de Emre Çolak'ı ve pafa gönderilen diğer arkadaşlarını motive etmek, konsantrasyonlarını bozmamak için yapılan bir açıklama gibiydi sanki bu sözleri.. Sonuçta dünyanın en kariyerli teknik adamlarından biri bizim televizyondan gödüğümüz emre'de elbet a takımda oynamasına engel olabilecek bir eksiklik görmüştür ki bu kararı almıştır.. Bundan dolayı da zaten kimse kızmıyor, kızamıyor(hakan ünsal ve ahmet çakar'ı bilmiyorum).. zaten ismin bu derece büyük olması, bazı kararların tartışılabilirliğini daha da azaltıyor.. vakti zamanında dünyanın en iyi futbolcularını(messi, xavi, iniesta, puyol) çıkaran bir paf takıma sahip olan hollandalı bu gün Emre'ye dair bazı eksiklikler gördü ve bunları a takıma girmesi için ciddi engeller olarak değerlendirdiyse bize fazla söz söylemek düşmez..Umarım Emre biz dışardan bu şekilde basit değerlendirsek bile yaşadığı ciddi hayal kırıklığını fazla büyütmeyip çalışmaya ve rijkaard'ın gördüğü eksiklikleri gidermek için uğraşmaya devam edererek kendini geliştirir. Öyle ya da böyle sonuçta gencecik bir insan iyi oynadığı, hatta yıldızı olduğu bir hazırlık kampından sonra pafa gönderilme kararını öğrenince oldukça üzülmüştür hayalini kurduğu forma ve oyuncularla olan yakınlığının bu kadar kısa sürmesinden sonra..
Şahsen Serdar Eylik, Emre Çolak'tan bile daha çok kadroda görmek istediğim bir futbolcuydu.. Kendisi belli ki spektaküler bir oyuncu, futbolun show yönünü, göze hoş gelen yanlarını seviyor.. E tekniği de buna el veriyorsa aydın gibi çalımcıklarla eline yüzüne bulaştırmayıp futboluyla zevk veriyorsa böyle renkli bir oyuncuyu şans verildiği anlarda seyretmek taraftara büyük keyif verecektir..Geçen sene paf maçlarını pek fazla izleme şansım olmadı ama izleyenlerin "cristiano ronaldo" benzetmelerini hazırlık maçları doğru çıkardı.. Rijkaard'ın tecrübesi ile kendini daha da geliştirecektir..
Gidecek gençler belirlenmesine rağmen a takımın gidecekler cephesinde fırtına öncesi sessizlik hala devam ediyor.. En büyük adaylar Aydın Yılmaz, Mehmet Güven, Volkan Yaman gibi oyuncuların gönderileceğine dair hala netleşmiş bir bilgi yok..Bakalım fırtına ne zaman kopacak..
19 Temmuz 2009 Pazar
Lincoln'ün Düşüşü Uzaktan Şutları Frikikleri
Alman spor dergilerinden Sportbild kariyerinin zirvesindeyken şiddetli düşüşe giren 11 futbolcu ismini vermiş.. Bunlar arasında Yıldıray Baştürk ile Lincoln'de varmış.. Yıldıray şahsi kanaatimce hiçbir zaman maç koparan, takımın beyni olacak bir "10" numara izlenimi vermemişti.. Son zamanlar takip etmiyoruz ama zannedersem kariyerindeki istikrarsızlıklar artık halt safhaya ulaşmış..
Lincoln ise malumunuz.. Galatasaray'a gelmeden önce ve geldikten sonra Gs tv'de yayınlanan fenerbahçe'ye attığı goller, tanrı benim burda olmamı istiyor demeçleri ile hepimiz gala geldik.. Nitekim ilk 2 maçta attığı harikulade uzaktan goller ile taraftarın gözünde "Hagi" den sonra bir türlü devamı gelmemiş maç kurtaran,efsane futbolcu eksikliği giderilmiş gibiydi..Herşey toz pembeydi şarkıdaki gibi.. Ancak sonrasında Kalli ile yaşanan o problem Lincoln'ün düşüşünde miladı oluşturdu..Bir daha hiçbir zaman lincoln'ü uzaktan attığı o goller, schalke 04'te attığı youtube'tan izlediğimiz galatasaray günlerine nazaran çok daha klas etkili gol vuruşları ile göremedik..Acaba bir futbolcu nasıl şut çekmeyi unutur ? Nasıl olaki Almanya'yı takip edenlerce "avrupa'nın sayılı frikik ustaları" arasında gösterilirken Galatasaray forması altında fenerbahçe'ye attığı ofsayt gol dışında koskoca 2 sezon frikik golü atamaz ? Bu işte bir terslik olmalı muhakkak ? Ya schalke günlerini birebir takip edenler durumu abartıyor ya da Lincoln galataray günlerinde frikik falan çalışmadı..Hagi'yi 10 numara yapan özelliklerden en önemlileri öldürücü frikikleri ve uzaktan şutlarıydı.. Lincoln geldiği günden bu yana bu özelliklerini ilk 2 maç dışında hiç bizlere göstermedi..
Elbette son derece klas bir futbolcuyu 2-3 özelliği eksik diye tükaka etmek yanlış bir değerlendirme olur ama bence Lincoln'ün Galatasaray'da uzaktan şut kifayetsizliğinde yatan muhakkak bir neden olmalı.. Ya cm oyunlarındaki gibi yaşlanınca bazı özellikleri düştü, ya bilerek uzaktan şut çekmekten imtina etti, ya da çalışmadı.. Açıkçası ben 3. ihtimal üzerinde duruyorum.. Almanya'dan geldiği ilk bir kaç maç son derece etkili şutlar atarken sonrasında uzaktan şut basiretsizliği içine girmesindeki temel sebep bu olsa gerek.. Herhalde hiçbir futbolcu kasten takımını bu şekilde sabote etmez..
Lincoln elbette ki bu özelliğini pek sunmasa da öldürücü pasları, klas çalımları ile eski Lincoln'de olup şu an sergileyemediği bir çok özelliğini unutturdu.. Belki de taraftar ona karşı duyduğu derin sevgi ve sempati ile bunları unuttu.. Ama herşeye rağmen bir gerçek vardı ki Lincoln Almanya'da top koşturduğu dönemlerdeki gibi ya da bize anlatıldığı gibi bir futbolcu profilini galatasaray forması altında tam anlamıyla bir türlü yansıtamadı..Bundan sonraki kariyerinde acaba nasıl bir Lincoln izlenimi verecek merak ediyorum..

