
Beklenen oldu da aslında.. Kadrolar açıklandığında da yetenekli oyuncu sayısı olmayan olan galatasaray'ın pozisyon bulamayacağını herkes bekliyordu.. Bana kalırsa rijkaard hazırlık kampındaki performanslardan, enteresan ya da bizim futbol bilgimizle kestiremediğimiz şeyler çıkartmış.. Örneğin baz alınan ve bir futbolcunun hazır olduğuna dair geçerli olan kriter hazırlık kampındaki performans ise Yaser bu gün nasıl oynuyorsa, Emre Çolak'ta o kadar oynamalıydı.. Keza bu durum Aydın Yılmaz'ın da aynı şekilde oynamamasını gerektiriyordu ama o da oynadı
Maçı özetlemeye gerek yok elbette ancak beni senelerdir korkutan ve rijkaard'tan değiştirmesini beklediğim aksaklıklar halen devam ediyor.. Elbette çok erken elde şu etapta doğru düzgün oyuncu da yok ama herhalde futbolculuğun tozunu yutmuş, kariyerinde şampiyonlar ligi kupasını gerek futbolculuğu gerekse antrenörlüğü süresince kaldıran hoca Sabri Sarıoğlu'nun değil duran top kullanmak, futbolcu dahi olmadığını anlamalı.. nerdeyse 1 ay oluyor beraber çalışalı.. Bu gün forvetteki uzantısı Aydın Yılmaz ile beraber tipik sabri oyununu oynadı zaten, süpriz değildi bu.. Şimdi bazıları çıkar derlerki sabri defans adamı değil ? Gol pozisyonunda fazla suçlanmamalı.. E iyide sabri'nin orta sahadaki oyununu da biliyoruz. Neyse koca takımın yükünü sadece Sabri'ye yüklemekte aslında yanlış..
Özellikle Rijkaard Yaser konusunda bu maçta ne kadar yanıldığını görmüştür.. Elbette hazırlık maçındaki performansı ile ağzımıza bir parmak bal çaldı ama şimdi nerdesin be arkadaşım ? İşte karşında süper oynadığın al ahly-casablanca ayarında bir takım peki sen nerdesin ? Erhan şentürk ise anadolu takımlarında oynayabilecek bir oyuncu izlenimi vermenin ötesine bir türlü geçemiyor.. Kleve maçında attığı golden sonra da sahada doğru düzgün yoktu zaten.. Ancak rijkaard olması gerekenden fazla şekilde güveniyor bu çocuğa.. bu maçta şans vermesi bile zannımca çok çok ekstra bir durumdu ki bu maçtaki form tıpkı erhan gibi gönderilecek diğer oyuncular hususunda da rijkaard'a daha net fikirler verdi..
bu gün alparslan'ın yerine volkan yaman olsa o da en fazla bu kadar oynardı ki alparslan'ın potansiyeli volkan yaman'dan daha üstün. Tecrübesizlik eseri bu maçta atıldı ama atılana kadarki performansı ile volkan yaman'ın takımda gereksiz olduğunu gösterdi..
kıssadan hisse bu maçtaki oyundan ötürü şahsen rijkaard'ı eleştirmek istemiyorum.. Hele ki as oyuncular niye oynatılmadığı geyiği hiç yapılmasın.. Biliyoruz ki ne geldiyse başımıza o sakatlık belası yüzünden geldi.. Herşeye rağmen hatta ilk maç olmasına rağmen kafamdaki rijkaard'ın gelmesi ile çözüleceğine inandığım soru işaretleri hala düzelmedi.. bundan sonra en çok merak edeceğim şey gönderilecek oyuncuların isimleri olacak.. Umarım rijkaard bu listede futbolcu ile futbolcu olmayanları ayıklayabilmiştir..
16 Temmuz 2009 Perşembe
Tobol 1 - 1 Galatasaray
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Perşembe Süprizi !
Daha önce ağızdan ağıza tobol - galatasaray maçını d-smart'ın yayınlayacağı söylentisi duyulmuş, bizlerde inanmıştık.. Bu gün ntv yüreklere su serpti ve maçın 19:30'da kendi ekranlarından yayınlanacağını duyurdu..aynı maçı iki farklı kanal yayınlayabilir.. bunun emsalleri de geçmişte var ama ben decoderi olanların bile maçı illet d-smart'tan izleyeceğini sanmıyorum..
Tobol Maçı Öncesi Kadro Alternatifleri

Bu gün gazetelerde Galatasaray'ın Fc Tobol karşısında sahaya süreceği alternatif ilk 11 tahminleri oluşturulmuş.. Hiçbirinin yüzdeyüz doğru olduğunu düşünmemekle beraber aslında ufakta olsa doğruluk payları var.. Galatasaray'ın bu maça direkt skoru değiştirecek ve oyununa etki edecek oyuncuları olmayacak. Zaten gazetelerin tahminine ek olarak bizim yazacağımız tahminlerde futbolcuların kalitesi açısından eş değer oyuncular.. Elbette Arda ile Baros en büyük silahlar ancak son Leverkusen maçındaki savruk oyunları tam bir soru işareti.. Şunu da unutmamak lazım takım leverkusen'e karşı oynadığı kadronun bir benzeri ile çıkacak.. O kadronunda almanlar karşısında ne kadar etkin olduğu malesef ortada. Doğru düzgün pozisyon üretilmeden biten bir 90 dakika, sadece Gökhan'ın direkte patlayan topu var tehlike olarak.. Elbette bu seferki rakip alman futbolunun kalburüstü bir takımı değil ama galatasaray'ın da vasat ve henüz hazır olmayan oyunculardan kurulu bir kadro ile çıkacağı ortada.. Tabi vasatlıkla kastım oyunun ofansif yönüne bireysel yeteneği ile futbolcunun yaptığı katkıdır.. Kewell gibi, herşeye rağmen Lincoln gibi.. Ümit ederim kötü bir süpriz çıkmaz kazakistan'dan.. Kahveden çıkarken bazı arkadaşları bıyık altından güldürmeyiz perşembe günü..
Kaleci: Orkun(Aykut)
Savunma: Sabri, G.Zan, Servet, H.Balta
Ön Libero: M.Sarp
Orta Saha: Ayhan Akman, Barış Özbek
Forvet: Aydın(Emre Çolak), Arda Turan
Santrafor: M.Baros
Takımda sadece 2 tane oyuncunun direkt skora katkı edebilecek ve ofansif etkinlik üretebilecek oyuncu olmaları beni ürkütüyor.. Hele onların da son maçlarda hazır olmadığına dair tehlike çanları çalması daha da ürkütüyor.. Ümit ederim oradan tatsız bir sonuçla dönmeyiz.. Hazır bir Galatasaray'ın bu takıma ne olursa olsun en azından 3 gol atacağını hepimiz biliyoruz.. Peki ya hazır olmayan bir Galatasaray ?
14 Temmuz 2009 Salı
Tarihe mâl olmuş ayarlar

Muhtelif sözlüklerde hali hazırda bu şekilde açılan başlıklar var. Az evvel tam bu kategoriye girecek bir ayar yaşandı Uğur Dündar'ın başkanları bir araya getirdiği programda.. Şahsen Aziz Yıldırım'ın şaka ile karışık Arda'yı istediği davette Adnan Polat'ın "sizde Gökhan Gönül'ü verin ehüehü" cevabını pısırıkça bulmuştum.. Ama başkan bu son cevabıyla Aziz Yıldırım'ın surat ifadesinden de anlaşılacağı üzere Yıldırım'ı çok pis bozdu.. Şöyle ki
u.d : Sizin aranızda bir de Arda olay var Aziz bey.. 15 milyon euro teklif ettiniz
a.y: evet ettim.. bana kalırsa kulüpler arasında böyle transferler olmalı kem küm...Bana yarım saat verin Arda ile konuşayım dedim olursa Fenerli yaparım, olmazsa teşekkür ederim
u.d: Siz ne diyorsunuz sayın Polat ?
a.p: Arda iyi bir Galatasaraylı, Aziz bey'de iyi bir fenerli.. Ama ben bu yarım saatlik görüşme'den sonra Arda'nın Aziz Bey'i Galatasaraylı yapmasından çekiniyorum
a.y: ?!?!?!?!
Aziz Yıldırım resmen buz kesti.. Sonrasında kulüp başkanları takım değiştirmez, futbolcular değiştirir siz Arda'yı avrupa'ya satınca bakalım nasıl karışacaksınız demeye getirdi ama olan olmuştu.. Tanıdığımız Aziz Yıldırım bu olayı hırs yapar.. Şundan eminim ki Arda'nın avrupa'ya gitmesiyle beraber milyon dolarları dökme pahasına sırf Polat'a bu lafları yedirmek için Arda'nın peşine düşecektir.. Tıpkı Fatih Akyel, Emre Belözoğlun'da yaptığı gibi.. Bu sefer bu sözler başkanı daha da hırsa bindirecektir.. ancak Arda sevdasında balta taşa vurulmuştur.. Zira bahsedilen oyuncunun kulübe olan sevdası Metin Oktay ile özdeşleştirilmiştir.. Metin Oktay ile özdeşleştirilecek hiçbir oyuncu da ne pahasına olursa olsun, avrupa da olsa bile sevdasını para için satmaz..Onlar kulübüyle özdeşleşen futbolcu olmuştur artı.. Bu gün Raul, Gerrard, Totti takımları için neyse Arda'da galatasaray için odur.. Başarılar dileriz Aziz bey, allah sabır versin..
D-Smart Sezonu açtı !

Aslında bekleniyordu bu.. Bir süpriz olurda Benfica, Hertha Berlin maçlarında olduğu gibi trt devreye girer mi dedik ama olmadı.. Geçmiş olsun tobol maçı 20-30 tl'lik receiverları 300-400 tl'ye millete satan D-Smartta.. Bari doğru düzgün yayın yapsanız içimiz yanmıyacak.. Alttan, üstten çıkan reklamlar, maçın içine eden ekrarnın tamamını kaplayan o iğrenç "inca" reklamı.. Hepimize geçmiş olsun. Kıraathane yolu gözüktü.. İşkence sezonu açıldı.
13 Temmuz 2009 Pazartesi
Aydın Yılmaz'ın Kifayetsizliği
Söz konusu olan Aydın'ın birkaç hazırlık maçına bakıp ahkam kesmek değildir.. Galatasaray'a piştikten sonra gelip neler yapıp neleri yapamadığıdır.. İşe bu terazi ve dengede baktığımızda Aydın Yılmaz'a ve yeteneğine dair o terazinin hangi kefesi daha ağır basmakta herşey açık ve net olarak görülmektedir..
Daha toy bir çocukken, fizik itibari ile servetin 1/4'ü iken Konya'ya gol attıktan sonra sırtı elini ensesine atan herkesçe sıvazlandı, kahraman ilan edildi, büyük yetenek olduğu iddia edildi... Hatta Arif ve Küçük Hakan özellike bu çocuğun maçlarını izlemek için paf takım idmanlarına gittiklerini bile söylediler.. Sonra gayet tabi yaşının gençliği, tecrübesizliği sebebiyle bu ağırlığı taşıyamadı, film çok kısa sürdü.. İlk kiralık macerasında anadolu kulüplerinde adı sanı duyulmadı, Manisasporda ağır sakatlıklar yaşadı.. Sonra Büyükşehir Belediyespor'a gitti.. Orda da nedense bu çocuğa dair baz alınan kriter Belediyespor'un Galatasaray ile oynadığı bir maçta 2 futbolcuyu geçip De Santcis'i zorladığı şut oldu.. O zamana kadar Aydın Yılmaz ne kadar takip edildi ? kim takip etti ? bu çocuk Galatasaray maçı dışında Belediyesporda ne yaptı ? Diğer maçlarda ne gibi sıçramalar gösterdi ? Başka hangi maçın yıldızı oldu ? Tam bir bilinmez.. 30 küsur maçtan tek referans olarak alınabilecek maç Galatasaray'a karşı oynadığı maç mıdır ? Şu bir gerçek ki tek bildiğimiz Abdullah Avcı kanatları altına aldı ve o maçta doğal olarak sezon sonu döneceği takıma kendini göstermek için hırslı oynadı..
Sadece Galatasaray maçı performansı baz alınarak sonraki koca 1 sezon galatasaray'da top koşturdu,ekmeği çok güzel yedi.. Peki ne verdi ? ne üretti ? koca bir hiç... Futbolculuk topu alıp "deli danalar" gibi koşup hiçbirşey yapamamak değildir.. Bu gün Sabri Sarıoğlu beğenilmiyorsa işte bundan beğenilmiyor.. Elbette Sabri'nin aykırı karakteri de bunda etken ama sevilmemesindeki esas nokta futbolunun yetersizliği ve yetenek yoksunu olmasıdır.. Aydın'a tekrar gelecek olursak sonuç yok, gayretin meyvesi yok, bal yapmayan arı, teknik yetersiz, futbolu zevk vermiyor.. Aydın Yılmaz'da Sabri'nin klonu olma yolunda emin adımlarla gidiyor.. Koskoca galatasaray 1 sezon boyunca ona büyük şanslar verdi.. Ama bir adım bile futbolunda aşama kaydedemedi.. 3-5 maç değil, dikkat çekerim 1 koca sezon.. O formayı 1 sezon fizik olarak belli bir yeterliliğe eriştikten hele de maç tecrübesi kazandıktan sonra giyip hiçbirşey verememek tek kelimeyle yeteneksizliktir.. Tamam sürekli forma şansı bulamadı elbet ama Skibbe döneminde herşeye rağmen bir futbolcunun kendini gösterebileceği sürelerde forma şansı buldu.. Sözün özü bu çocuk yeteneksizdir malesef.. Tıpkı Sabri gibi, Barış gibi.. konuşmak için de tam sırasıdır.. Kendine verilen şanslarda bu derece yeterlilikleri olmasına karşın hiçbir şey yapamıyorsa başka ne denebilir ? Galatasaray'da forma giymesi için bir ekstra özelliğini arıyorum ama yok ! Umarım galatasaray yeni bir Sabri Sarıoğlu yaratmadan bu çocuğu anadolu takımlarının birine gönderir de çok daha yetenekli ve o forma altında kendini göstermek için ondan çok daha fazla azim gösteren Emre Çolak, Serdar Eylik gibi futbolculara forma şansı yaratır..
6 Temmuz 2009 Pazartesi
Ne olacak bu gençlerin hali ?

Kleve maçı ve dünkü al ahly maçı gösterdi ki şu an itibariyle kiraya verilmeden galatasaray a takımına yükselebilecek kabiliyette 2 tane oyuncu var. Emre Çolak ve Serdar Eylik.. Dünkü al ahly maçının 90 dakikasını izleyemedim ancak maç özetlerinden net bir şekilde anlaşıldı ki emre çolak her pozisyonun içinde bir şekilde vardı.. Hele ikinci yarıda barış özbek'in ortasına ceza alanı dışından vurduğu vole şu an ilk 11 de adı geçen bir çok oyuncunun bile yapamayacağı kalitede bir voleydi.. al ahly kalecisi sakatlanma pahasına topu kurtardı..
Kleve maçında ise Serdar Eylik'in nasıl öldürücü driblingler yaptığı net bir şekilde görüldü.. Anlaşılan o ki Cristiano Ronaldo'yu baya bir izlemiş ve hareketlerini de layıkıyla yapıyor.. Kabiliyet olduğu, yapabildiği müddetçe de kimsenin bir şey diyeceği yok zaten..
Benim en büyük endişem geçmişte galatasaray'ın genç oyuncular konusunda kısmen yaşadığı acı tecrübelerdir.. Alp küçükvardar, mustafa kocabey bunlardan bir kaçı.. Bu iki oyuncu da vakti zamanında son derece yetenekli oyunculardı.. Alp küçükvardar almanya'da düzenlenen bir hazırlık turnuvasında trabzonspor karşısında yıldızlaşmıştı.. Hatta çokta güzel bir golü vardı.. Tam türk futbolu yeni bir yıldızla tanışacak derken alp dönemin teknik direktörü fatih terim'den lig maçları boyunca gereken ilgiyi bir türlü görememişti.. Şunu rahatlıkla söyleyebilirimki alp'ten çok daha yeteneksiz olan burak akdiş daha fazla forma şansı bulmuştu alpten.. Zaten sonra ortaya çıkan sakatlıklarla beraber alpte soluğu küme düşme potasındaki takımlarda almıştı..
Kalli'nin bulup çıkardığı papin mustafa ise o dönem hakan şükür ile birlikte forvetin vazgeçilmezi olmuş, roma'ya attığı gollerle hafızalarda yer etmişti.. Gençti, elbet gençliğinin tecrübesizliğinden ötürü acaip gollerde kaçırırdı.. Ama üstünde durulduğunda koca galatasarayda leblebi gibi gol attığını da görmüşlüğümüz vardı mustafa'nın... Ama ne oldu ne bittiyse kalli'den sonra papin mustafa da bitti, yok oldu gitti.. Hala mustafa'nın kalli'den sonra gelenlerce neden harcandığını çözememişimdir.. Şu an lig istatistiklerine bakıldığında türk futbol tarihinin en çok gol atan futbolcuları arasında mustafa'nında isminin olması herhalde kötü futbolcu olduğunun emaresi olsa gerek !
İşte yaşanan bu acı tecrübeler şu an galatasaray'da belli bir aşamaya gelmiş genç futbolcular konusunda kuşku yaratıyor.. Evet son zamanlarda arda turan örneği de var ama acaba arda boleslav maçında o olağanüstü patlamayı yapmasa ve maçın yıldızı değilde maçın en kötü oyuncusu olsaydı acaba bu gün bir arda turan efsanesi doğabilir miydi ? Netekim kendisini çıkaran gerets kadıköy'de 4-0'lık maçtan sonra ferhat öztorun'u bitirmişti.. Acaba böyle bir şey arda'nın başına gelse neler olurdu ?
Malesef gençlerin kendini gösterip, a takıma çıkması pamuk ipliğine bağlı gibi bir şey.. Umarım rijkaard bu sene hepimizi yanıltırda en azından 2 futbolcuyu a takıma çıkartabilir..

